© Kıbrıs Haber Sitesi 2023

Akciğer ve mide kanseri tanısında yeni buluş

Akciğer ve mide kanseri tanısında, köpekler ve elektronik burundan sonra şimdi de saat ile cep telefonlarına takılacak çiplerle hastalık teşhis edilip, takip edilebilecek

Londra Imperial College Kanser Araştırma Kürsüsü Başkanı Kıbrıslı Türk Prof. Dr. Mustafa Camgöz, kanserle yaşamaya alışılması gerektiğine vurgu yaparak, “Kanser artık batı dünyasında en yaygın hastalıklardan biri. İngiltere’de neredeyse iki kişiden biri kanserli… Özel yetiştirilen köpekler, arkasından İsrail’in ürettiği elektronik burun, şimdi de taşınabilir, giyilebilir aygıtlarla kanser hem teşhis edilebilecek, hem de takip edilebilecek” açıklamasını yaptı. 

TIP dünyasında asrın hastalığı kansere karşı en son buluşlardan birinin kokuyla hastalığı teşhis eden elektronik burun çiplerinin, cep telefonu ve saatlere takılmasıyla elde edilen teknoloji olduğu açıklandı. 

Dünyanın sayılı üniversitelerinden Londra Imperial College Kanser Araştırma Kürsüsü Başkanı Kıbrıslı Türk Prof. Dr. Mustafa Camgöz, akciğer ve mide kanserini koku yoluyla teşhis eden köpekler ve İsrail’in buluşu “elektronik burundan” sonra, şimdi de “taşınabilir, giyilebilir” aygıtlar yardımıyla bu kanser türlerinin erken teşhisi ve takibinin gerçekleşeceğini açıkladı. 

Kanser konusundaki yeni buluşları ile dünya çapında üne sahip olan Prof. Dr. Mustafa Camgöz, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, köpeklerin kanseri koku yoluyla saptamasının bilimsel olarak kabul edildiğini, elektronik burun yardımıyla bunun bir adım daha öne gittiğini belirtti. 

Prof. Dr. Mustafa Camgöz, gazetemize yaptığı özel açıklamada, elektronik burun çipinin yakın tarihte kol saatleri veya cep telefonlarına takılarak akciğer, mide kanserlerini saptamada kullanılacağını; hastanın bir yerde “kendi doktoru” olabileceğini, kendini bu yolla kontrol edebileceğini söyledi. 

Prof. Dr. Mustafa Camgöz şu açıklamayı yaptı; 
“Vücutta kanser oluştuğunda, hücre yapısı normalden, anormale dönüşür ve genler, proteinler değişir. Bu değişim “Volatile Organic Chemicals” buharlaşan organik kimyasallar diyebileceğimiz bir tür gazdır. Protein değişikliği sonunda bir koku oluşuyor. Bu kokudan kanserin teşhisinde ilk başlangıç noktası köpekler oldu.

Özel yetiştirilmiş köpeklerin mesane, kolorektal, akciğer ve prostat gibi kanserleri koklayarak teşhis edebileceği konusunda ik yıl önce bir rapor yazdım. Clarence House Sarayında bu konuda Prens Charles’a bilgi vererek, konuyla ilgili buluşları anlattım. Kanseri teşhis eden ve “ Medical Detection Dogs” adlı vakfın onursal başkanlığını şimdi Prens Charles’ın eşi, Cornwall Düşesi Camilla yapıyor. Düşes, bu göreve gelmeden önce kendilerine konuyu anlatıp, köpeklerin bu konudaki etkinliğinin bilimsel olarak ispatlandığını anlattım. 

Konuyla ilgili ikinci raporu hazırladığımda ise İsrail, köpeklerin işini gören “elektronik burnu” yapmıştı. Köpekler sadece kanseri değil, diyabetik hastaları da anlıyor. Şimdi en yeni gelişme ise elektronik burun çipinin saatlere, cep telefonlarına uygulanarak, hastalığın teşhisi ve takibi oldu. Bu yöntemle kalp atışı, şeker, tansiyon da ölçülebilecek. Bu alet çok hassas olacak. Akciğer, mide kanseri kokuyla, prostat, mesane kanserleri ise idrar ile saptanabiliyor. Bu tıp dünyasında büyük bir olaydır. Şahıs kendi kendine teşhiste bulunabilecek. 

Günden güne bilgi alınabilecek, bilgiyle de çok hızlı hareket edilebilecek. Kanserde bildiğiniz gibi erken teşhis hayat kurtarıyor. Kanseri başında yakalama olasılığı ortaya çıkıyor. Giyilebilir, taşınabilir teknoloji olarak adlandırılan bu aygıtlar sayesinde, sadece kanser değil, diyabet, kalp, tansiyon, vücuttaki tuz oranı, MS ve Parkinson gibi sinir sistemiyle bağlantılı hastalıklar da teşhis edilebilecek.” 

“KANSERLE YAŞAMA NOKTASINDAYIZ” 
Prof. Dr. Mustafa Camgöz, Imperial College’de kanser araştırması üzerine yıllardır çalıştıklarını ve kanserde dağılmayı önleyerek, onunla yaşama aşamasına gelindiğini belirtti ve sözlerine şöyle devam etti;
“Imperial College’de hiperaktif kanser hücrelerinin dağılmasını önlemeyi araştırıyoruz ve bunun için yeni nesil, toksik olmayan bir ilaç geliştirdik. Tıp dünyası muhafazakardır... Biz artık kanser konusunda ‘cure’ yani tedavi edilme kelimesini kullanmıyoruz. 
Kanseri yüzde 99.99 yok edersiniz, geriye kalan hücre bir gün ortaya çıkabilir. Kanserle yaşama noktasına geldik artık. Bu mikroskobik kısmı da olan bir hastalık… Bu konuda ilerleyen, yeni tedavi yöntemleri ve ilaçlarla kontrol edilerek, hastanın yaşatılmasına olanak sağlıyor. Kronik bir hastalık haline gelme aşamasında. AIDS örneğini ele alalım. HIV’i kontrol etmek artık mümkün. Hastalığın oluşmasını önleyerek, onunla yaşanıyor. Kanserde de durum benzer. Kanser hastada dursun, ancak hayatı normal devam etsin. Tamamını sıfırlayıcı tek yol gen tedavisi ile olabilir. Melonomada (cilt kanseri) gen tedavisiyle tedavi mümkün. Artık kanser tedavisinde seçenekler çok fazla ve geniş. Kanserin en büyük özelliği kontrolsüz büyümek... O bağlantıyı kesmekle o organı koruyabilirsiniz. 

Ayrıca kişiye özel tedavi yöntemleri de uygulanıyor. Şahsi tedaviyi artık tıp dünyası geniş şekilde kabul ediyor. Diğer önemli bir gelişme de immunoterapi alanında yıllardır kanserin, vücudun bir iç dokusu olması ve bağışıklık sistemi tarafından tanınmamasından kaynaklı, benzer bir yöntem bulunamaması idi. Simdi ise bağışıklık sistemini tetikleyip vücuttaki kanseri tanımasını gerçekleştirmek mümkün. Bu şekilde immunoterapi sistemik çalışıyor ve kanserle savaşabiliyor.”
 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER