turuzim bakanlığı
Bugun...
Lefkoşa hava durumu °C
  • BIST: 83.116 %-1,72
  • Dolar: 2,4985 %0,91
  • Euro: 2,8288 %0,86
  • Altın: 99,32 %0,70

eziç

laü

23-10-2016
BİNNUR SAYMAZ

BİNNUR SAYMAZ

Çocuklarda Beslenme Alışkanlıkları ve Ebeveyn Tutumları

Çocuk eğitiminde başarılı olmanın yolu ebeveyn - öğretmen ve okul üçgeninin işbirliğinden geçmektedir.

Okul öncesi dönemde bulunan bir çocukta gelişmesini istediğimiz; özgüven, bağımsızlık, kendini  ifade edebilme,  sorumluluk, problemlerle başa çıkabilme, dinleme, konsantre olabilme, özbakımını gerçekleştirme ( yemek yeme , giyinme, temizlik vb) gibi yönleridir.

Peki çocukların bu yönlerini geliştirebilmek için okullarda yapılan  uygulamalar  yeterli midir?

Elbetteki hayır. Çünkü çocuğun temel eğitimi ailede başlamaktadır. Çocuk doğduğu andan itibaren ailesi ile birlikte dünyayı tanımaya ve ailesini örnek alarak gelişim göstermeye başlar. Bu yüzden ailenin tutum ve davranışları çocuk üzerinde büyük önem taşımaktadır. Ebeveynler çoğu zaman doğru olarak gördükleri yanlışlar sayesinde çocuklarda davranış bozukluklarına neden olabilmektedirler. Çocuğu bir birey olarak görmek ve ona bir birey gibi davranmak, yapılacak en doğru davranıştır..

Okul öncesi eğitim kurumlarının ise en önemli görevi çocuklarda doğru davranışları geliştirmek ve bu konuda aileleri bilinçlendirmektir. Bunu başarabilmek ise aileyi eğitimin bir parçası olarak görmekten geçer. Çocukta görülen davranış bozukluklarını fark edip, çocuğun bireysel özelliklerine göre değerlendirip, çözüm yollarını aile ile birlikte aramaktır.

Peki biz eğitimciler olarak ne gibi yanlışlarla karşılaşıyoruz? Bu davranışlardan yemek yeme alışkanlığı ve bu konudaki tutumlara değinelim.

Daha bebekken emzirme döneminden normal öğüne geçecek çocuğa bir çok besin sırf aç kalmasın diye karıştırılır, kaşık kaşık çocuğa zorla da olsa yedirilir. Yemeği kolay yutsun diye birbirine karıştırılan besinler ezilir, çocuk yediğinin ne olduğunu bile anlayamaz. Çocuk daha ilk deneyiminde yemekten soğutulur. Üzerine dökecek, etraf kirlenecek diye eline çatalı, kaşığı verilmez bir yetişkin tarafından yedirilir. Çocuk sadece ağzını açmakla görevlidir. Eğer ağzını da açmazsa bunu yapan ek görevliler bulunur. Çocuk için yemek yemek bir işkenceye dönüşür. Yemek yemeyi sevmeyen bu çocuk biraz daha büyüdüğünde yine aç kalmasın zayıflamasın diye sadece sevdiği yemekler yapılır. Sevmediği besinlere masada yer bile verilmez. Hatta bazı çocuklar sebze türü yemeklerin ne olduğunu bile bilmez. Dahası da var.. sırf yemek yesin diye önüne telefon konup çizgi filmler açılır ya da çocuğun önünde bir-iki kişi doğaçlama drama yapar. “Yersen çikolata vereceğim, oyuncak alacağım, televizyonu açacağım” gibi çocukları sürekli bir ödül beklentisine sokan yaklaşımlar da ebeveynlerin sırf çocukları yemeğini yesin diye iyi niyetle yaptıkları yanlışlardandır. Her ebeveyn bunlardan en az birini mutlaka yapmıştır.

Bu şekilde okula başlayan bir çocuğun ebeveyninden “okulda hiç yemek yemiyor” “okulun yemeklerini beğenmiyor” gibi dönütler almak mümkün. Çünkü okulda hiç tanışmadığı yemeklerle tanışır, artık onu yedirecek birisi yoktur. Sadece “hadi yemeğini yemelisin, kaşığını tut, güçlü olman lazım” diyen bir öğretmeni vardır. Burada çocuktaki bu durumu değiştirmek hiç de kolay değildir. Çünkü okulda bir disiplin uygulanabilir ama bunun evde de devam etmesi gerekir. İşte bu noktada ebeveyne ve öğretmene büyük iş düşmektedir. İşbirliği yaparak ortak bir tutumla uzun bir süreçten sonra çocukta düzelme görülebilir. Tabi aile öğretmene destek olursa.

 

Peki ebeveynler aslında ne yapmalıdır?  

 

Çocuk normal besinlere geçeceği zaman kahvaltı, öğlen yemeği ve akşam yemeği gibi öğünlerine uygun olarak besinleri birleştirmeden önüne koymalı ister bitirsin ister bitirmesin her hangi bir zorlama olmadan denemesine izin vermelidir. Besinlerin ezilerek verilmemesi çocuktaki ağız kas gelişiminin desteklenmesi için önemlidir. Tıpkı biz yetişkinlerde olduğu gibi çocuk erken yaşta masa düzenine alıştırılmalı, bir birey olarak yeri ayrılmalı ve yine bir yetişkine davranıldığı gibi “doydum” dediği zaman saygı gösterilmeli ve bitirmesi için zorlanmamalıdır. Ona özel bir yemek saati olmamalıdır. Aile bireyleriyle aynı zamanda masaya oturma alışkanlığı geliştirilmeli, aile bireyleri olarak uygun model olunmalıdır. Çünkü çocuklar duyduklarından çok gördüklerini taklit etmektedirler. Yemek saatinin oyun saati olmadığı anlatılmalı, masanın düzenlenmesi ve toplanması için görevler de verilerek yemek saatinden keyif alması sağlanmalıdır. Çocuğun yemek konusundaki doğru tutumları zaman zaman övgüyle ödüllendirilmelidir.

Çocuklar kendilerine olgun biriymiş gibi davranılmasından çok hoşlanırlar. Hatta kendilerine güvenleri artar. Bu yüzden onlara çocuk diliyle değil (örneğin: “ hadi mamanı bitir” yerine “ pilavından da biraz ye” diye yetişkin dili kullanarak konuşulmalıdır. Önüne konulan yemek çocuğun gözünü korkutmayacak miktarda olmalıdır. Zaten onların fiziki yapısı bizimkiyle aynı olmadığı için doğal olarak önlerine konan yemek miktarı da bizlerinkinden daha az olmalıdır. Önündeki fazla yemeği gören çocuk “ben bunu nasıl bitireceğim?” endişesine kapılabilir.

Tabi tüm bu tutumlar yemek yeme zorluğu yaşayan çocuk modeli ortaya çıkarabileceği gibi obez çocuk modeli de yaratabilir. Bu yüzden onlara karşı her şeyde olduğu gibi yemek yeme konusunda ilk yaklaşımlar çok önemlidir. Herşeyin fazlası da azı da zarardır.

Unutmamamız gereken çocuklarımızın herşeyi biz yetişkinler gibi hissetmediğidir. Biz aç isek onlar da aç demek değildir. Onların da farklı zevkleri, kendilerine özgü tat alma duyuları vardır. Bizim hoşumuza giden bir besin onların hoşuna gitmeyebilir. Bugün beğenmediği bir besini belki bir süre sonra beğenecektir. Ancak onları zorlamadan sabırla ikna etmek ve zaman tanımak belkide yemek yeme alışkanlığının sorun olmaktan çıkmasına yardımcı olacaktır.

Her zaman olduğu gibi koşulsuz sevgiyle mutlu, sağlıklı çocuklar yetiştirebilmek dilğiyle..

 

Binnur Saymaz

 

 

 

MAKALE YORUMLARI
selba homes
gazete manşetleri
türkcel iç detay