<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Kıbrıs Haber Sitesi</title>
        <link>https://www.kibrishabersitesi.com/</link>
        <description>Kıbrıs Haber Sitesi,kibrishabersitesi,kktc,girne,lefkoşa,kıbrıshaber,gunluk haber ,spor haberi ,kktc haber,KKTC, GÜNEY KIBRIS, TÜRKİYE, DÜNYA, EKONOMİ, MAGAZİN, SPOR, YAŞAM, SAĞLIK, KÜLTÜR, TEKNOLOJİ</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Spor Salonuna Alternatif Arayanlara Çözüm: “Atıştırmalık Egzersizler” ile Formda Kalın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/spor-salonuna-alternatif-arayanlara-cozum-atistirmalik-egzersizler-ile-formda-kalin-81415</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/spor-salonuna-alternatif-arayanlara-cozum-atistirmalik-egzersizler-ile-formda-kalin-81415</guid>
                <description><![CDATA[Spor salonuna gitmeyi sevmeyenler için bilimsel bir çözüm sunuluyor. University College London’dan Dr. Jo Blodgett, günlük yaşamın içine kolayca eklenebilen “atıştırmalık egzersizler” ile sağlıklı ve formda kalmanın mümkün olduğunu belirtiyor. İşte hareketsiz yaşamı azaltmaya yardımcı pratik öneriler.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Formda kalmak denildiğinde akla çoğu zaman spor salonları, yoğun antrenman programları ve yüksek tempolu egzersizler geliyor. Ancak herkesin bu tür aktiviteler için yeterli zamanı ya da motivasyonu olmayabiliyor. University College London Spor, Egzersiz ve Sağlık Enstitüsü’nde kıdemli araştırma görevlisi olarak görev yapan Dr. Jo Blodgett, bu noktada daha ulaşılabilir bir yaklaşım öneriyor: “atıştırmalık egzersizler”.</p>

<p>BBC Radio 4’te yayınlanan <em>What’s Up Docs?</em> podcast’ine konuk olan Blodgett, yüksek yoğunluklu egzersizlerin faydasını kabul etmekle birlikte, bunun tek çözüm olmadığını vurguluyor. Günlük yaşamın içine serpiştirilen kısa ama etkili hareketlerin de sağlık üzerinde önemli katkılar sağladığını belirtiyor.</p>

<h3>GÜNLÜK RUTİNE KÜÇÜK HAREKET PATLAMALARI EKLEYİN</h3>

<p>Blodgett’in “egzersiz atıştırmalıkları” olarak tanımladığı bu yaklaşımın bilimsel adı “yüksek yoğunluklu, aralıklı günlük yaşam fiziksel aktiviteleri” (VILPA). Bu yöntem, gün içinde kısa süreli efor artışlarıyla kalp atış hızını yükseltmeyi amaçlıyor.</p>

<p>Merdivenleri kısmen kullanmak, toplu taşımadan birkaç durak erken inip tempolu yürümek ya da yürüyüş sırasında kısa süreli hızlanmalar yapmak bu egzersizlere örnek olarak gösteriliyor. Gün boyunca birer iki dakikalık bu tür hareketlerin birkaç kez tekrarlanmasının, kalp sağlığı ve yaşam süresi üzerinde olumlu etkiler yarattığı ifade ediliyor.</p>

<h3>EGZERSİZİ SADECE SPOR SALONUYLA SINIRLAMAYIN</h3>

<p>Düzenli olarak spor salonuna giden ya da haftada birkaç gün spor yapan kişilerin de günün büyük bölümünü hareketsiz geçirdiğine dikkat çekiliyor. Blodgett, bu durumu “aktif tembellik” olarak tanımlıyor ve kısa süreli egzersizlerin, gün boyu süren oturma halini telafi edemediğini belirtiyor.</p>

<p>Uzman, masa başı çalışanlara sık sık ayağa kalkmalarını, öğle aralarında kısa yürüyüşler yapmalarını ve mümkünse toplantıları yürüyerek gerçekleştirmelerini öneriyor. Araştırmalar, uzun süre kesintisiz oturmanın sağlık açısından olumsuz etkileri olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<h3>HAREKETSİZ ZAMANI AZALTMAK ÖNCELİK OLMALI</h3>

<p>Blodgett’e göre asıl hedef, yapılan egzersizin süresinden çok hareketsiz geçirilen zamanı azaltmak olmalı. Kanada ve Avustralya gibi bazı ülkelerde bu yaklaşım, sağlık rehberlerine dâhil edilmeye başlandı.</p>

<p>Günlük yaşamda alışveriş poşetlerini taşımak, ev işleriyle uğraşmak veya bahçe işleri yapmak da hareketli kalmanın bir yolu olarak gösteriliyor. Çocuklar için de benzer şekilde uzun süre sabit kalmamaları öneriliyor.</p>

<p>Blodgett, “Yeterli hareket için tek bir sihirli kural yok” diyerek şu noktayı vurguluyor: “Ne kadar çok hareket ederseniz, o kadar iyi.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/02/spor-salonuna-alternatif-arayanlara-cozum-atistirmalik-egzersizler-ile-formda-kalin-1770487624.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim İnsanları Açıkladı: Karabiber ve Zeytinyağı Besinlerin Emilimini Artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/bilim-insanlari-acikladi-karabiber-ve-zeytinyagi-besinlerin-emilimini-artiriyor-81395</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/bilim-insanlari-acikladi-karabiber-ve-zeytinyagi-besinlerin-emilimini-artiriyor-81395</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmalar, karabiber ve zeytinyağının vitamin ve minerallerin vücut tarafından emilimini artırdığını gösteriyor. Özellikle yağda çözünen vitaminlerin sindirimi için bu iki besin kritik rol oynuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları, yiyeceklere eklenen baharat ve yağların yalnızca lezzet katmakla kalmadığını, aynı zamanda besinlerin vücut tarafından daha iyi kullanılmasını sağladığını ortaya koyuyor. Karabiber ve zeytinyağı, özellikle vitamin ve antioksidanların emilimini artırarak gıdaları daha besleyici hâle getirebiliyor.</p>

<p>Binlerce yıldır kullanılan karabiberin kökeni Hindistan’a dayanıyor. Antik çağlarda son derece değerli bir ürün olan bu baharat, günümüzde ise çoğu zaman farkında olunmadan yemeklere ekleniyor. Ancak uzmanlara göre karabiber, aromatik etkisinin ötesinde önemli bir biyolojik işlev üstleniyor.</p>

<p>Araştırmalar, karabiber tanelerinde bulunan bazı kimyasal bileşiklerin, vitamin ve diğer besleyici maddelerin bağırsaklardan kana geçişini kolaylaştırdığını gösteriyor. Benzer şekilde zeytinyağı ve süt ürünlerinde yer alan küçük yağ damlacıklarının da besin emilimini artırdığı tespit edildi.</p>

<h2><strong>Besin Emilimindeki Temel Sorun</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre, en besleyici gıdalar tüketilse bile bu besinlerin ne kadarının vücut tarafından emilebildiği her zaman garanti değil. Örneğin mısır taneleri lif, vitamin ve mineral açısından zengin olmasına rağmen, yeterince çiğnenmediğinde sindirim sisteminden neredeyse hiç parçalanmadan geçebiliyor.</p>

<p>ABD’deki Massachusetts Üniversitesi’nden gıda bilimi profesörü David Julian McClements, besinlerin sindirilebilmesi için öncelikle gıdanın yapısal bütünlüğünü oluşturan “gıda matriksi”nden ayrılması gerektiğini belirtiyor. Bu matriks, protein, karbonhidrat ve yağlardan oluşan karmaşık bir yapıdan meydana geliyor.</p>

<h2><strong>Yağda Çözünen Vitaminler Neden Önemli?</strong></h2>

<p>A, D, E ve K vitaminleri gibi yağda çözünen vitaminler, suda çözünemiyor. Bu nedenle yağ içermeyen öğünlerde tüketildiklerinde vücut tarafından yeterince emilemiyorlar.</p>

<p>McClements’e göre, bu vitaminlerin sindirimi için yağ şart. Yağlar sindirim sırasında “misel” adı verilen mikroskobik parçacıklar oluşturuyor ve bu yapılar vitaminleri içine alarak bağırsak hücrelerine taşıyor. Böylece vitaminler kana karışabiliyor.</p>

<p>Zeytinyağı bu noktada öne çıkıyor. Yapılan araştırmalar, zeytinyağı bazlı sosların sebzelerdeki karotenoidler ile C ve E vitaminlerinin emilimini belirgin şekilde artırdığını gösteriyor.</p>

<h2><strong>Karabiberin Gizli Gücü</strong></h2>

<p>Karabiberde bulunan bazı aktif bileşikler, bağırsak hücrelerinde emilen besinleri tekrar sindirim sistemine geri gönderen taşıyıcı proteinleri baskılıyor. Bu sayede daha fazla vitamin ve antioksidan kana karışabiliyor.</p>

<p>McClements ve ekibi, salatalara karabiber ve yağ içeren soslar eklendiğinde, karotenoid emiliminin tek başına sebze tüketimine kıyasla ciddi oranda arttığını tespit etti.</p>

<p>Bu etki, aslında binlerce yıllık geleneksel uygulamaların bilimsel bir açıklaması olarak görülüyor. Antik Hint mutfağında zerdeçalın süt ve karabiberle birlikte tüketilmesi, modern bilimle örtüşen bir yöntem olarak dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>Takviyeler Yerine Doğru Kombinasyon</strong></h2>

<p>Uzmanlar, çoğu sağlıklı birey için vitamin takviyeleri yerine dengeli ve çeşitli beslenmenin yeterli olduğunu vurguluyor. Ancak Crohn, çölyak ve ülseratif kolit gibi sindirim hastalıklarında takviyeler gerekebiliyor.</p>

<p>Buna rağmen bilim insanları, vitaminlerin doğal gıdalarla ve doğru kombinasyonlarla alınmasının daha etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle sebzelerin zeytinyağı bazlı soslarla ve az miktarda karabiberle tüketilmesi, besin değerinden maksimum fayda sağlanmasına yardımcı oluyor.</p>

<h2><strong>Akdeniz Diyeti Neden Sağlıklı?</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre bu bulgular, Akdeniz diyetinin neden kalp, beyin ve genel sağlık açısından bu kadar faydalı olduğunu da açıklıyor. Zeytinyağı, taze sebze ve baharatların birlikte tüketilmesi, besinlerin biyoyararlanımını artırıyor.</p>

<p>McClements, zeytinyağından oluşan yağ parçacıklarının karotenoidleri taşıyacak kadar büyük olduğunu, hindistan cevizi yağının ise bu konuda yetersiz kaldığını belirterek, “Bu durum, büyük bir nesneyi küçük bir araca sığdırmaya çalışmak gibi” benzetmesini yapıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 17:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/02/bilim-insanlari-acikladi-karabiber-ve-zeytinyagi-besinlerin-emilimini-artiriyor-1770303661.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilimsel Araştırmalar Ortaya Koydu: Lifli Beslenme Beyin Sağlığını Koruyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/bilimsel-arastirmalar-ortaya-koydu-lifli-beslenme-beyin-sagligini-koruyor-81394</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/bilimsel-arastirmalar-ortaya-koydu-lifli-beslenme-beyin-sagligini-koruyor-81394</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlara göre lif açısından zengin beslenme, bağırsak mikrobiyomunu güçlendirerek beyin sağlığını koruyor ve yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatıyor. Araştırmalar, günlük yeterli lif tüketiminin bunama riskini azaltabileceğini gösteriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel çalışmalar, lif açısından zengin bir beslenme düzeninin yalnızca sindirim sistemi ve kalp sağlığı üzerinde değil, beyin sağlığının korunmasında da önemli rol oynadığını ortaya koyuyor. Tam tahıl, meyve, çekirdek ve bakliyat ağırlıklı beslenmenin, bağırsak-beyin ekseni üzerinden bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Son araştırmalara göre lif, bağırsaklardaki mikrobiyomu olumlu yönde etkileyerek bağırsak ile beyin arasındaki iletişimi güçlendiriyor. İskoçya’daki Aberdeen Üniversitesi’ne bağlı Rowett Enstitüsü’nden bağırsak mikrobiyolojisi profesörü Karen Scott, zihinsel sağlık için en etkili beslenme önerilerinden birinin lif tüketiminin artırılması olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre yeterli lif alınmaması, beslenmeye bağlı sağlık sorunlarının başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Buna rağmen dünya genelinde lif tüketimi önerilen seviyelerin oldukça altında kalıyor. ABD’de erkeklerin yüzde 97’si, kadınların ise yüzde 90’ı yeterli lif tüketmiyor. İngiltere’de de yetişkinlerin yüzde 90’ından fazlasının günlük lif ihtiyacını karşılayamadığı bildiriliyor.</p>

<h3><strong>Lif Nedir ve Neden Önemlidir?</strong></h3>

<p>Lif, sindirim enzimleri tarafından kolayca parçalanamayan bir karbonhidrat türü olarak tanımlanıyor. Büyük bölümü bağırsaklardan değişmeden atılan lifler, sindirimi yavaşlatarak uzun süre tok kalmayı sağlıyor ve kan şekerinin dengeli yükselmesine yardımcı oluyor.</p>

<p>İskoçya’daki Dundee Üniversitesi’nden deneysel gastroenteroloji profesörü John Cummings, yüksek lifli beslenmenin yaşam süresini uzatabileceğini belirtiyor. Araştırmalara göre, en fazla lif tüketen bireylerin ölüm riski, en az lif tüketenlere kıyasla yüzde 15 ila 30 oranında daha düşük.</p>

<p>Bilim insanları, yetişkinler için günlük yaklaşık 30 gram lif tüketilmesini öneriyor. Bu miktara ulaşan bireylerde koroner kalp hastalığı, felç, tip 2 diyabet ve bağırsak kanseri riskinin azaldığı ifade ediliyor.</p>

<h3><strong>Beyni Nasıl Koruyor?</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre lifin beyin üzerindeki olumlu etkisi, bağırsak bakterilerinin lifleri parçalama sürecinde ortaya çıkan yan ürünlerden kaynaklanıyor. Asetat, propiyonat ve özellikle butirat adı verilen yağ asitleri, hücreler için önemli bir enerji kaynağı oluşturuyor.</p>

<p>Prof. Karen Scott, butiratın beyin sağlığı açısından kritik bir role sahip olduğunu belirterek, bu maddenin bağırsak duvarını güçlendirdiğini ve zararlı maddelerin kana, dolayısıyla beyne ulaşmasını engellediğini söylüyor. Scott, “Ne kadar fazla lif tüketilirse, bağırsakta o kadar fazla butirat üretilir ve bu da zihinsel fonksiyonların korunmasına katkı sağlar” ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>Araştırmalar, Alzheimer hastalarında butirat üreten bakteri miktarının daha düşük olduğunu ve enflamasyonun daha yüksek seyrettiğini gösteriyor. Ayrıca 2022 yılında 3 bin 700 yetişkin üzerinde yapılan bir çalışmada, en fazla lif tüketen bireylerde bunama oranının daha düşük olduğu tespit edildi.</p>

<h3><strong>Ne Kadar Lif Tüketilmeli?</strong></h3>

<p>Uzmanlara göre liften en fazla fayda, günlük 25-29 gram tüketimle sağlanıyor. Her ana ve ara öğünde lifli gıdalara yer verilmesi öneriliyor. Örneğin kuru fasulye, patates ve elma içeren bir öğün, günlük lif ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor.</p>

<p>Bir avuç kabuklu yemiş yaklaşık 4 gram lif içerirken, sebzeler ve bakliyatlar da önemli lif kaynakları arasında yer alıyor. Lifin farklı besinlerden alınması, bağırsak florasının çeşitlenmesini destekliyor.</p>

<p>Uzmanlar, beyaz ekmek ve makarna yerine tam tahıllı ürünlerin tercih edilmesini, yemeklere mercimek, fasulye ve bezelye eklenmesini öneriyor. Çiğneme güçlüğü yaşayan bireyler için ise doktor kontrolünde lif takviyelerinin bir alternatif olabileceği belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/02/bilimsel-arastirmalar-ortaya-koydu-lifli-beslenme-beyin-sagligini-koruyor-1770303417.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: Erkeklerde Kalp Hastalığı Riski 35 Yaşından İtibaren Artıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/arastirma-erkeklerde-kalp-hastaligi-riski-35-yasindan-itibaren-artiyor-81393</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/arastirma-erkeklerde-kalp-hastaligi-riski-35-yasindan-itibaren-artiyor-81393</guid>
                <description><![CDATA[Journal of the American Heart Association’da yayımlanan araştırmaya göre, erkekler kalp ve damar hastalıkları açısından kadınlara kıyasla yaklaşık yedi yıl daha erken risk altına giriyor. Uzmanlar, 35 yaşın erkeklerde kalp sağlığı için kritik bir eşik olduğuna dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir bilimsel araştırma, erkeklerin kalp ve damar hastalıkları açısından kadınlara kıyasla daha erken yaşlarda risk altına girdiğini ortaya koydu. <em>Journal of the American Heart Association</em> dergisinde yayımlanan kapsamlı çalışmaya göre, erkeklerde kardiyovasküler risk yaklaşık 35 yaşından itibaren belirgin şekilde artmaya başlıyor.</p>

<p>Araştırmacılar, 5 binden fazla yetişkini 34 yıl boyunca takip ederek elde ettikleri verilerde, erkeklerin kalp sağlığı açısından kritik eşiklere kadınlardan ortalama yedi yıl daha erken ulaştığını tespit etti. Buna göre erkeklerin yüzde 5’i yaklaşık 50 yaşında kardiyovasküler hastalığa yakalanırken, kadınlarda aynı orana 57 yaşında ulaşılıyor.</p>

<p>Koroner kalp hastalığı özelinde farkın daha da belirgin olduğu belirtilirken, erkeklerin ortalama 48 yaşında risk sınırına geldiği, kadınlarda ise bu yaşın 58 olduğu kaydedildi. Araştırmaya göre 50 yaşına gelindiğinde, önümüzdeki 10 yıl içinde kalp hastalığına yakalanma riski erkeklerde yüzde 6 iken, kadınlarda bu oran yüzde 3 seviyesinde kalıyor.</p>

<p>Uzmanlar, ortaya çıkan farkın yalnızca tansiyon, kolesterol düzeyleri veya sigara kullanımı gibi geleneksel risk faktörleriyle açıklanamayacağını vurguluyor. Biyolojik farklılıkların yanı sıra, stres düzeyi, çalışma koşulları ve yaşam tarzı gibi sosyal etkenlerin de risk üzerinde etkili olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Northwestern Üniversitesi’nden Dr. Sadiya Khan, kalp hastalığının ani gelişmediğine dikkat çekerek, “30’lu ve 40’lı yaşlardan itibaren yıllar içinde oluşan bir süreçten söz ediyoruz. Bu dönemde henüz hastalık tanısı konulmamış olsa bile risk sessizce birikiyor” ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>Kadınlarda Risk Menopoz Sonrası Artıyor</strong></h3>

<p>Araştırma erkeklerdeki erken riske odaklansa da uzmanlar, kadınların da kalp sağlığı konusunda dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Östrojen hormonunun koruyucu etkisinin menopozla birlikte azalması, kadınlarda kalp hastalığı riskinin bu dönemden sonra hızla artmasına yol açabiliyor. ABD verilerine göre menopozun ortalama 52 yaşında başladığı ve bu süreçle birlikte kadınların erkeklerle aralarındaki risk farkını kısa sürede kapattığı ifade ediliyor.</p>

<h3><strong>Önleyici Tedbirler Öne Çıkıyor</strong></h3>

<p>Güncel sağlık kılavuzları, kardiyovasküler risk değerlendirmelerinin 40 yaş yerine 30 yaşından itibaren yapılmasını öneriyor. Özellikle genç erkeklerin rutin sağlık kontrollerine başvurma oranlarının düşük olması, erken risklerin saptanmasını zorlaştırıyor.</p>

<p>Uzmanlar, kalp sağlığını korumak için şu temel adımları öneriyor:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Yılda en az bir kez tansiyon, kolesterol ve kan şekeri ölçümü yaptırılması</p>
	</li>
	<li>
	<p>Dengeli ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi</p>
	</li>
	<li>
	<p>Düzenli fiziksel aktivitenin yaşamın bir parçası haline getirilmesi</p>
	</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 17:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/02/arastirma-erkeklerde-kalp-hastaligi-riski-35-yasindan-itibaren-artiyor-1770303205.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından Uyarı: Sağlıklı Yaşam ve Erken Tarama Kanser Riskini Azaltıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzmanindan-uyari-saglikli-yasam-ve-erken-tarama-kanser-riskini-azaltiyor-81392</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzmanindan-uyari-saglikli-yasam-ve-erken-tarama-kanser-riskini-azaltiyor-81392</guid>
                <description><![CDATA[Kanser, dünya genelinde kalp-damar hastalıklarından sonra en sık ikinci ölüm nedeni olmaya devam ediyor. Uzmanlar, sigara ve alkolden uzak durulması, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve erken teşhis taramalarının kanser riskini önemli ölçüde azalttığını vurguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, kalp ve damar hastalıklarının ardından dünya genelinde en sık görülen ikinci ölüm nedeni olmayı sürdürüyor. Uluslararası araştırmalara göre kanser vakalarının her yıl artış göstermesi beklenirken, 2050 yılına kadar dünya genelinde 30 milyondan fazla yeni vaka görülmesi, kanser kaynaklı ölümlerin ise 18 milyonu aşması öngörülüyor.</p>

<p>Türkiye’de de benzer bir tablo söz konusu. Ülkede her beş ölümden birinin kanser nedeniyle gerçekleştiği belirtilirken, tıp alanındaki ilerlemelere rağmen uzmanlar asıl mücadelenin hastalığa yakalanmadan önce verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları, Tıbbi Onkoloji ve Tümör İmmünolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nebi Serkan Demirci, kanserlerin yaklaşık üçte birinin önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklandığını belirterek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı.</p>

<p>Sigara ve tütün ürünlerinin yalnızca akciğer kanseri değil, birçok kanser türüyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Demirci, bu ürünlerden uzak durmanın kanser riskini ciddi ölçüde azalttığını söyledi. Alkol tüketiminin de başta meme, karaciğer ve sindirim sistemi kanserleri olmak üzere pek çok kanser türü için risk oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p>Obezite ve hareketsiz yaşamın da önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Demirci, haftada en az üç gün, 20 ila 40 dakika tempolu yürüyüş veya benzeri fiziksel aktivitelerin kanserden korunmada etkili olduğunu dile getirdi. İşlenmiş gıdalar konusunda da uyarılarda bulunan Demirci, sucuk, salam ve sosis gibi ürünlerin Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanserojen olarak sınıflandırıldığını hatırlattı.</p>

<p>Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmanın özellikle cilt kanseri riskini artırdığını vurgulayan Demirci, yaz aylarında güneşin dik geldiği saatlerde korunmasız kalınmaması gerektiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor</strong></h3>

<p>Kanserle mücadelede düzenli taramaların hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Demirci, Türkiye genelinde hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri’nin (KETEM) bu açıdan önemli bir rol üstlendiğini söyledi.</p>

<p>Kadınlarda 40 yaşından sonra mamografi taramalarının düzenli olarak yapılması gerektiğini belirten Demirci, rahim ağzı kanseri için jinekolojik kontrollerin, kalın bağırsak kanseri için ise 50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Tedavide Başarı Oranları Artıyor</strong></h3>

<p>Kanser tedavisinde özellikle son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Demirci, erken evrede yakalanan hastalarda başarı oranlarının oldukça yükseldiğini belirtti. İleri evre akciğer kanserinde immünoterapiyle sağ kalım oranlarının geçmiş yıllara kıyasla ciddi şekilde arttığını kaydeden Demirci, bazı hasta gruplarında beş yıllık sağ kalım oranlarının yüzde 30-35 seviyelerine ulaştığını söyledi.</p>

<h3><strong>Bitkisel Ürünlere Dikkat</strong></h3>

<p>Kanser tedavisi sürecinde kontrolsüz bitkisel ürün kullanımının ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Demirci, bu ürünlerin bilimsel olarak kanseri tedavi ettiğini gösteren güçlü kanıtlar bulunmadığını ifade etti. Doktora danışılmadan kullanılan bitkisel ürünlerin tedavinin etkinliğini azaltabileceğini ve bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.</p>

<p>Demirci, “Doğal olan her şey zararsız değildir. Bitkisel ürünlerin kontrolsüz kullanımı, özellikle immünoterapilerin etkisini azaltabilir” diyerek, hastaların her türlü ek ürünü mutlaka hekimlerine danışarak kullanmaları gerektiğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 17:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/02/uzmanindan-uyari-saglikli-yasam-ve-erken-tarama-kanser-riskini-azaltiyor-1770303130.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ispanak, Balık ve Ceviz: Omega-3 Sağlık İçin Neden Hayati Öneme Sahip?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/ispanak-balik-ve-ceviz-omega-3-saglik-icin-neden-hayati-oneme-sahip-81324</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/ispanak-balik-ve-ceviz-omega-3-saglik-icin-neden-hayati-oneme-sahip-81324</guid>
                <description><![CDATA[Omega-3 yağ asitleri, kalp, beyin ve ruh sağlığı başta olmak üzere birçok alanda önemli faydalar sağlıyor. Balık, ceviz, ıspanak ve tohumlarda bulunan Omega-3’ün ne olduğu, hangi gıdalardan alınabileceği ve neden gerekli olduğu merak ediliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Omega-3 yağ asitleri, insan sağlığı açısından büyük önem taşımasına rağmen, ne olduğu, hangi besinlerde bulunduğu ve neden gerekli olduğu konusunda kamuoyunda kafa karışıklığı yaşanıyor. Uzmanlar, Omega-3’ün vücudun temel işlevleri için hayati bir besin grubu olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Omega-3, tek bir besin maddesi değil; ALA, DHA ve EPA olmak üzere üç ana yağ asidinden oluşan bir grubu ifade ediyor. ALA bitkisel kaynaklarda bulunurken, DHA ve EPA çoğunlukla deniz ürünlerinden sağlanıyor. Bu yağ asitleri “hayati besinler” olarak tanımlanıyor çünkü vücut tarafından üretilemiyor ve mutlaka besinler yoluyla alınması gerekiyor.</p>

<p>Yağlı balıklar, özellikle somon, sardalya, uskumru ve hamsi, DHA ve EPA açısından en zengin kaynaklar arasında yer alıyor. Bitkisel kaynaklı Omega-3 olan ALA ise ıspanak, lahana, Brüksel lahanası, keten tohumu, chia tohumu ve ceviz gibi gıdalarda bulunuyor. Ancak uzmanlar, ALA’nın vücutta DHA ve EPA’ya dönüşüm oranının oldukça düşük olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Araştırmalar, Omega-3 açısından zengin bir beslenme düzeninin kalp ve damar sağlığını desteklediğini, tansiyonu düşürdüğünü ve beyin fonksiyonlarını korumaya yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca Omega-3 tüketiminin hafıza, konsantrasyon ve ruh sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğu, depresyon ve Alzheimer hastalığı riskini azaltabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Öte yandan, balık tüketimiyle alınan cıva miktarı da zaman zaman endişe konusu oluyor. Uzmanlar, genel halk için dengeli balık tüketiminin faydalarının risklerinden fazla olduğunu, ancak hamile kadınların bazı balık türleri konusunda dikkatli olması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<p>Beslenme uzmanları ayrıca Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri arasındaki dengenin önemine dikkat çekiyor. Günümüzde Batı tipi beslenmede Omega-6 alımının fazla, Omega-3 alımının ise yetersiz olduğu; bu durumun iltihaplanma, kalp hastalıkları ve bazı kronik rahatsızlıklarla ilişkilendirildiği belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre, dengeli bir diyetle düzenli balık tüketimi ve bitkisel Omega-3 kaynaklarının sofralarda yer alması, genel sağlık açısından önemli bir koruyucu rol üstleniyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 08:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/ispanak-balik-ve-ceviz-omega-3-saglik-icin-neden-hayati-oneme-sahip-1769576932.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öksürüğe Ne İyi Gelir, Nelerden Uzak Durulmalı? Uzman Görüşleriyle Etkili Yöntemler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/oksuruge-ne-iyi-gelir-nelerden-uzak-durulmali-uzman-gorusleriyle-etkili-yontemler-81293</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/oksuruge-ne-iyi-gelir-nelerden-uzak-durulmali-uzman-gorusleriyle-etkili-yontemler-81293</guid>
                <description><![CDATA[Öksürük haftalarca sürebilir ve yaşam kalitesini düşürebilir. Uzmanlara göre bal ve sıcak içecekler öksürüğü hafifletebilirken, bazı besinlerin etkisi henüz bilimsel olarak netleşmiş değil.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sıradan bir öksürük çoğu zaman hafife alınsa da haftalarca sürebilmesi, boğaz ağrısına, kas zorlanmalarına ve uyku bölünmelerine yol açabilmesi nedeniyle günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Bu durum, öksürüğe karşı çeşitli ürünlerin piyasada geniş yer bulmasına neden oluyor. Ancak uzmanlara göre her yöntemin etkisi bilimsel olarak aynı düzeyde kanıtlanmış değil.</p>

<p>BBC Radio 4’te yayınlanan “Sliced Bread” programında, dinleyicilerden gelen “Öksürüğe gerçekten ne iyi gelir?” sorusu ele alındı. Programın sunucusu Greg Foot, Manchester Üniversitesi’nde görev yapan göğüs hastalıkları uzmanı ve öksürük kliniği yöneticisi Profesör Jacky Smith’in görüşlerine başvurdu.</p>

<p>Smith’e göre öksürük temelde iki gruba ayrılıyor: Kuru ve gıcıklı öksürük ile balgamla seyreden göğüs kaynaklı öksürük. Her iki tür için de piyasada şuruplar bulunsa da bu ürünler genellikle öksürüğü tamamen kesmekten ziyade semptomları hafifletiyor. Smith, kişisel olarak bu tür ilaçları tercih etmediğini ve en çok güvendiği yöntemin bal ve limon olduğunu belirtiyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bal, öksürük konusunda bilimsel açıdan en umut verici besinler arasında yer alıyor. Araştırmalar, çok tatlı maddelerin öksürük refleksini baskılayabildiğini ve özellikle gece öksüren çocuklarda bal tüketiminin öksürük sıklığını azalttığını gösteriyor. Balın boğazı kaplayarak yatıştırıcı bir etki oluşturduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Zerdeçalın öksürük üzerindeki etkisine dair ise yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor. Smith, bunun zerdeçalın kesinlikle etkisiz olduğu anlamına gelmediğini, ancak bu konuda yeterli araştırma yapılmadığını vurguluyor. Bununla birlikte sıcak içeceklerin boğazı yatıştırarak dolaylı yoldan öksürüğü hafifletebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Zencefil ve sarımsak gibi besinlerin de teorik olarak fayda sağlayabileceği ifade ediliyor. Smith’e göre bu besinler, öksürüğü tetikleyen bazı reseptörleri uyararak zamanla bu refleksin duyarlılığını azaltabilir. Benzer şekilde acı biberde bulunan capsaicin maddesinin de bazı öksürük pastillerinde yer aldığı biliniyor.</p>

<p>Bitter çikolata ise daha sınırlı bir etkiye sahip. Kakao içeriğinde bulunan theobromine maddesinin öksürük refleksini azaltabileceğine dair laboratuvar bulguları olsa da, bu etkinin oldukça düşük olduğu belirtiliyor. Yine de denemek isteyenler için yüksek kakao oranlı bitter çikolata öneriliyor.</p>

<p>Probiyotikler konusunda ise uzmanlar temkinli. Mevcut araştırmaların erken aşamada olduğu ve bağırsak bakterilerinin solunum yolları üzerindeki etkisinin henüz netleşmediği ifade ediliyor.</p>

<p>Uzmanlar, öksürükle mücadelede mucizevi tek bir çözüm aramak yerine, belirtileri hafifletmeye odaklanan ve bilimsel dayanağı olan yöntemlerin tercih edilmesini öneriyor. Uzun süren veya şiddetlenen öksürüklerde ise mutlaka bir sağlık uzmanına başvurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/oksuruge-ne-iyi-gelir-nelerden-uzak-durulmali-uzman-gorusleriyle-etkili-yontemler-1768137337.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zayıflama İğnelerini Bırakanlarda Hızlı Kilo Geri Dönüşü: Diyet Yapanlara Göre Dört Kat Daha Fazla</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/zayiflama-ignelerini-birakanlarda-hizli-kilo-geri-donusu-diyet-yapanlara-gore-dort-kat-daha-fazla-81292</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/zayiflama-ignelerini-birakanlarda-hizli-kilo-geri-donusu-diyet-yapanlara-gore-dort-kat-daha-fazla-81292</guid>
                <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, Mounjaro ve Wegovy gibi zayıflama iğnelerini bırakan kişilerin, geleneksel diyet yapanlara kıyasla kilolarını çok daha hızlı geri aldığını ortaya koydu. Uzmanlar, uzun vadeli risklere karşı uyarıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>British Medical Journal’da yayımlanan yeni bir araştırma, Mounjaro ve Wegovy gibi zayıflama iğnelerini kullanan kişilerin tedaviyi bıraktıktan sonra verdikleri kiloları, geleneksel diyet ve egzersizi bırakanlara kıyasla çok daha hızlı geri aldığını ortaya koydu. Araştırmaya göre bu kişiler, kaybettikleri kiloları yaklaşık dört kat daha hızlı şekilde geri kazanıyor.</p>

<p>Çalışmada, zayıflama iğneleriyle tedavi edilen aşırı kilolu bireylerin vücut ağırlıklarının ortalama beşte birini kaybettiği, ancak tedavi sonlandıktan sonra ayda ortalama 0,8 kilogram aldıkları belirlendi. Bu hızla kilo alımının devam etmesi hâlinde, kişilerin yaklaşık bir buçuk yıl içinde tedavi öncesi kilolarına geri döndüğü ifade edildi.</p>

<p>Oxford Üniversitesi’nden araştırmacı Dr. Susan Jebb, zayıflama iğnelerini kullanan kişilerin tedavi sona erdiğinde hızlı kilo geri kazanımı riskinin farkında olması gerektiğini belirtti. Jebb, çalışmanın verilerinin gerçek yaşam koşullarından ziyade klinik denemelere dayandığını vurgulayarak, bu ilaçların uzun vadeli etkileri konusunda daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>

<p>Araştırmacılar, dokuz binden fazla hastayı kapsayan 37 farklı çalışmayı inceleyerek zayıflama iğnelerini, geleneksel diyet ve kilo verme ilaçlarıyla karşılaştırdı. İncelenen çalışmaların yalnızca sekizinde Wegovy ve Mounjaro gibi yeni nesil GLP-1 ilaçları yer aldı. Bu çalışmalarda, ilacın kesilmesinden sonraki takip süresinin en fazla bir yıl olması nedeniyle bazı sonuçların tahmini verilere dayandığı belirtildi.</p>

<p>Elde edilen bulgulara göre diyet yapan kişiler, iğneyle tedavi görenlere kıyasla daha az kilo veriyor ancak tedavi sonrasında kilo alımı çok daha yavaş gerçekleşiyor. Diyet yapan bireylerde kilo geri alımının ortalama ayda 0,1 kilogram civarında olduğu, ancak bu oranın kişisel faktörlere göre değişebildiği kaydedildi.</p>

<p>İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS), zayıflama iğnelerinin yalnızca estetik amaçla değil, obeziteye bağlı sağlık riskleri bulunan kişiler için önerilmesi gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, bu tedavilerin sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyle desteklenmesinin önemine dikkat çekiyor.</p>

<p>Surrey Üniversitesi’nden beslenme uzmanı Dr. Adam Collins, GLP-1 ilaçlarının beyin ve vücut üzerindeki etkilerinin, tedavi bırakıldığında hızlı kilo alımını açıklayabileceğini ifade ediyor. Collins’e göre uzun süre yapay olarak yüksek tutulan GLP-1 seviyeleri, ilacın kesilmesiyle birlikte iştah kontrolünün aniden ortadan kalkmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Glasgow Üniversitesi’nden Profesör Naveed Sattar ise zayıflama iğnelerinin kısa vadede kilo kaybı sağlayarak kalp, eklem ve böbrek sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Ancak obezitenin kronik bir hastalık olduğuna dikkat çeken Sattar, kalıcı faydalar için uzun süreli tedavi ve yaşam tarzı değişikliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>İlaç üreticileri Eli Lilly ve Novo Nordisk de yaptıkları açıklamalarda, kilo verme ilaçlarının sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve tıbbi takip ile birlikte kullanılmasının önemine işaret ediyor. Şirketler, tedavi bırakıldığında kilo alımının yaşanmasının, obezitenin biyolojik ve kronik doğasını yansıttığını ifade ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/zayiflama-ignelerini-birakanlarda-hizli-kilo-geri-donusu-diyet-yapanlara-gore-dort-kat-daha-fazla-1768137289.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Bardak Portakal Suyunun Bilinmeyen Etkileri: Kalp ve Beyin Sağlığına Katkı Sağlayabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/bir-bardak-portakal-suyunun-bilinmeyen-etkileri-kalp-ve-beyin-sagligina-katki-saglayabilir-81291</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/bir-bardak-portakal-suyunun-bilinmeyen-etkileri-kalp-ve-beyin-sagligina-katki-saglayabilir-81291</guid>
                <description><![CDATA[Portakal suyu yüksek şeker içeriğiyle eleştirilse de araştırmalar, günde bir bardak tüketimin kalp, beyin ve bağışıklık sağlığına fayda sağlayabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, meyve suyunun dengeli beslenme içinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda portakal suyu, yüksek şeker içeriği nedeniyle sağlıklı beslenme tartışmalarının odağına yerleşmiş durumda. Uzmanlar, meyve sularının kan şekerini hızla yükseltebileceği konusunda uyarılarda bulunurken, bazı bilimsel araştırmalar günde bir bardak portakal suyunun çeşitli sağlık yararları sağlayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Uzun süreli ve geniş katılımlı çalışmalar, yüksek oranda turunçgil tüketen bireylerde kalp hastalığı ve felç riskinin daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu araştırmaların büyük bölümünde meyve suyu tüketimi ile bütün meyve tüketimi arasında net bir ayrım yapılmadığına dikkat çekiliyor. Uzmanlara göre meyvenin bütün hâliyle tüketilmesi ile suyunun içilmesi, vücut üzerinde farklı etkiler yaratabiliyor.</p>

<p>Imperial College London’dan beslenme bilimcisi Federica Amati, bu farkın en önemli nedenlerinden birinin tüketim hızı olduğunu belirtiyor. Amati’ye göre iki ya da üç portakalın sıkılmasıyla elde edilen küçük bir bardak portakal suyu birkaç saniyede tüketilebilirken, aynı miktarda portakalın yenmesi daha uzun sürüyor ve daha fazla tokluk hissi sağlıyor. Ayrıca bütün meyveler, bağırsak sağlığını destekleyen lif bakımından zengin olmalarıyla öne çıkıyor.</p>

<p>Bununla birlikte portakal suyu, lif içeriği azalmasına rağmen C vitamini ve çeşitli biyoaktif bileşenler açısından zenginliğini koruyor. Araştırmalar, düzenli ve ölçülü portakal suyu tüketiminin kalp sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceğini gösteriyor. Bilimsel analizler, portakal suyunun kötü kolesterol seviyelerini düşürebileceğini, insülin fonksiyonunu iyileştirebileceğini ve kan basıncını dengeleyebileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bazı çalışmalar ise birkaç hafta boyunca her gün bir bardak portakal suyu içmenin, aşırı kilolu bireylerde sistolik kan basıncını düşürdüğünü ve iyi kolesterol düzeylerini artırdığını gösteriyor. Portakal suyunun bilişsel işlevler üzerinde de olumlu etkileri olabileceğine dair bulgular bulunuyor. Araştırmalar, zihinsel uyanıklık ve dikkat seviyelerinde artış gözlemlendiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bu faydaların arkasında ise flavonoidler olarak bilinen güçlü antioksidan bileşiklerin yer aldığı düşünülüyor. Turunçgillerde bulunan flavonoidler, serbest radikalleri nötralize ederek hücresel hasarı azaltabiliyor ve enflamasyonu baskılayabiliyor. Özellikle hesperidin adlı flavonoidin, damar sağlığını destekleyerek kan akışını iyileştirdiği belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, portakal suyunun tek başına mucizevi bir içecek olarak görülmemesi gerektiğini, ancak dengeli ve çeşitli bir beslenme düzeni içinde ölçülü şekilde tüketildiğinde sağlık açısından olumlu katkılar sağlayabileceğini vurguluyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/bir-bardak-portakal-suyunun-bilinmeyen-etkileri-kalp-ve-beyin-sagligina-katki-saglayabilir-1768137251.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağırsak Sağlığını Desteklemenin 5 Pratik Yolu: Günlük Beslenmede Küçük Değişiklikler Yeterli Olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/bagirsak-sagligini-desteklemenin-5-pratik-yolu-gunluk-beslenmede-kucuk-degisiklikler-yeterli-olabilir-81290</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/bagirsak-sagligini-desteklemenin-5-pratik-yolu-gunluk-beslenmede-kucuk-degisiklikler-yeterli-olabilir-81290</guid>
                <description><![CDATA[Bağırsak sağlığını korumak için pahalı ürünlere gerek yok. Uzmanlara göre liften zengin ve az işlenmiş gıdalarla yapılacak basit beslenme değişiklikleri mikrobiyomu güçlendirebilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada ve market raflarında bağırsak sağlığını iyileştirdiği iddia edilen çok sayıda ürünle karşılaşmak mümkün. Sindirimden bağışıklık sistemine, ruh hâlinden uyku düzenine kadar pek çok süreci etkilediği bilinen bağırsak mikrobiyomu, son yıllarda bilim dünyasının da odağında yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre sağlıklı bir bağırsak yapısının temelini, doğru bakteri dengesini destekleyen ve lif açısından zengin gıdalar oluşturuyor. Mikrobiyomda yaşayan faydalı bakterilerin gelişmesi, büyük ölçüde düzenli ve dengeli beslenmeye bağlı. Bu nedenle pahalı probiyotik ürünler yerine günlük beslenmede yapılacak küçük değişiklikler daha etkili sonuçlar sağlayabiliyor.</p>

<p>Beslenme uzmanları, cips gibi yüksek oranda işlenmiş atıştırmalıklar yerine tam tahıl içeriği sayesinde lif açısından zengin olan patlamış mısırın tercih edilebileceğini belirtiyor. Ancak patlamış mısırın aşırı yağ ve tuz içermemesine dikkat edilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p>Tatlı ihtiyacını karşılamak isteyenler için ise kuru kayısı, kuru üzüm ve hurma gibi meyve kuruları öneriliyor. Bu besinler hem doğal şeker içerikleriyle tatlı isteğini bastırıyor hem de lif ve vitamin bakımından bağırsak sağlığını destekliyor.</p>

<p>Ana yemeklerde yapılan küçük değişiklikler de önemli katkı sağlayabiliyor. Makarna soslarında kıyma yerine mercimek veya nohut gibi bakliyatların kullanılması, prebiyotik lif alımını artırarak bağırsak mikroplarının beslenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca bitkisel protein içeriğiyle öğünlerin besin değerini yükseltiyor.</p>

<p>Kuruyemiş tüketiminde aromalı ürünler yerine sade seçeneklerin tercih edilmesi öneriliyor. Aromalı kuruyemişler genellikle yüksek tuz ve katkı maddesi içerirken, sade kuruyemişler sağlıklı yağlar ve lif açısından daha dengeli bir alternatif sunuyor.</p>

<p>Tatlı tüketimi konusunda dondurma yerine kefir ve dondurulmuş meyvelerin bir arada tüketilmesi de dikkat çeken öneriler arasında yer alıyor. Bu kombinasyon, doğal tatlılık sağlarken antioksidanlar ve canlı kültürler sayesinde mikrobiyomun gelişimini destekleyebiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, fermente gıdaların da bağırsak sağlığına katkı sunduğunu kabul etmekle birlikte, temel beslenme alışkanlıkları düzenlenmeden tek başına bu ürünlere odaklanmanın yeterli olmayacağını ifade ediyor. Dengeli ve lif ağırlıklı bir beslenme düzeninin, sağlıklı bir bağırsak yapısının anahtarı olduğu vurgulanıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 15:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/bagirsak-sagligini-desteklemenin-5-pratik-yolu-gunluk-beslenmede-kucuk-degisiklikler-yeterli-olabilir-1768137211.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaygın Gıda Koruyucuları Mercek Altında: Kanser ve Tip 2 Diyabet Riski Artabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/yaygin-gida-koruyuculari-mercek-altinda-kanser-ve-tip-2-diyabet-riski-artabilir-81289</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/yaygin-gida-koruyuculari-mercek-altinda-kanser-ve-tip-2-diyabet-riski-artabilir-81289</guid>
                <description><![CDATA[Fransa’da yapılan iki kapsamlı araştırma, yaygın gıda koruyucularının kanser ve tip 2 diyabet riskini artırabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle ultra işlenmiş gıdaların tüketimine karşı uyarıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da yürütülen iki geniş kapsamlı bilimsel çalışma, gıdaların raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılan bazı yaygın koruyucu maddelerin kanser ve tip 2 diyabet riskini artırabileceğine işaret etti. NutriNet-Santé araştırması kapsamında 170 binden fazla kişinin beslenme ve sağlık verileri uzun yıllar boyunca analiz edildi.</p>

<p>Araştırma ekibinin bulgularına göre, özellikle prostat ve meme kanseri ile belirli katkı maddeleri arasında dikkat çekici ilişkiler tespit edildi. Çalışmanın yürütücülerinden Mathilde Touvier, elde edilen sonuçların dünya genelinde yaygın şekilde kullanılan gıda katkı maddeleri açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını ifade etti.</p>

<p>The BMJ dergisinde yayımlanan ve yaklaşık 14 yıl süren takip verilerine dayanan çalışmada, ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından güvenli kabul edilen bazı koruyucu maddelerin kanser riskini artırabileceği belirlendi. İşlenmiş et ürünlerinde kullanılan sodyum nitritin prostat kanseri riskini yükselttiği, potasyum nitratın ise meme kanseri ve genel kanser riskinde artışla ilişkilendirildiği bildirildi. Şarap, peynir ve soslarda yer alan sorbatlar ile asetik asit ve asetat grubu maddelerin de benzer şekilde kanser riskini artırabileceği gözlemlendi.</p>

<p>Nature Communications dergisinde yayımlanan ikinci araştırma ise bu katkı maddelerinin tip 2 diyabet üzerindeki etkilerine odaklandı. Bulgular, en yüksek düzeyde koruyucu madde tüketen bireylerde diyabet riskinin, en düşük tüketim grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 50 daha fazla olduğunu ortaya koydu. Ayrıca kalsiyum propiyonat gibi bazı katkı maddelerinin de metabolik riskleri artırabileceği belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılar, sonuçların gözlemsel nitelikte olduğunu ve kesin neden-sonuç ilişkileri için ileri çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Buna karşın elde edilen verilerin, ultra işlenmiş gıdalardan uzak durulması ve taze, doğal gıdaların tercih edilmesi yönündeki halk sağlığı önerilerini güçlendirdiği ifade ediliyor. Uzmanlar, tüketici sağlığının korunması adına gıda katkı maddelerine ilişkin düzenlemelerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/yaygin-gida-koruyuculari-mercek-altinda-kanser-ve-tip-2-diyabet-riski-artabilir-1768135328.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan Temizlik Uyarısı: Güçlü Koku Hijyen Anlamına Gelmiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzmanlardan-temizlik-uyarisi-guclu-koku-hijyen-anlamina-gelmiyor-81277</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzmanlardan-temizlik-uyarisi-guclu-koku-hijyen-anlamina-gelmiyor-81277</guid>
                <description><![CDATA[Temizlik ürünlerindeki yoğun kokular sağlık için risk oluşturabiliyor. Uzmanlar, temizlik kimyasallarının bilinçsiz kullanımının solunum ve cilt sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ev temizliğinde yaygın olarak kullanılan kimyasal ürünlerin bilinçsiz ve aşırı kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, özellikle temizlik sırasında ortaya çıkan kimyasal buharların solunmasının solunum sistemi üzerinde olumsuz etkilere neden olabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, yüzey temizleyiciler, dezenfektanlar ve çamaşır suyu gibi ürünlerin yanlış kullanımının insan sağlığını tehdit ettiğini belirtti. Bu ürünlerin içeriğinde yer alan sodyum hipoklorit, amonyak, alkol türevleri ve sentetik kokuların, özellikle solunum yoluyla alındığında irritasyon ve alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Dr. Mamçu, temizlik sırasında aerosol haline gelen kimyasalların havada asılı kalarak solunum yoluyla vücuda girebildiğini, bunun da astım benzeri rahatsızlıklara, burun ve boğaz tahrişine yol açabildiğini söyledi. Ayrıca bazı temizlik ürünlerinin gözle temas ettiğinde yanma, kızarıklık ve sulanma gibi belirtilere neden olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Temizlik maddelerinin güçlü kokularının hijyen göstergesi olmadığını vurgulayan Mamçu, bazı ürünlerin mikropları yok etmek yerine yalnızca kokuyu bastırdığını belirtti. Yoğun kokunun daha fazla kimyasal solunması anlamına geldiğini ifade eden Mamçu, bunun özellikle çocuklar, hamileler, yaşlılar ve alerjik bünyeler için daha büyük risk oluşturduğunu dile getirdi.</p>

<p>Uzmanlar, çamaşır suyunun asitli temizleyicilerle kesinlikle karıştırılmaması gerektiği konusunda da uyarıyor. Bu tür karışımların zehirli gazların açığa çıkmasına yol açabileceği belirtiliyor. Gerçek hijyenin, doğru ürünün uygun miktarda ve yeterli sürede kullanılmasıyla sağlanabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Temizlik sırasında ortamın mutlaka havalandırılması gerektiğini vurgulayan Dr. Mamçu, özellikle sprey formdaki ürünlerin kapalı alanlarda kullanımının riskli olduğunu belirtti. Pencere ve kapıların açık tutulmasının, havadaki toksik maddelerin azalmasına yardımcı olacağını söyledi.</p>

<p>Antibakteriyel ürünlerin gereksiz kullanımının da sağlık ve çevre açısından sakıncalı olduğunu belirten Mamçu, bu durumun dirençli bakterilerin gelişmesine, cilt florasının bozulmasına ve çevre kirliliğine yol açabileceğini kaydetti. Uzmanlar, temizlik ürünlerinin etiketlerinin dikkatle okunmasını, kimyasal içeriği düşük veya doğal ürünlerin tercih edilmesini ve sirke, karbonat gibi doğal malzemelerle temizlik yapılmasının mümkün olduğunu hatırlattı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 04:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/uzmanlardan-temizlik-uyarisi-guclu-koku-hijyen-anlamina-gelmiyor-1767663874.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış Aylarında Cilt Alarm Veriyor: Soğuk Havaya Karşı Uzmanlardan Önemli Uyarılar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/kis-aylarinda-cilt-alarm-veriyor-soguk-havaya-karsi-uzmanlardan-onemli-uyarilar-81276</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/kis-aylarinda-cilt-alarm-veriyor-soguk-havaya-karsi-uzmanlardan-onemli-uyarilar-81276</guid>
                <description><![CDATA[Soğuk hava cilt sağlığını olumsuz etkiliyor. Dermatoloji uzmanları, kış aylarında cilt kuruluğu ve hassasiyete karşı doğru bakım alışkanlıklarının önemine dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarında düşen hava sıcaklıkları ve azalan nem oranı, cilt sağlığını olumsuz etkileyerek kuruluk, çatlama ve hassasiyet gibi sorunlara yol açabiliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, soğuk havanın cildi sessizce yıprattığını belirterek, doğru bakım alışkanlıklarıyla bu etkilerden korunmanın mümkün olduğunu vurguladı.</p>

<p>Dr. Kükürt, özellikle eller, yüz ve dudakların soğuk hava koşullarından daha hızlı etkilendiğini ifade ederek, nemlendirici kullanımının yalnızca ihtiyaç halinde değil, düzenli bir alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Cilt tipine uygun ürün seçiminin önemine dikkat çeken Kükürt, kuru ciltler için yoğun ve yağ bazlı, yağlı ve karma ciltler için ise su bazlı nemlendiricilerin tercih edilmesini önerdi.</p>

<p>Soğuk havanın egzama gibi kronik cilt rahatsızlıklarını da tetikleyebileceğini belirten Kükürt, sert sabunlar ve alkol içeren temizleyicilerin cilt bariyerine zarar verdiğini dile getirdi. Bu nedenle kış aylarında sabunsuz, nemlendirici özelliği bulunan ve cildi tahriş etmeyen ürünlerin kullanılmasının önemine işaret etti.</p>

<p>Kışın sıcak duş alma isteğinin arttığını ancak çok sıcak suyun cildin doğal yağ dengesini bozduğunu söyleyen Dr. Kükürt, duş süresinin kısa tutulması ve suyun ılık tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Duş sonrası ilk birkaç dakika içinde nemlendirici uygulanmasının cildin nemi tutmasına yardımcı olduğunu da sözlerine ekledi.</p>

<p>Kapalı alanlarda kullanılan kalorifer ve klimaların havadaki nem oranını düşürdüğünü belirten Kükürt, ortam nemlendiricilerinin ya da odada su bulundurmanın cilt sağlığını destekleyebileceğini söyledi. Dudak ve ellerde sık görülen çatlaklara karşı yoğun onarıcı ürünlerin kullanılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Kış aylarında güneş ışınlarının zararsız olduğu algısının yanlış olduğuna dikkat çeken Kükürt, UV ışınlarının yıl boyunca cilt üzerinde olumsuz etki oluşturabileceğini belirtti. Özellikle karlı havalarda yansıma etkisiyle güneşin zararlı etkilerinin arttığını ifade eden Kükürt, kışın da güneş koruyucu kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Peeling uygulamalarının da kontrollü yapılması gerektiğini belirten Dr. Kükürt, kış aylarında haftada en fazla bir kez ve nazik ürünlerle uygulanmasını önerdi. Dışarı çıkarken atkı, bere ve eldiven kullanımının cildi soğuk ve rüzgardan koruduğunu, yeterli su tüketimi ve dengeli beslenmenin de cilt sağlığı üzerinde önemli rol oynadığını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 04:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/kis-aylarinda-cilt-alarm-veriyor-soguk-havaya-karsi-uzmanlardan-onemli-uyarilar-1767663841.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar Açıkladı: Sudan Sonra En Faydalı İçecek Yeşil Çay</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzmanlar-acikladi-sudan-sonra-en-faydali-icecek-yesil-cay-81275</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzmanlar-acikladi-sudan-sonra-en-faydali-icecek-yesil-cay-81275</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlara göre sudan sonra insan sağlığına en fazla katkı sağlayan içecek yeşil çay oldu. Antioksidan özellikleriyle öne çıkan yeşil çay, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanların yaptığı değerlendirmelere göre, sudan sonra insan sağlığına en fazla katkı sağlayan içecek yeşil çay oldu. Doğal içeriği ve güçlü antioksidan özellikleriyle öne çıkan yeşil çay, hücre yenilenmesini destekleyerek sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olarak gösteriliyor.</p>

<p>Yeşil çayın düzenli tüketiminin, yaşlanma etkilerini yavaşlattığı, vücutta biriken zararlı ve kanserojen maddelerin atılmasına yardımcı olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, yeşil çayın hücreleri derinlemesine temizleyici etkisi sayesinde bağışıklık sistemi üzerinde koruyucu bir kalkan oluşturduğunu vurguluyor.</p>

<p>Araştırmalara göre yeşil çay, içerdiği kateşinler ve polifenoller sayesinde serbest radikallerle savaşarak birçok kronik hastalığa karşı destekleyici rol üstleniyor. Bu özellikleriyle yeşil çay, sağlıklı içecekler listesinde ilk sırada yer alıyor.</p>

<p>Uzmanların paylaştığı listede yeşil çayın ardından nane çayı, yağsız süt, bitkisel süt alternatifleri, soya ve badem sütü gibi içecekler bulunuyor. Ayrıca sıcak çikolata, taze portakal ve limon suyu ile probiyotik açısından zengin kefirin de dengeli tüketildiğinde sağlık üzerinde olumlu etkiler sunduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Sağlık uzmanları, bu içeceklerin tek başına mucize yaratmayacağını ancak dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla birlikte tüketildiğinde vücut direncini artırabileceğini belirtiyor. Özellikle yeşil çayın, düzenli ve ölçülü tüketildiğinde uzun vadede genel sağlık üzerinde olumlu etkiler sağladığına dikkat çekiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 04:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/uzmanlar-acikladi-sudan-sonra-en-faydali-icecek-yesil-cay-1767663790.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı Yaşam Algısı Psikolojik Baskıya mı Dönüşüyor? Uzmanlardan Uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/saglikli-yasam-algisi-psikolojik-baskiya-mi-donusuyor-uzmanlardan-uyari-81274</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/saglikli-yasam-algisi-psikolojik-baskiya-mi-donusuyor-uzmanlardan-uyari-81274</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, sosyal medyada yaygınlaşan sağlıklı yaşam söyleminin bireyler üzerinde yeni bir psikolojik baskı alanı oluşturduğunu belirtiyor. Performans odaklı sağlık anlayışı ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı yaşam söylemi, ilk bakışta bireylerin yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan olumlu bir yaklaşım gibi görünse de uzmanlara göre günümüzde yeni bir psikolojik baskı alanına dönüşmüş durumda. Özellikle sosyal medyada idealize edilen bedenler ve yaşam tarzları, bireyler üzerinde görünmez bir stres kaynağı oluşturabiliyor.</p>

<p>Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Psikolog Erdal Dede, sağlıklı yaşam trendlerinin bireylerin ruhsal durumu üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Dede, modern toplumda sağlığın artık ölçülebilir bir performans kriteri haline geldiğini ifade etti.</p>

<p>Psikolog Dede’ye göre, kaç adım atıldığı, ne yenildiği ya da ne kadar spor yapıldığı gibi unsurlar, bireyin değeriyle doğrudan ilişkilendiriliyor. Bu durumun öz-değer algısını beden merkezli bir çerçeveye sıkıştırdığını belirten Dede, “Sağlık, iyi hissetmekten çok iyi görünmekle kanıtlanması gereken bir performansa dönüşüyor.” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Uzmanlar, aşırı sağlıklı yaşam takibinin kaygı bozuklukları, takıntılı davranışlar, yeme bozuklukları ve tükenmişlik gibi sorunları tetikleyebileceğine dikkat çekiyor. Bu yaklaşımın, ruhsal iyilik hâlini desteklemek yerine zamanla yeni psikolojik sorunlara zemin hazırlayabildiği belirtiliyor.</p>

<p>Popüler kültür ve sosyal medya üzerinden yayılan “yeterince istersen sağlıklı olursun” mesajının da bireyler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğuna işaret ediliyor. Süreklilik zorunluluğu, her şeyi kontrol edebilme algısı ve başarısızlık hissiyle gelen suçluluk duygusu, ruh sağlığını olumsuz etkileyen temel unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlara göre sağlığın yalnızca dış görünüşe indirgenmesi, bireylerin yorgunluk, kaygı ve mutsuzluk gibi duygularını bastırmasına neden olabiliyor. Bu bastırmanın uzun vadede daha derin psikolojik sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunuluyor.</p>

<p>Özellikle gençler ve kadınların bu baskıdan daha fazla etkilendiği ifade ediliyor. Sosyal medyada öne çıkarılan “fit, enerjik ve disiplinli” bedenlerin, sürekli kıyaslama davranışını artırarak özsaygı düşüklüğü ve depresif duygulara zemin hazırladığı belirtiliyor.</p>

<p>Psikolog Erdal Dede, sağlıklı yaşam ile takıntılı kontrol arasındaki sınırın; esneklik, stres düzeyi ve günlük işlevsellik üzerinden anlaşılabileceğini vurguluyor. Sağlıklı alışkanlıkların keyif vermekten çıkıp stres kaynağına dönüşmesi halinde sürecin zararlı bir boyuta evrildiğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bireylerin kendilerini bu görünür sağlık baskısından koruyabilmesi için gerçekçi olmayan beden standartlarının farkında olması, iyi görünmekten çok iyi hissetmeyi hedeflemesi, esnek ve sürdürülebilir alışkanlıklar geliştirmesi ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan kaçınmaması öneriliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 04:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/saglikli-yasam-algisi-psikolojik-baskiya-mi-donusuyor-uzmanlardan-uyari-1767663751.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uyku Düzensizliği Yaşayan Gençlere Uzmandan Net Tavsiye: Sabah Güneşi Şart</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/uyku-duzensizligi-yasayan-genclere-uzmandan-net-tavsiye-sabah-gunesi-sart-81273</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/uyku-duzensizligi-yasayan-genclere-uzmandan-net-tavsiye-sabah-gunesi-sart-81273</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, gençlerde giderek yaygınlaşan uyku düzensizliğine karşı sabah güneşinin önemine dikkat çekiyor. Sosyal jetlag olarak tanımlanan bu sorunun düzenli uyku saatleri ve doğal ışıkla kontrol altına alınabileceği belirtiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Uyku Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeynep Zeren Uçar, son yıllarda özellikle genç yaş grubunda uyku düzensizliğinin belirgin şekilde arttığını belirterek, sabah güneşinin bu sorunun çözümünde kritik bir rol oynadığını vurguladı. Uçar, “Sabah güneşi uyku sorunu yaşayan gençler için son derece önemli. Güneş, tek başına ilaç etkisi gösterebiliyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi olan Uçar, düzensiz yaşam alışkanlıklarının biyolojik saati bozduğunu söyledi. Sosyal yaşam ile biyolojik saat arasındaki uyumsuzluğun “sosyal jetlag” olarak adlandırıldığını belirten Uçar, bu durumun özellikle 16-22 yaş arası gençlerde yaygın görüldüğünü ifade etti.</p>

<p>Gençlerin gece geç saatlere kadar uyanık kaldığını ve günün büyük bölümünü uyuyarak geçirdiğini aktaran Uçar, bu durumun okul ve iş hayatını olumsuz etkilediğini dile getirdi. Yapılan çalışmalara göre, bu yaş grubundaki gençlerin yüzde 30 ila 40’ında sosyal jetlag belirtilerinin görüldüğünü belirten Uçar, sorunun uzun vadede ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Sosyal jetlag yaşayan bireylerin, erken saatte yatağa girseler bile uyuyamadıklarını anlatan Uçar, bunun melatonin hormonunun salgı zamanının bozulmasından kaynaklandığını söyledi. Gece geç saatlerde mavi ışığa maruz kalmanın bu durumu daha da ağırlaştırdığını belirten Uçar, uyuyamayan gençlerin telefon, tablet ve televizyon kullanımını artırmasının kısır döngüye neden olduğunu kaydetti.</p>

<p>Sosyal jetlagın tedavi edilebilir bir durum olduğunun altını çizen Uçar, düzenli uyku alışkanlığı kazanmanın önemine vurgu yaptı. Uzmanlara göre, her gün aynı saatte yatıp aynı saatte uyanmak, en geç saat 23.00’te uykuya geçmek ve sabah 07.30-08.00 arasında güne başlamak uyku düzeninin yeniden sağlanmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Tedavi sürecinde mavi ışıktan uzak durulması, akşam saatlerinde ortam ışığının azaltılması ve gündüz saatlerinde açık havada vakit geçirilmesi öneriliyor. Özellikle sabah saatlerinde güneş ışığına maruz kalmanın melatonin dengesini olumlu yönde etkilediğini belirten Uçar, “Sabah 11.00’e kadar yarım saat bile güneş görmek, akşam saatlerinde melatonin salgısını kolaylaştırıyor. Sabah güneşi olmazsa bu hormonun salgılanması gecikiyor ve uyku düzeni bozuluyor.” dedi.</p>

<p>Sosyal jetlag nedeniyle tedavi için hastaneye başvuran 20 yaşındaki Batuhan Bulut ise yaşadığı uyku problemlerinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini anlattı. Gece saatlerinde uyuyamadığını ve günün büyük bölümünü uykuda geçirdiğini ifade eden Bulut, bu süreçte sosyal hayatından uzaklaştığını belirterek yeniden eski düzenine kavuşmayı hedeflediğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 04:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/uyku-duzensizligi-yasayan-genclere-uzmandan-net-tavsiye-sabah-gunesi-sart-1767663707.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğanın Altın Şifası: Balın Türleri, Faydaları ve Bilinmesi Gerekenler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/doganin-altin-sifasi-balin-turleri-faydalari-ve-bilinmesi-gerekenler-81272</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/doganin-altin-sifasi-balin-turleri-faydalari-ve-bilinmesi-gerekenler-81272</guid>
                <description><![CDATA[Bal, arıların binlerce çiçekten topladığı nektarla oluşan doğal bir besin kaynağı olarak yüzyıllardır şifa amacıyla tüketiliyor. Çam, kestane, kekik ve lavanta gibi bal türleri içerikleri ve sağlık üzerindeki etkileriyle birbirinden ayrılıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Arıların binlerce çiçekten topladığı nektarla oluşan bal, doğadan sofraya uzanan yolculuğunda hem besleyici hem de şifa kaynağı olarak öne çıkıyor. İçeriği, rengi, aroması ve sağlık üzerindeki etkileri ise arıların bulunduğu coğrafya ve beslendiği bitki çeşitliliğine göre değişiklik gösteriyor.</p>

<p>Türkiye’nin zengin flora yapısı, bal çeşitliliği açısından önemli bir avantaja sahip. Çam, kestane, lavanta, kekik ve narenciye balları gibi birçok tür, kendine özgü özellikleriyle dikkat çekiyor. Kimi ballar yoğun aromasıyla öne çıkarken, kimileri hafif tadı ve özel bileşenleri nedeniyle tercih ediliyor.</p>

<p>Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu, balların genel olarak monofloral ve polifloral olmak üzere iki gruba ayrıldığını belirtiyor. Monofloral ballar, arıların ağırlıklı olarak tek bir bitkiden nektar toplamasıyla oluşuyor. Türk Gıda Kodeksi’ne göre, belirli oranlarda tek bir bitkinin polenini içeren ballar, o bitkinin adıyla anılıyor.</p>

<p>Kestane balı, yüksek fenolik bileşik içeriği sayesinde antioksidan ve antibakteriyel özellikleriyle öne çıkıyor. Özellikle dolaşım sistemi ve kalp sağlığı üzerinde olumlu etkileri bulunan bu bal türü, sınırlı üretimi nedeniyle diğer ballara kıyasla daha yüksek fiyatlarla satılıyor. Kekik balı ağız ve idrar yolu enfeksiyonlarında, meşe balı kansızlıkta, sedir balı ise antiseptik özelliğiyle biliniyor.</p>

<p>Salgı balları olarak adlandırılan çam, sedir ve meşe balları ise polen içermemeleriyle çiçek ballarından ayrılıyor. Çam balının bağışıklık sistemini desteklediği, solunum yolu rahatsızlıklarında balgam söktürücü etkisinin bulunduğu ve mide sorunlarına iyi geldiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bal tüketimiyle ilgili en çok merak edilen konulardan biri de diyabet hastalarının bal tüketip tüketemeyeceği. Uzmanlar, çam, kestane, akasya ve ıhlamur gibi bazı balların düşük glisemik indekse sahip olduğunu ve kan şekerini daha yavaş yükselttiğini belirtiyor. Ancak bu noktada balın ham ve katkısız olması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Petek bal ile süzme bal arasındaki farklara da değinen Prof. Dr. Kekeçoğlu, kalıntı riski göz önüne alındığında süzme balın daha güvenilir olabileceğini ifade ediyor. Buna karşın, arının tamamen kendi ördüğü petekten elde edilen balın da doğru koşullarda üretildiğinde sağlık açısından önemli faydalar sunduğu belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, balın bilinçli ve ölçülü tüketilmesinin, hem sağlığın korunması hem de doğal şifa kaynağından en iyi şekilde faydalanılması açısından önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 04:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/doganin-altin-sifasi-balin-turleri-faydalari-ve-bilinmesi-gerekenler-1767663636.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa’da Antibiyotik Kullanımı Alarm Veriyor: En Yüksek Oranlar Güney Ülkelerinde</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/avrupada-antibiyotik-kullanimi-alarm-veriyor-en-yuksek-oranlar-guney-ulkelerinde-81271</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/avrupada-antibiyotik-kullanimi-alarm-veriyor-en-yuksek-oranlar-guney-ulkelerinde-81271</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa genelinde antibiyotik kullanımı ülkeden ülkeye büyük farklılık gösteriyor. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi verilerine göre bazı ülkelerde kullanım artarken, antimikrobiyal direnç tehdidi her yıl binlerce can kaybına yol açıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa genelinde antibiyotik kullanım oranları ülkeler arasında ciddi farklılıklar göstermeye devam ederken, sağlık otoriteleri artan antimikrobiyal direnç tehdidine karşı uyarılarını sürdürüyor. Uzmanlar, antibiyotiklerin gereksiz ve yanlış kullanımının, enfeksiyonların tedavisini zorlaştıran dirençli mikroorganizmaların yayılmasını hızlandırdığına dikkat çekiyor.</p>

<p>Antimikrobiyal direnç, bakteri ve virüslerin mevcut tedavilere karşı etkisiz hale gelmesiyle ortaya çıkıyor. Bu durum, Avrupa Birliği ülkeleri ile İzlanda, Lihtenştayn ve Norveç’te her yıl 35 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor.</p>

<p>Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin (ECDC) verilerine göre, 2024 yılında Avrupa Birliği genelinde her 1.000 kişi başına ortalama 20,3 günlük doz antibiyotik kullanıldı. Bu oran, pandemi öncesi seviyelerin üzerine çıkarken, 2030 yılı için belirlenen hedeflerin de oldukça gerisinde kaldı.</p>

<p>Ülkeler bazında değerlendirildiğinde, antibiyotik kullanımında en düşük oran Hollanda’da 9,8 günlük doz olarak ölçülürken, en yüksek kullanım Yunanistan’da 29,9 günlük doz seviyesine ulaştı. Uzmanlar, bu farklılıkların temelinde sağlık politikalarının uygulanma hızının ve ulusal rehberlerin sağlık çalışanlarına yaygınlaştırılma düzeyinin yattığını belirtiyor.</p>

<p>ECDC verileri, 2020 yılından bu yana Avusturya, Belçika, Fransa, İspanya, Hollanda ve Portekiz başta olmak üzere birçok ülkede antibiyotik kullanımının artış eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Kurum, bu durumun sağlık sistemlerinde gereksiz antibiyotik kullanımına karşı daha güçlü önlemler alınması gerektiğini gösterdiğini vurguluyor.</p>

<p>Uzmanlar, tanı süreçlerinin güncellenmesi, enfeksiyon önleme ve kontrol uygulamalarının güçlendirilmesi ile antibiyotik reçetelerinin daha bilinçli düzenlenmesinin hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Ayrıca vatandaşların, reçete edilen antibiyotikleri önerilen doz ve süre boyunca eksiksiz kullanmasının, ilaç direnciyle mücadelede önemli bir rol oynadığına dikkat çekiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Jan 2026 04:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2026/01/avrupada-antibiyotik-kullanimi-alarm-veriyor-en-yuksek-oranlar-guney-ulkelerinde-1767663596.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alarmdan Önce Uyanmanın Bilimsel Nedeni: Beynin “Usta Saati” Devrede</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/alarmdan-once-uyanmanin-bilimsel-nedeni-beynin-usta-saati-devrede-81252</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/alarmdan-once-uyanmanin-bilimsel-nedeni-beynin-usta-saati-devrede-81252</guid>
                <description><![CDATA[Alarm çalmadan hemen önce uyanmak tesadüf değil. Uzmanlara göre bu durum, beynin biyolojik saati olan suprakiyazmatik çekirdeğin düzenli rutini öğrenmesi ve kortizol hormonunu tam zamanında salgılamasıyla açıklanıyor. Bu hassas uyanış, sağlıklı bir uyku düzeninin göstergesi kabul ediliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sabah alarmı çalmadan hemen önce uyanmak birçok kişinin deneyimlediği ancak nedenini merak ettiği bir durum olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre bu milisaniyelik hassasiyet, tamamen tesadüf değil; beynin son derece gelişmiş iç zamanlama mekanizmasının bir sonucu.</p>

<p>Beynin derin bölgelerinde yer alan ve “usta saat” olarak tanımlanan suprakiyazmatik çekirdek, vücudun biyolojik saatini yönetiyor. Bu yapı; uyku ve uyanıklık döngüsü, vücut ısısı, hormon salınımı, açlık ve sindirim gibi hayati süreçleri düzenleyen sirkadiyen ritmi koordine ediyor. Sirkadiyen ritim, vücudun 24 saatlik gün döngüsüne uyum sağlamasını mümkün kılıyor.</p>

<p>Düzenli uyku ve uyanma saatleri, beslenme alışkanlıkları ve günlük aktiviteler, bu biyolojik saatin “programlanmasına” yardımcı oluyor. Zamanla beyin, kişinin rutinlerini öğrenerek vücudu belirli saatlerde belirli durumlara hazırlamaya başlıyor.</p>

<p>Sabah saatlerine yaklaşıldığında devreye giren en önemli mekanizmalardan biri ise “kortizol uyanma tepkisi” olarak adlandırılıyor. Bu süreçte kortizol hormonu kademeli olarak artarken, uyku hormonu olan melatonin seviyesi düşüyor ve vücut uyanıklığa geçiş yapıyor. Uyku düzeni tutarlı olan bireylerde bu hormonal değişim, alarm saatinden hemen önce tamamlanabiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, alarmdan birkaç dakika önce uyanıp kendini dinç hisseden kişilerin, biyolojik saatlerinin sağlıklı ve uyumlu çalıştığını belirtiyor. Buna karşılık alarmdan önce uyanmasına rağmen yorgunluk, sersemlik veya huzursuzluk yaşayan bireylerde ise uyku kalitesinin düşük olabileceğine dikkat çekiliyor. Bu durum, uykunun derin evrelerinden ani uyanışa bağlı olarak ortaya çıkan “uyku ataleti” ile ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Bilim insanları, biyolojik saatin sağlıklı çalışması için tutarlı bir uyku-uyanma programı izlenmesini, sabah saatlerinde doğal gün ışığına maruz kalınmasını ve düzensiz uyku alışkanlıklarından kaçınılmasını öneriyor. Alarm kullanmadan, doğal bir şekilde uyanabilmek ise yeterli dinlenmenin ve dengeli bir sirkadiyen ritmin en güçlü göstergeleri arasında kabul ediliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 09:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/12/alarmdan-once-uyanmanin-bilimsel-nedeni-beynin-usta-saati-devrede-1766989131.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzun Süreli İsveç Araştırması: Yağlı Peynir Tüketimi Demans Riskini Düşürebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzun-sureli-isvec-arastirmasi-yagli-peynir-tuketimi-demans-riskini-dusurebilir-81251</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzun-sureli-isvec-arastirmasi-yagli-peynir-tuketimi-demans-riskini-dusurebilir-81251</guid>
                <description><![CDATA[İsveç’te 25 yıl boyunca yürütülen geniş kapsamlı bir araştırma, günlük 50 gramdan fazla yüksek yağlı peynir tüketiminin demans riskini yüzde 13 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bulguların umut verici olduğunu ancak beslenmede denge ilkesinin önemini koruduğunu vurguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İsveç’te yürütülen uzun soluklu bir araştırma, yüksek yağlı peynir tüketiminin demans riskini azaltabileceğine işaret eden dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Lund Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve yaklaşık 25 yıl süren çalışmada, 27 binden fazla yetişkinin beslenme alışkanlıkları ve sağlık verileri incelendi.</p>

<p>Araştırmanın bulgularına göre, günlük beslenmesinde 50 gramdan fazla yağlı peynir tüketen bireylerin demansa yakalanma riski, çok az peynir tüketenlere kıyasla yüzde 13 oranında daha düşük bulundu. Çalışmada özellikle bri, gouda, cheddar ve mozzarella gibi yağ oranı yüzde 20’nin üzerinde olan peynirlerin öne çıktığı belirtildi.</p>

<p>Bilim insanları, elde edilen sonuçların uzun yıllardır yaygın kabul gören “yağlı gıdalar zararlıdır” görüşünü sorgulatabilecek nitelikte olduğunu ifade etti. Veriler, sağlıklı yağların beyin fonksiyonlarının korunmasında rol oynayabileceğini düşündürürken, bu etkinin düşük yağlı peynirler, süt veya yoğurt gibi diğer süt ürünlerinde gözlemlenmediği vurgulandı.</p>

<p>Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen demans hastalığına yönelik kesin bir tedavinin henüz bulunmaması, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerini daha da önemli hâle getiriyor. Uzmanlar, bu tür uzun süreli gözlemsel çalışmaların, hastalığın önlenmesine yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağladığını belirtiyor.</p>

<p>Bununla birlikte araştırmacılar, söz konusu bulguların tek başına bir gıdanın mucizevi etkisi olarak değerlendirilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Çalışma süresince katılımcıların yaşam tarzlarında meydana gelen değişikliklerin sonuçları etkilemiş olabileceği ifade edilirken, peynir tüketimi ile beyin sağlığı arasındaki ilişkinin mekanizmasının netleştirilmesi için daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 09:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/12/uzun-sureli-isvec-arastirmasi-yagli-peynir-tuketimi-demans-riskini-dusurebilir-1766989032.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>C Vitamini Hava Kirliliğine Karşı Umut Veriyor: Akciğerlerde Hücresel Hasarı Azaltabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/c-vitamini-hava-kirliligine-karsi-umut-veriyor-akcigerlerde-hucresel-hasari-azaltabilir-81250</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/c-vitamini-hava-kirliligine-karsi-umut-veriyor-akcigerlerde-hucresel-hasari-azaltabilir-81250</guid>
                <description><![CDATA[Sidney Teknoloji Üniversitesi öncülüğünde yapılan yeni bir araştırma, yüksek doz C vitamini alımının PM2.5 olarak bilinen ince hava kirleticilerinin akciğerler üzerindeki zararlı etkilerine karşı koruma sağlayabileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, bulguların umut verici olduğunu ancak doğru dozaj için tıbbi danışmanlığın şart olduğunu vurguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaygın olarak kullanılan C vitamininin, hava kirliliğinin akciğerler üzerindeki zararlı etkilerine karşı koruyucu bir rol oynayabileceği belirlendi. Sidney Teknoloji Üniversitesi (UTS) liderliğinde yürütülen yeni bir araştırma, yüksek doz C vitamini alımının PM2.5 olarak adlandırılan ince partiküllerin neden olduğu hücresel hasarı azaltabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>PM2.5 kirleticileri; yoğun trafik, orman yangınları ve toz fırtınaları gibi kaynaklardan yayılan, mikrometre boyutunda parçacıklar olarak biliniyor. Bu partiküllerin astım, solunum yolu hastalıkları ve akciğer kanseriyle ilişkili olduğu uzun süredir bilimsel çalışmalarda dile getiriliyor.</p>

<p>Araştırma kapsamında bilim insanları, C vitamininin etkilerini incelemek amacıyla fareler ve laboratuvar ortamında yetiştirilen insan dokuları üzerinde deneyler gerçekleştirdi. Elde edilen bulgular, C vitamininin hava kirliliğinin neden olduğu temel hücre hasarlarına karşı belirgin bir koruma sağladığını gösterdi.</p>

<p>Çalışmada, C vitamininin özellikle hücrelerin enerji üretiminden sorumlu olan mitokondrilerin kaybını azalttığı, iltihaplanmayı baskıladığı ve oksidatif stres kaynaklı hücresel bozulmaları engellediği gözlemlendi. Araştırmacılar, vitaminin güçlü antioksidan özelliklerinin bu koruyucu etkiye katkı sağladığını belirtti.</p>

<p>Araştırmanın yazarlarından UTS lisansüstü öğrencisi Xu Bai, yayımlanan makalede antioksidan C vitamini takviyesinin düşük seviyeli PM2.5 maruziyetinin olumsuz etkilerini hafifletmede etkili olduğunu ve bu durumun risk altındaki bireyler için değerlendirilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Bununla birlikte uzmanlar, elde edilen sonuçların laboratuvar koşullarına dayandığını ve gerçek yaşam koşullarında benzer etkinin ne ölçüde sağlanacağının belirlenmesi için daha kapsamlı insan çalışmalarına ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Kullanılan kirlilik düzeyleri ve vitamin dozlarının, günlük hayattaki maruziyetleri birebir yansıtmayabileceği kaydedildi.</p>

<p>Moleküler biyolog Brian Oliver ise çalışmanın, izin verilen üst sınırlara yakın C vitamini alımının potansiyel faydalarına işaret ettiğini ancak yanlış dozajın risk oluşturabileceğini belirtti. Oliver, takviye kullanımının mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiği uyarısında bulundu.</p>

<p>Araştırmacılar, C vitamininin destekleyici bir önlem olarak öne çıkabileceğini kabul etmekle birlikte, hava kirliliğiyle mücadelede asıl çözümün çevresel önlemler ve solunan hava kalitesinin iyileştirilmesi olduğunun altını çizdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 09:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/12/c-vitamini-hava-kirliligine-karsi-umut-veriyor-akcigerlerde-hucresel-hasari-azaltabilir-1766988893.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alzheimer’a Karşı Erken Müdahale Umudu: NU-9 İlacı Hastalığı Başlamadan Durdurabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/alzheimera-karsi-erken-mudahale-umudu-nu-9-ilaci-hastaligi-baslamadan-durdurabilir-81249</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/alzheimera-karsi-erken-mudahale-umudu-nu-9-ilaci-hastaligi-baslamadan-durdurabilir-81249</guid>
                <description><![CDATA[Northwestern Üniversitesi tarafından geliştirilen NU-9 adlı deneysel ilaç, Alzheimer hastalığını henüz belirtiler ortaya çıkmadan durdurma potansiyeliyle bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Erken teşhisle birlikte kullanılan NU-9’un, beyindeki zararlı protein birikimini engelleyerek hafıza kaybının önüne geçebileceği belirtiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim dünyası, Alzheimer hastalığının önlenmesine yönelik umut verici bir gelişmeye tanıklık ediyor. Northwestern Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırmalar kapsamında geliştirilen NU-9 adlı deneysel ilaç, hastalığın yıkıcı etkileri henüz ortaya çıkmadan süreci durdurma potansiyeli gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılar, Alzheimer’ın temel nedenlerinden biri olarak kabul edilen ve beyinde plak oluşumuna yol açan zehirli proteinleri hedef alan bu ilacın, sinir hücrelerine zarar veren moleküllerin birikimini engellediğini belirtiyor. Fareler üzerinde gerçekleştirilen deneylerde, NU-9’un söz konusu zararlı proteinleri temizleyerek beynin destek hücrelerini sağlıklı bir dengede tuttuğu gözlemlendi.</p>

<p>Çalışmayı yürüten ekipte yer alan nörobiyolog William Klein, elde edilen sonuçları “son derece dikkat çekici” olarak nitelendirirken, bu bulguların Alzheimer’ın belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce başladığını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Uzmanlar, bugüne kadar birçok klinik çalışmanın başarısız olmasının en önemli nedenlerinden birinin, tedavilere hastalığın ileri evrelerinde başlanması olduğunu vurguluyor.</p>

<p>NU-9’un en dikkat çekici özelliği ise koruyucu bir tedavi olarak kullanılabilme ihtimali. Kalp ve damar hastalıklarında kullanılan kolesterol düşürücü ilaçlara benzer şekilde, Alzheimer riski taşıyan bireylerde belirtiler ortaya çıkmadan önce devreye girmesi hedefleniyor. Araştırmaların başarıyla sonuçlanması hâlinde, gelecekte basit bir kan testiyle risk grubundaki kişilerin belirlenmesi ve NU-9 ile koruyucu tedaviye başlanması mümkün olabilecek.</p>

<p>Bilim dünyası, Alzheimer hastalığının önlenmesine yönelik umut verici bir gelişmeye tanıklık ediyor. Northwestern Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırmalar kapsamında geliştirilen NU-9 adlı deneysel ilaç, hastalığın yıkıcı etkileri henüz ortaya çıkmadan süreci durdurma potansiyeli gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılar, Alzheimer’ın temel nedenlerinden biri olarak kabul edilen ve beyinde plak oluşumuna yol açan zehirli proteinleri hedef alan bu ilacın, sinir hücrelerine zarar veren moleküllerin birikimini engellediğini belirtiyor. Fareler üzerinde gerçekleştirilen deneylerde, NU-9’un söz konusu zararlı proteinleri temizleyerek beynin destek hücrelerini sağlıklı bir dengede tuttuğu gözlemlendi.</p>

<p>Çalışmayı yürüten ekipte yer alan nörobiyolog William Klein, elde edilen sonuçları “son derece dikkat çekici” olarak nitelendirirken, bu bulguların Alzheimer’ın belirtiler ortaya çıkmadan yıllar önce başladığını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Uzmanlar, bugüne kadar birçok klinik çalışmanın başarısız olmasının en önemli nedenlerinden birinin, tedavilere hastalığın ileri evrelerinde başlanması olduğunu vurguluyor.</p>

<p>NU-9’un en dikkat çekici özelliği ise koruyucu bir tedavi olarak kullanılabilme ihtimali. Kalp ve damar hastalıklarında kullanılan kolesterol düşürücü ilaçlara benzer şekilde, Alzheimer riski taşıyan bireylerde belirtiler ortaya çıkmadan önce devreye girmesi hedefleniyor. Araştırmaların başarıyla sonuçlanması hâlinde, gelecekte basit bir kan testiyle risk grubundaki kişilerin belirlenmesi ve NU-9 ile koruyucu tedaviye başlanması mümkün olabilecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 09:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/12/alzheimera-karsi-erken-mudahale-umudu-nu-9-ilaci-hastaligi-baslamadan-durdurabilir-1766988805.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Migreni Tetikleyen Gıdalar: Peynir, Çikolata ve Kırmızı Şarap Öne Çıkıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/migreni-tetikleyen-gidalar-peynir-cikolata-ve-kirmizi-sarap-one-cikiyor-81186</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/migreni-tetikleyen-gidalar-peynir-cikolata-ve-kirmizi-sarap-one-cikiyor-81186</guid>
                <description><![CDATA[Migren hastalarının belirli gıdalar tükettiğinde ağrılarını şiddetlendirdiği görülüyor. Uzmanlar, peynir, çikolata, kırmızı şarap, tiramin ve nitrat içeren yiyeceklerin migreni tetikleyebileceğini belirtiyor. Düzenli öğün, yeterli sıvı tüketimi ve sağlıklı beslenme migreni önlemeye yardımcı olabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Migren, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen yaygın bir baş ağrısı türüdür. Özellikle 25-55 yaş arası kadınlar migren ağrılarını daha yoğun yaşamaktadır. Uzmanlar, migrenin genetik veya çevresel nedenlerinin henüz tam olarak belirlenemediğini, ancak bazı gıdaların ağrıyı tetikleyebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Leiden Üniversitesi Tıp Merkezi'nden Prof. Gisela Terwindt, migren hastalarının yaklaşık yüzde 30'unun belirli gıdaların ağrılarını tetiklediğini tespit ettiğini ifade ediyor. 2015 yılında yapılan bir araştırmada peynir, kırmızı şarap, çikolata, monosodyum glutamat, nitrat içeren işlenmiş etler ve tiramin içeren gıdalar migreni tetikleyici olarak öne çıkmıştır. Tiramin, peynir, çikolata, kırmızı şarap ve bazı tatlılarda bulunan biyolojik bir amindir ve yüksek tüketiminde migren semptomlarını artırabilir.</p>

<p>İngiltere Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS), migren hastalarına bir ay boyunca yüksek amin içeren gıdalardan uzak durmalarını ve migren semptomlarının bu süreçte nasıl değiştiğini takip etmelerini öneriyor. Kaçınılması gereken yiyecekler arasında alkollü ve düşük alkollü içkiler, kahve, çay, çikolata, peynir, turunçgiller, domuz eti, bakla ve bazı deniz ürünleri bulunuyor.</p>

<p>Uzmanlar ayrıca düzenli öğün yemenin önemine dikkat çekiyor. Öğün atlamak, kötü yeme alışkanlıkları veya dehidrasyon migreni tetikleyebilir. Düzenli ve sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve glisemik indeksi düşük diyetler, ketojenik veya DASH diyetleri migren ağrılarını hafifletebilir. Ancak migren odaklı beslenme planına başlamadan önce mutlaka bir doktor veya diyetisyen ile görüşülmesi tavsiye edilmektedir.</p>

<p>Migren Derneği, baş ağrılarının takibinin yapılması ve hangi gıdaların tetikleyici olduğunu belirlemek için baş ağrısı takvimi tutulmasını önermektedir. Uzmanlar, her bireyin tetikleyicilerinin farklı olduğunu ve beslenme düzeninde radikal değişiklikler yapmadan önce kişiye uygun planlama yapılmasının önem taşıdığını vurgulamaktadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 19:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/migreni-tetikleyen-gidalar-peynir-cikolata-ve-kirmizi-sarap-one-cikiyor-1764518528.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baş Ağrısına Karşı Evde Uygulanabilecek Dört Öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/bas-agrisina-karsi-evde-uygulanabilecek-dort-oneri-81185</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/bas-agrisina-karsi-evde-uygulanabilecek-dort-oneri-81185</guid>
                <description><![CDATA[Baş ağrısı, kısa veya uzun süreli olarak herkesin yaşayabileceği yaygın bir sorundur. Uzmanlar, tetikleyicileri belirlemenin, kafeini doğru kullanmanın, öğün atlamamanın ve ağrı kesicileri dikkatli seçmenin baş ağrısını hafifletmede etkili olduğunu söylüyor. Düzenli uyku, egzersiz ve stres yönetimi de baş ağrılarını azaltmaya yardımcı oluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Baş ağrısı, birçok kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen yaygın bir sağlık sorunudur. Uzmanlar, baş ağrısının çoğunlukla ciddi bir durum olmadığını, ancak ilk veya en şiddetli baş ağrısında doktora başvurulması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Ulusal Migren Merkezi uzmanı Dr. Katy Munro, tekrarlayan baş ağrıları için evde uygulanabilecek bazı yöntemleri şöyle sıralıyor:</p>

<ol>
	<li>
	<p><strong>Tetikleyicileri Tespit Edin:</strong> Baş ağrısının nedenlerini anlamak için günlük tutmak önemlidir. Hava koşulları, ışık hassasiyeti, hormonal değişiklikler veya öğün atlamak baş ağrısını tetikleyebilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kafeini Avantaja Çevirin:</strong> Küçük miktarlarda kafein, ağrı kesicilerin etkisini artırabilir. Ancak kahve tüketimi öğleden sonra veya akşam saatlerinde uyku düzenini bozabileceği için sınırlı tutulmalıdır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Öğün Atlamayın:</strong> Düzenli beslenme, kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Protein, sağlıklı yağlar ve kompleks karbonhidrat açısından zengin beslenme baş ağrılarını azaltabilir. Abur cubur ve basit karbonhidratlardan kaçınılmalıdır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Ağrı Kesicinizi Dikkatli Seçin:</strong> Reçetesiz ağrı kesiciler ve bulantı önleyiciler baş ağrısını yönetmeye yardımcı olabilir. Kodein içeren ilaçların sık kullanımı baş ağrısını artırabilir. Haftada iki günden fazla ağrı kesici kullanımı önerilmemektedir.</p>
	</li>
</ol>

<p>Uzmanlar ayrıca düzenli uyku, egzersiz, stres yönetimi ve yeterli su tüketiminin baş ağrılarının önlenmesinde etkili olduğunu vurgulamaktadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 18:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/bas-agrisina-karsi-evde-uygulanabilecek-dort-oneri-1764518363.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Stresli Olduğumuzda Daha Fazla Yememizin Bilimsel Nedenleri Açıklandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/stresli-oldugumuzda-daha-fazla-yememizin-bilimsel-nedenleri-aciklandi-81184</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/stresli-oldugumuzda-daha-fazla-yememizin-bilimsel-nedenleri-aciklandi-81184</guid>
                <description><![CDATA[Stres, yeme alışkanlıklarını ciddi şekilde etkileyebilir. Uzmanlar, stresli dönemlerde beyinde ve bağırsakta meydana gelen değişimlerin iştahı artırabileceğini ya da tamamen kapatabileceğini söylüyor. Kronik stres, yüksek kan şekeri ve kilo artışı gibi sağlık risklerini de beraberinde getirebilir. Uzmanlar, uyku, egzersiz ve sağlıklı beslenmenin stres kaynaklı yemeyi önlemede etkili olduğunu vurguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Stres, bireylerin yeme alışkanlıklarını önemli ölçüde etkileyebiliyor. ABD’deki Yale Üniversitesi’nden klinik psikolog Prof. Rajita Sinha’ya göre stres, kişinin karşılaştığı zorlu durumlara vücudun ve zihnin verdiği tepki olarak tanımlanıyor. Stresli anlarda hipotalamus bölgesi harekete geçiyor, adrenalin ve kortizol salgısı artıyor.</p>

<p>Kısa süreli stres, motivasyon sağlarken, uzun süreli yani kronik stres depresyon, uyku bozuklukları ve kilo artışı gibi sorunlara yol açabiliyor. Nöroloji uzmanı Dr. Mithu Storoni ise stresin vagus sinirini baskılayarak beyin ve bağırsak arasındaki iletişimi etkilediğini, bunun da bazı kişilerde iştahı kapatırken, bazılarında şeker ve yüksek kalorili gıdalara yönlendirdiğini belirtiyor.</p>

<p>Kronik stres, insülin hormonunun etkinliğini azaltarak kan şekeri seviyelerinin yükselmesine, insülin direncine ve uzun vadede diyabete neden olabiliyor. Uzmanlar, stres kaynaklı yemeyi önlemek için uyku, düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekiyor. Özellikle abur cubur ve basit karbonhidratlardan uzak durulması, küçük ve dengeli porsiyonlar tüketilmesi öneriliyor.</p>

<p>Sosyal etkileşimlerin de stresle başa çıkmada etkili olduğu vurgulanıyor. Prof. Sinha, beraber yemek yemenin veya yemek pişirmenin, stres kaynaklı yemeyi azaltmada faydalı olduğunu ifade ediyor. Uzmanlar, stres ve yeme ilişkisini yönetebilmek için temel yaşam alışkanlıklarının düzenlenmesinin kritik olduğunu belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 18:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/stresli-oldugumuzda-daha-fazla-yememizin-bilimsel-nedenleri-aciklandi-1764518151.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tek Taraflı Şeffaf Burun Akıntısı Menjinit Riskini İşaret Edebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/tek-tarafli-seffaf-burun-akintisi-menjinit-riskini-isaret-edebilir-81183</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/tek-tarafli-seffaf-burun-akintisi-menjinit-riskini-isaret-edebilir-81183</guid>
                <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Duygu Erdem, tek taraflı ve damlama şeklinde gelen burun akıntısının beyin omurilik sıvısı kaçağına işaret edebileceğini ve tedavi edilmezse menenjite yol açabileceğini açıkladı. Burun akıntısının sıklıkla alerji ve üst solunum yolu enfeksiyonu belirtisi olabileceğini belirten Erdem, özellikle travma, ameliyat geçmişi veya kafa içi basıncının yüksek olduğu durumlarda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Baş ve Boyun Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı <strong>Doç. Dr. Duygu Erdem</strong>, burundan gelen tek taraflı ve damlama şeklindeki şeffaf akıntının <strong>menenjite yol açabilecek beyin omurilik sıvısı kaçağı</strong> belirtisi olabileceğini açıkladı.</p>

<p>Erdem, çoğu burun akıntısının alerji, sinüzit veya üst solunum yolu enfeksiyonu ile ilişkili olduğunu belirtirken, özellikle baş öne eğildiğinde tek taraflı ve damla şeklinde sıvı geliyorsa dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu durum, kafa tabanı kemiğindeki açıklıklardan veya beynin zarlarında oluşan ufak yırtıklardan kaynaklanabilir ve <strong>dış ortama açık olması nedeniyle menenjite yol açabilir.</strong></p>

<p>Burun akıntısının her zaman riskli bir duruma işaret etmediğini belirten Erdem, özellikle alerji sık görülen Zonguldak gibi bölgelerde şeffaf sıvının yaygın olabileceğini kaydetti. Ancak travma, ameliyat geçmişi veya ani kafa içi basınç artışı gibi durumlarda acil değerlendirme gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Tanı koymanın kolay olmadığını, çeşitli görüntüleme yöntemleri ve akıntının tahlillerinin gerekli olduğunu belirten Erdem, <strong>beyin omurilik sıvısı kaçağı tespit edilirse uygun onarım yöntemleriyle kaçağın kaynağının bulunması ve tedavi edilmesi gerektiğini</strong> sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Nov 2025 18:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/tek-tarafli-seffaf-burun-akintisi-menjinit-riskini-isaret-edebilir-1764517864.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İlerleyen Diş Çürüğü Sistemik Hastalıkları Tetikleyebilir: Uzmanlardan Uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/ilerleyen-dis-curugu-sistemik-hastaliklari-tetikleyebilir-uzmanlardan-uyari-81167</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/ilerleyen-dis-curugu-sistemik-hastaliklari-tetikleyebilir-uzmanlardan-uyari-81167</guid>
                <description><![CDATA[Marmara Üniversitesi uzmanları, önlenmeyen diş çürüğünün ağızda bakterilere yol açarak diğer organlara zarar verebileceğini ve sistemik hastalıkları tetikleyebileceğini belirtti. Düzenli diş bakımı ve kontrollerin önemi vurgulandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi uzmanları, “Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası” kapsamında ağız sağlığının genel sağlıkla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Erkut Kahramanoğlu, önlenmeyen diş çürüğünün ağızda bakterilere yol açarak diğer organlara zarar verebileceğini ve sistemik rahatsızlıkları tetikleyebileceğini ifade etti.</p>

<p>Kahramanoğlu, diş temizliğinde fırçalamanın önemine değinerek, kullanım alanına göre farklı fırça seçeneklerinin bulunduğunu ve herhangi bir sorun yaşamayanların orta sertlikte bir fırça tercih edebileceğini belirtti. Elektrikli fırçaların diş ve diş etine zarar vermemesi için dikkatle kullanılması gerektiğini vurgulayan Kahramanoğlu, çocukların velilerinin gözetiminde bu fırçaları kullanabileceğini söyledi.</p>

<p>Diş tedavisinin amacının hastanın şikayetlerini gidermek ve temel fonksiyonlarını sağlamak olduğunu dile getiren Kahramanoğlu, ilerleyen çürüklerin estetik sorunlara ve sosyal yaşamda olumsuz etkilere yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Başlangıç safhasında önlenmeyen çürüklerin ağız içi enfeksiyonlara yol açabileceğini, ilerlediğinde diğer organlara zarar verme veya sistemik rahatsızlıkları tetikleme riski bulunduğunu belirten Kahramanoğlu, rutin kontrollerin bu olumsuz durumları önleyebileceğini söyledi. Minimum 6 ay ile 1 yılda bir diş hekimine gidilmesi gerektiğini aktardı.</p>

<p>Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Dilek Türkaydın, ağız ve diş sağlığının tüm vücut sağlığını etkilediğini vurguladı. Kötü ağız hijyeninin kalp ve diğer organlar üzerinde risk oluşturabileceğini belirten Türkaydın, çocukların 2 yaşından itibaren florürlü diş macunu kullanmasının teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Gühan Dergin ise diş hekimliğinde dijital teknolojilerin kullanımına dikkat çekerek, üç boyutlu tomografi ve yapay zekâ destekli analizlerin ameliyatları daha öngörülebilir, planlı ve konforlu hâle getirdiğini kaydetti.</p>

<p>Uzmanlar, ağız ve diş sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini, düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerin sistemik hastalıkların önlenmesinde kritik rol oynadığını belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 16:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/ilerleyen-dis-curugu-sistemik-hastaliklari-tetikleyebilir-uzmanlardan-uyari-1764423757.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Galleri Kan Testiyle Kanser Teşhisinde Umut Verici Gelişmeler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/galleri-kan-testiyle-kanser-teshisinde-umut-verici-gelismeler-81166</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/galleri-kan-testiyle-kanser-teshisinde-umut-verici-gelismeler-81166</guid>
                <description><![CDATA[Galleri adlı kan testi, kan örneklerinden 50 farklı kanser türünü tespit edebiliyor. Test erken teşhis imkânı sunarken, uzmanlar performans ve yanlış pozitif sonuçlara dikkat çekiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanserle mücadelede erken teşhisin önemi her geçen gün artarken, ABD merkezli Grail şirketi tarafından geliştirilen Galleri kan testi bilim dünyasında dikkat çekiyor. Test, kan örneklerinden 50 farklı kanser türünü tespit edebiliyor ve erken teşhis sürecine katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi (NHS) tarafından yürütülen denemelerde, Galleri testi pozitif sonuç veren hastaların yüzde 62’sinde gerçekten kanser tespit etti. Ayrıca test, kanser olmayan kişilerde yüzde 99,6 doğrulukla negatif sonuç vererek hastalığı dışlamada yüksek performans gösterdi.</p>

<p>Ancak uzmanlar, testi değerlendirirken dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. ABD ve Kanada’da gerçekleştirilen “Pathfinder 2” denemesinde 50 yaş üstü 23.161 katılımcı incelendi. Pozitif sonuç alan 216 kişiden 133’üne kanser teşhisi konulurken, 83 kişide yanlış pozitif sonuç görüldü. Bu durumun gereksiz kaygı ve tıbbi müdahalelere yol açabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Testin hassasiyet oranı yüzde 40,4 olarak kaydedildi. Bu, bir yıl içinde ortaya çıkan kanser vakalarının yaklaşık üçte ikisinin testle tespit edilemediği anlamına geliyor. Uzmanlar, testin tek başına güvence sağlamadığını ve gerçek dünya koşullarında performansının daha düşük olabileceğini ifade ediyor.</p>

<p>Galleri testinin yüksek maliyeti de gündemde. ABD’de testin fiyatı yaklaşık 950 dolar olarak açıklanırken, uzmanlar testin daha geniş topluluklarda uygulanması ve uzun vadeli sonuçlarının izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Şu aşamada, testin kanser kaynaklı ölümleri azaltmaya yönelik kanıtları sınırlı.</p>

<p>John Ferguson, İstatistik Bilimleri Öğretim Üyesi, “Erken sonuçlar umut verici ancak heyecanı dengeli tutmak önemli. Test, mevcut haliyle tek başına bir çözüm değil” değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 16:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/galleri-kan-testiyle-kanser-teshisinde-umut-verici-gelismeler-1764423643.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıkta Dijital Dönüşüm Hız Kesmeden Sürüyor: Yapay Zeka ve e-Nabız ile Yeni Dönem</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/saglikta-dijital-donusum-hiz-kesmeden-suruyor-yapay-zeka-ve-e-nabiz-ile-yeni-donem-81165</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/saglikta-dijital-donusum-hiz-kesmeden-suruyor-yapay-zeka-ve-e-nabiz-ile-yeni-donem-81165</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye'de sağlık hizmetlerinde dijital dönüşümün hızla ilerlediğini belirterek, yapay zeka uygulamaları, e-Nabız sistemi ve EMRAM validasyonlarıyla hasta güvenliği ve verimliliğin artırıldığını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Antalya Belek’te düzenlenen HIMSS Avrasya Sağlık Bilişimi ve Teknolojileri Eğitimi, Konferansı ve Fuarı açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin sağlık hizmetlerinde dijital dönüşümünü değerlendirdi. Memişoğlu, klinik alanda yapay zeka uygulamalarıyla teşhis, tanı, tedavi, rehabilitasyon ve sağlığın korunması süreçlerinde yeni yöntemlerin hayata geçirildiğini belirtti.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin dijital sağlık alanında dünya çapında marka ülke konumuna geldiğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ortaya koyulan "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonunun sağlık sistemlerinin her köşesine yayıldığını ifade etti. Memişoğlu, dijitalleşmenin ötesinde veriyi bilgiye, bilgiyi değere ve üretime dönüştüren bir aşamaya geçildiğini belirtti.</p>

<p>EMRAM validasyon deneyimine sahip sağlık kuruluşlarının sayısının arttığını söyleyen Memişoğlu, 2025 itibarıyla EMRAM Seviye 7 sertifikasına sahip hastane sayısının 9’a yükseldiğini açıkladı. Bu hastanelerin hem Türkiye hem de dünya çapında saygın sağlık merkezleri arasında yer aldığı, seviye 6 kategorisindeki yüzlerce hastanenin ise dijital sağlık standartlarını Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar yaydığı aktarıldı.</p>

<p>Memişoğlu, e-Nabız sistemiyle vatandaşların sağlık verilerine 7/24 erişim sağladığını, bu sayede teşhis ve tedavi süreçlerinin hızlandığını belirtti. Ayrıca Bakanlık olarak hayata geçirilen üç büyük yapay zeka projesi hakkında bilgi verildi: ARİS - Yapay Zeka Destekli Mobil Röntgen Sistemi, METRA - Ulusal Mamografi Taramasında Yerli Yapay Zeka ve RADİS - Akılcı Görüntüleme Karar Destek Sistemi. Bu projelerin Türk mühendisleri ve hekimleri tarafından geliştirildiği vurgulandı.</p>

<p>Memişoğlu, “Üreten sağlık” yaklaşımıyla fikirden ürüne ve ticarileşmeye kadar tüm süreçlerde destek sağlandığını, şehir hastanelerinde kurulan teknoloji transfer ofisleri ve TÜSEB bünyesindeki “Fikirden Ürüne Portalı” ile inovasyonun önünün açıldığını ifade etti. Sağlıkta tam bağımsızlığın savunma sanayisi kadar kritik olduğunu vurgulayan Memişoğlu, sağlık endüstrisinde yerlilik oranını artırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.</p>

<p>Kongreye 17 ülkeden bini aşkın katılımcının yer aldığı ve sağlık bilişimi alanındaki yeniliklerin ele alındığı etkinlik, 29 Kasım 2025’te sona erecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 16:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/saglikta-dijital-donusum-hiz-kesmeden-suruyor-yapay-zeka-ve-e-nabiz-ile-yeni-donem-1764423539.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taze Sıkım Zeytinyağı Diz Kireçlenmesini Hafifletiyor: Türk Bilim İnsanlarından Önemli Araştırma</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/taze-sikim-zeytinyagi-diz-kireclenmesini-hafifletiyor-turk-bilim-insanlarindan-onemli-arastirma-81164</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/taze-sikim-zeytinyagi-diz-kireclenmesini-hafifletiyor-turk-bilim-insanlarindan-onemli-arastirma-81164</guid>
                <description><![CDATA[Türk bilim insanları tarafından yapılan çok merkezli deneysel çalışmada, taze sıkım sızma zeytinyağıyla beslenen sıçanlarda diz kireçlenmesinin hafiflediği ve eklem hasarının azaldığı tespit edildi. Araştırma sonuçları Clinical Rheumatology dergisinde yayımlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) öncülüğünde yürütülen çok merkezli bir araştırmada, taze sıkım sızma zeytinyağı tüketiminin diz kireçlenmesine olumlu etkileri olduğu belirlendi. Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul-Cerrahpaşa Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliği ile gerçekleştirilen deneysel çalışmada, sıçanların dizlerine monosodyum asetat enjekte edilerek osteoartrit modeli oluşturuldu.</p>

<p>Hayvanlar 21 gün boyunca taze sıkım sızma zeytinyağıyla hazırlanmış özel yemlerle beslendi. Sonuçlarda, zeytinyağıyla beslenen sıçanlarda dizdeki kireçlenmenin hafiflediği, serumlarındaki oksidan maddelerin azaldığı ve kıkırdak hasarının önemli ölçüde azaldığı görüldü.</p>

<p>Proje koordinatörü Prof. Dr. Cemil Ertürk, diz kireçlenmesinin mekanik yıpranma, iltihabi hastalıklar ve metabolik bozukluklar gibi çok faktörlü etkenlerle ilişkili olduğunu ifade etti. Ertürk, “Çalışmalarımız diz kireçlenmesi ile damar sertliği arasındaki biyokimyasal benzerliği ortaya koyuyor. Taze sıkım sızma zeytinyağı antioksidan etkisiyle kıkırdak hasarını azaltıyor ancak bunu bir tedavi yöntemi olarak görmek doğru değildir. Destekleyici bir besin olarak değerlendirilebilir” dedi.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları Clinical Rheumatology dergisinin son sayısında yayımlandı ve insan çalışmalarıyla desteklenmesi gerektiği vurgulandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Nov 2025 16:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/taze-sikim-zeytinyagi-diz-kireclenmesini-hafifletiyor-turk-bilim-insanlarindan-onemli-arastirma-1764423454.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Soğuk Havaların Kurtarıcısı: Bağışıklığı Güçlendiren 3 Kış Çorbası Tarifi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/soguk-havalarin-kurtaricisi-bagisikligi-guclendiren-3-kis-corbasi-tarifi-81141</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/soguk-havalarin-kurtaricisi-bagisikligi-guclendiren-3-kis-corbasi-tarifi-81141</guid>
                <description><![CDATA[Kış aylarında bağışıklığı güçlendiren, hem lezzetli hem besleyici 3 pratik kış çorbası tarifi. Tavuk suyu, mercimek ve yoğurtlu buğday çorbası ile soğuklara karşı koruyucu tarifler…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kış mevsiminin kendini iyiden iyiye hissettirmesiyle birlikte, vücudu hem ısıtan hem de bağışıklığı destekleyen besinlere olan ihtiyaç artıyor. Bu dönemde sofraların vazgeçilmezleri arasında yer alan çorbalar, hem besleyici içerikleri hem de pratik hazırlanışlarıyla öne çıkıyor. Evde kolayca yapılabilen bu üç çorba tarifi, kış aylarında sağlığı desteklemek isteyenlere lezzetli alternatifler sunuyor.</p>

<h3><strong>1. Tavuk Suyu Çorbası</strong></h3>

<p><strong>Malzemeler:</strong></p>

<ul>
	<li>
	<p>1 bütün tavuk (tercihen organik)</p>
	</li>
	<li>
	<p>2 litre su</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 soğan (iri doğranmış)</p>
	</li>
	<li>
	<p>2 havuç (iri doğranmış)</p>
	</li>
	<li>
	<p>2 kereviz sapı (iri doğranmış)</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tuz, karabiber</p>
	</li>
	<li>
	<p>Arzuya göre taze maydanoz veya dereotu</p>
	</li>
</ul>

<p><strong>Hazırlanışı:</strong><br />
Tavuk geniş bir tencereye alınarak su ilave edilir. Sebzeler, tuz ve karabiber eklenerek kaynatılır. Kaynama sonrası ısı azaltılır ve 2–3 saat pişirilir. Pişen tavuk çıkarılıp didiklenir. Arzuya göre sebzeler çorbaya eklenerek taze otlarla servis edilir.</p>

<p><strong>İpucu:</strong><br />
Doğal bir bağışıklık desteği sunar ve soğuk algınlığı riskini azaltır.</p>

<h3><strong>2. Klasik ve Pratik Mercimek Çorbası</strong></h3>

<p><strong>Malzemeler:</strong></p>

<ul>
	<li>
	<p>1 su bardağı kırmızı mercimek</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 soğan</p>
	</li>
	<li>
	<p>2 havuç</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 patates</p>
	</li>
	<li>
	<p>4 su bardağı su veya tavuk suyu</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 yemek kaşığı zeytinyağı</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 çay kaşığı kimyon</p>
	</li>
	<li>
	<p>½ çay kaşığı zerdeçal</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tuz, karabiber</p>
	</li>
</ul>

<p><strong>Hazırlanışı:</strong><br />
Mercimekler yıkanır. Soğan zeytinyağında kavrulur. Havuç, patates ve mercimek eklenerek suyla birlikte pişirilir. Baharatlar ilave edildikten sonra birkaç dakika daha kaynatılır. İstenirse blenderdan geçirilerek pürüzsüz kıvam elde edilir.</p>

<p><strong>İpucu:</strong><br />
Vitamin ve protein açısından zengin içeriğiyle kış menülerinin ilk tercihlerinden biridir.</p>

<h3><strong>3. Tok Tutan Yoğurtlu Buğday Çorbası</strong></h3>

<p><strong>Malzemeler:</strong></p>

<ul>
	<li>
	<p>1 su bardağı dövme buğday</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 litre sebze veya tavuk suyu</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 soğan</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 yemek kaşığı tereyağı veya zeytinyağı</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 su bardağı yoğurt</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 yumurta sarısı</p>
	</li>
	<li>
	<p>1 yemek kaşığı un</p>
	</li>
	<li>
	<p>Tuz, nane, kırmızı biber</p>
	</li>
</ul>

<p><strong>Hazırlanışı:</strong><br />
Buğday yıkanıp süzülür. Soğan yağ ile kavrulur ve buğday eklenir. Su ilave edilerek pişirilir. Ayrı bir kapta yoğurt, yumurta sarısı ve un çırpılır, çorbadan alınan sıcak suyla ılıtılarak tencereye eklenir. Kısa süre kaynatıldıktan sonra baharatlarla tatlandırılır.</p>

<p><strong>İpucu:</strong><br />
Uzun süre tok tutar ve özellikle öğünlerde besleyici bir alternatif sunar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Nov 2025 09:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/soguk-havalarin-kurtaricisi-bagisikligi-guclendiren-3-kis-corbasi-tarifi-1764224371.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sabah Rutininizdeki 5 Masum Hata Böbrekleri Sessizce Yoruyor: Uzmanlardan Kritik Uyarılar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sabah-rutininizdeki-5-masum-hata-bobrekleri-sessizce-yoruyor-uzmanlardan-kritik-uyarilar-81134</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sabah-rutininizdeki-5-masum-hata-bobrekleri-sessizce-yoruyor-uzmanlardan-kritik-uyarilar-81134</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, sabah rutininin parçası olan su içmemek, idrar tutmak, aç karnına ağrı kesici almak, egzersiz sonrası yeterli sıvı almamak ve kahvaltıyı atlamanın böbrek sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, günlük yaşamda fark edilmeden yapılan bazı sabah alışkanlıklarının böbrek sağlığını olumsuz yönde etkileyebileceği konusunda uyarıda bulundu. Vücuttaki atıkların filtrelenmesi ve sıvı dengesinin korunmasında kritik rol üstlenen böbreklerin, özellikle güne başlarken yapılan hatalardan etkilendiği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>1. Sabahları su içmemek</strong><br />
Gece boyunca hafif düzeyde susuz kalan vücudun, güne su yerine çay veya kahveyle başlamasının böbreklerin çalışma yükünü artırdığı belirtiliyor. Araştırmalar, düzenli su tüketiminin böbrek taşlarının oluşumunu azalttığını ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>2. Mesaneyi tutmak</strong><br />
Uzmanlar, sabah idrara çıkmayı ertelemenin mesaneye ve böbreklere baskı uygulayarak uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguluyor. Bilimsel bulgular, idrar tutmanın kan basıncını olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor.</p>

<p><strong>3. Aç karnına ağrı kesici almak</strong><br />
Özellikle ibuprofen gibi NSAID türü ağrı kesicilerin aç karnına alınmasının böbrek fonksiyonlarını zorlayabileceği belirtiliyor. Sağlık uzmanları, bu tür ilaçların mutlaka yemekle birlikte ve doktor önerisi doğrultusunda kullanılmasını tavsiye ediyor.</p>

<p><strong>4. Egzersiz sonrası yeterli sıvı almamak</strong><br />
Sabah yapılan sporun sağlıklı bir alışkanlık olmasına karşın, egzersiz sonrası kaybedilen sıvının yeterince yerine konmaması böbreklerde baskı yaratabiliyor. Araştırmalar, elektrolit içeren içeceklerin sade suya kıyasla daha etkili bir yeniden hidrasyon sağladığını gösteriyor.</p>

<p><strong>5. Kahvaltıyı atlamak</strong><br />
Kahvaltıyı alışkanlık hâline getirmemek, gün içinde yüksek sodyum içeren gıdalara yönelme riskini artırıyor. Uzmanlar, yüksek tuz tüketiminin böbrek hastalıklarının ilerlemesinde önemli bir faktör olduğuna dikkat çekiyor.</p>

<p>Sağlık uzmanlarına göre, güne sağlıklı bir başlangıç yapmak ve küçük görünen hatalardan kaçınmak, böbrek fonksiyonlarının korunması açısından büyük önem taşıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/sabah-rutininizdeki-5-masum-hata-bobrekleri-sessizce-yoruyor-uzmanlardan-kritik-uyarilar-1764160409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beyin Yaşlanmasını Yavaşlatan 8 Temel Vitamin: Uzmanlardan Hafızayı Güçlendiren Beslenme Önerileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/beyin-yaslanmasini-yavaslatan-8-temel-vitamin-uzmanlardan-hafizayi-guclendiren-beslenme-onerileri-81133</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/beyin-yaslanmasini-yavaslatan-8-temel-vitamin-uzmanlardan-hafizayi-guclendiren-beslenme-onerileri-81133</guid>
                <description><![CDATA[Yeni araştırmalar beyin yaşlanmasının 40’lı yaşlarda başladığını gösteriyor. Omega-3, B12, D vitamini, folat, magnezyum ve polifenoller gibi besin öğeleri, hafıza, dikkat ve zihinsel keskinliği korumada kritik rol oynuyor. Uzmanlar, düzenli ve dengeli vitamin alımının bilişsel sağlığı uzun vadede desteklediğini vurguluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni araştırmalar, beyin yaşlanmasının sanılandan çok daha erken başladığını ortaya koyuyor. ScienceDirect’te 2024 yılında yayımlanan bir çalışma, beynin yapısal ve metabolik değişimlerinin çoğunlukla 40’lı ve 50’li yaşlarda kendini göstermeye başladığını belirtiyor. Bu değişiklikler zaman içinde hafıza, dikkat ve duygusal denge üzerinde etkili olabiliyor. Uzmanlar, bu dönemde doğru beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının beyin dayanıklılığının korunmasında belirleyici olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Sağlık bilimci Ollie Whitby, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Yaşam biçimi ve tüketilen besinler, beyin hücrelerinin çalışma, onarım ve korunma süreçlerini doğrudan etkiliyor” ifadelerini kullanarak, bilişsel sağlığı destekleyen sekiz temel besini açıkladı.</p>

<p><strong>Beyin Yaşlanması Nedir?</strong></p>

<p>ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü, beyin yaşlanmasını yaş ilerledikçe beyinde meydana gelen yapısal değişimler, kan akışındaki azalma ve sinir hücresi iletişimindeki yavaşlama olarak tanımlıyor. Bu süreç, kelime hatırlama, yeni bilgi öğrenme ve aynı anda birden fazla görevi sürdürebilme gibi bilişsel becerilerin yavaşlamasına neden olabiliyor.</p>

<p>Enstitünün “Beslenme ve Bilişsel Sağlık: Yaşam Boyu Yaklaşımı” başlıklı çalışması, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle genç yetişkinlik ve orta yaş döneminde beyin sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını belirtiyor.</p>

<h1><strong>Beyin Sağlığını Destekleyen 8 Besin Öğesi</strong></h1>

<h3><strong>1. Omega-3 Yağ Asitleri</strong></h3>

<p>Beyin hücrelerinin yapısını korur, iltihabı azaltır ve hafızayı destekler.<br />
<strong>Kaynaklar:</strong> Somon, sardalya, uskumru, chia tohumu, keten tohumu, ceviz.</p>

<h3><strong>2. B12 Vitamini</strong></h3>

<p>Sinir sistemi sağlığı için gereklidir. Eksikliği bilişsel gerileme ve sinir hasarıyla ilişkilidir.<br />
<strong>Kaynaklar:</strong> Yumurta, kırmızı et, tavuk, balık, zenginleştirilmiş bitkisel sütler.</p>

<h3><strong>3. Folat (B9 Vitamini)</strong></h3>

<p>Beyin fonksiyonlarını destekler, damar sağlığını korur.<br />
<strong>Kaynaklar:</strong> Ispanak, mercimek, nohut, avokado, tam tahıllar.</p>

<h3><strong>4. D Vitamini</strong></h3>

<p>Kemik sağlığının yanı sıra beyin fonksiyonlarında önemli rol oynar.<br />
Düşük D vitamini seviyelerinin bilişsel bozukluk ve demans riskini artırabileceği belirtilmektedir.<br />
<strong>Kaynaklar:</strong> Güneş ışığı, balık, yumurta sarısı, zenginleştirilmiş sütler.</p>

<h3><strong>5. E Vitamini</strong></h3>

<p>Güçlü bir antioksidandır, beyin hücrelerini korur. Alzheimer kaynaklı gerilemeyi yavaşlatabileceğine dair araştırmalar bulunmaktadır.<br />
<strong>Kaynaklar:</strong> Badem, fındık, ay çekirdeği, zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler.</p>

<h3><strong>6. Kolin</strong></h3>

<p>Hafıza ve öğrenme süreçlerinde önemli olan asetilkolin üretiminde görev alır.<br />
<strong>Kaynaklar:</strong> Yumurta sarısı, karaciğer, soya, kinoa, karnabahar.</p>

<h3><strong>7. Magnezyum</strong></h3>

<p>Sinir sistemi işlevleri ve nöroplastisite için gereklidir.<br />
<strong>Kaynaklar:</strong> Badem, kabak çekirdeği, yeşil yapraklı sebzeler, bitter çikolata, mercimek.</p>

<h3><strong>8. Polifenoller</strong></h3>

<p>Antioksidan etkisiyle beyin hücrelerini oksidatif stresten korur ve kan akışını artırır.<br />
<strong>Kaynaklar:</strong> Yaban mersini, çilek, nar, elma, zeytinyağı, yeşil çay, zerdeçal.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/beyin-yaslanmasini-yavaslatan-8-temel-vitamin-uzmanlardan-hafizayi-guclendiren-beslenme-onerileri-1764160229.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Süper Besin Balkabağı: Kalp Dostu, Bağışıklık Güçlendirici Etkileriyle Dikkat Çekiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/super-besin-balkabagi-kalp-dostu-bagisiklik-guclendirici-etkileriyle-dikkat-cekiyor-81132</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/super-besin-balkabagi-kalp-dostu-bagisiklik-guclendirici-etkileriyle-dikkat-cekiyor-81132</guid>
                <description><![CDATA[Balkabağı ve kabak çekirdeği, yüksek beta-karoten, C vitamini, potasyum ve mineraller sayesinde bağışıklığı güçlendiren, kalp sağlığını destekleyen ve sindirim sistemini düzenleyen besinler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu “süper besinin” özellikle bağışıklık ve kalp sağlığı için düzenli tüketilmesini öneriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Balkabağı ve kabak çekirdeği, içerdiği zengin besin değerleriyle sağlık açısından önemli faydalar sunan doğal kaynaklar arasında yer alıyor. Beta-karoten, C vitamini ve potasyum bakımından zengin olan balkabağı, bağışıklık sistemini güçlendirirken kalp sağlığını destekliyor ve sindirim sistemine katkı sağlıyor.</p>

<p>Balkabağına turuncu rengini veren karotenoidlerin, vücutta A vitaminine dönüşerek görme fonksiyonlarını, cilt sağlığını ve bağışıklık sistemini olumlu yönde etkilediği biliniyor. Araştırmalar, karotenoidlerden zengin beslenmenin kalp hastalığı riskini azalttığını, bazı kanser türlerine karşı koruyucu olabileceğini ve iltihaplanmayı düşürdüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>DailyMail’de yer alan habere göre, C vitamini içeriği bağışıklık sistemi fonksiyonlarını güçlendirirken kolajen üretimini destekliyor; potasyum ise kalp sağlığını koruyarak vücudun sodyum dengesinin sağlanmasına yardımcı oluyor. Balkabağı, aynı zamanda yüksek lif içeriğiyle kan şekerinin dengelenmesine ve bağırsak sağlığının desteklenmesine katkıda bulunuyor.</p>

<p>Dev tarla kabakları oyma işlemleri için tercih edilirken, yemek yapımında daha küçük ve yoğun aromalı türlerin kullanılması öneriliyor.</p>

<p><strong>Kabak Çekirdeği: Besleyici ve Mineral Kaynağı</strong></p>

<p>Balkabağının çekirdekleri, çinko, magnezyum ve selenyum açısından oldukça zengin bir besin kaynağı olarak öne çıkıyor. Bu mineraller bağışıklık fonksiyonları, sindirim sağlığı ve hormon dengesi üzerinde kritik role sahip. Çinko eksikliği enfeksiyonlara yatkınlığı artırırken, selenyum iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı oluyor; magnezyum ise kas gevşemesine ve uyku düzenine katkı sağlıyor.</p>

<p>Kabak çekirdeği aynı zamanda bitkisel protein ve lif açısından zengin olup bağırsak mikrobiyotasını destekliyor. İçerdiği triptofan sayesinde serotonin ve melatonine dönüşerek uyku düzeninin iyileşmesine katkıda bulunuyor.</p>

<p><strong>Balkabağı Nasıl Tüketilebilir?</strong></p>

<p>Balkabağı hem tatlı hem de tuzlu tariflerde rahatlıkla kullanılabiliyor.</p>

<p>– Küp şeklinde doğranarak zeytinyağı ve baharatlarla fırında veya tavada kavrulabilir.<br />
– Smoothielere eklenerek kıvamlı bir yapı sağlanabilir.<br />
– Püre haline getirilip kek, krep veya ekmek hamurlarına karıştırılabilir.<br />
– Çorba ve salatalara kabak çekirdeği eklenerek besin değeri artırılabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/super-besin-balkabagi-kalp-dostu-bagisiklik-guclendirici-etkileriyle-dikkat-cekiyor-1764160047.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar Uyarıyor: Demir Eksikliği Çocuklarda Motor ve Bilişsel Gelişimi Olumsuz Etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzmanlar-uyariyor-demir-eksikligi-cocuklarda-motor-ve-bilissel-gelisimi-olumsuz-etkiliyor-81131</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/uzmanlar-uyariyor-demir-eksikligi-cocuklarda-motor-ve-bilissel-gelisimi-olumsuz-etkiliyor-81131</guid>
                <description><![CDATA[Prof. Dr. Meryem Albayrak, demir eksikliğinin özellikle çocukluk çağında beyin gelişimini olumsuz etkilediğini, akademik başarıdan motor fonksiyonlara kadar birçok alanda kalıcı sorunlara yol açabileceğini belirtti. Demir eksikliğinin kadınlarda, erkeklerde ve gebelerde görülen sonuçlarına dikkat çekildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meryem Albayrak, “26 Kasım Dünya Demir Eksikliği Günü” kapsamında yaptığı açıklamada, demir eksikliğinin dünya genelinde yaklaşık 2 milyar kişiyi etkileyen önemli bir halk sağlığı problemi olduğunu belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Albayrak, özellikle çocukluk çağında beyin gelişiminin kritik dönemi olan ilk iki yılda ortaya çıkan demir eksikliğinin, ilerleyen süreçte çocukların akademik başarılarını, davranış örüntülerini, motor gelişimlerini ve bilişsel fonksiyonlarını olumsuz etkilediğini vurguladı. Bu nedenle demir eksikliğinin erken fark edilmesinin ve zamanında tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Demir eksikliğinin kadınlarda, özellikle gebelik döneminde sık görüldüğünü belirten Albayrak, bu durumun erken doğum ve çeşitli gelişimsel sorunlara yol açabildiğini söyledi. Gebelikte demir eksikliğine bağlı olarak otizm, hiperaktivite, gelişme geriliği ve davranış bozuklukları gibi problemlerin görülme olasılığının arttığını belirterek, bu konuda Japonya ve ABD’de yapılan çalışmaların sonuçlarına dikkat çekti.</p>

<p>Demir eksikliğinin yalnızca çocukları değil, yetişkinleri de etkilediğini söyleyen Albayrak, bu durumun iş performansını düşürdüğünü, hayat kalitesini olumsuz etkilediğini ve bilişsel fonksiyonları zayıflattığını kaydetti. Beslenme bozukluklarının yaygın olduğu toplumlarda erkeklerde de demir eksikliğinin sık görüldüğünü dile getirdi.</p>

<p>Tedavi sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Albayrak, Türkiye’de demir eksikliği tedavisinin başarılı bir şekilde uygulandığını ifade ederek, beslenmenin düzeltilmesinin tedavinin ilk adımı olduğuna dikkat çekti. Yumurta, kırmızı et ve sakatatların demir açısından zengin besinler olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Türkiye’de uygulanan “Demir Gibi Türkiye Projesi” kapsamında 4 aylık ile 1 yaş arasındaki çocuklara ücretsiz demir takviyesi sağlandığını belirten Prof. Dr. Albayrak, ailelerin bu takviyeleri düzenli olarak kullanmasının önemini vurguladı. Ayrıca, küçük çocuklarda aşırı süt tüketiminin, yetişkinlerde ise aşırı çay ve kahve tüketiminin demir emilimini olumsuz etkilediğini ifade ederek, bu alışkanlıklara dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/uzmanlar-uyariyor-demir-eksikligi-cocuklarda-motor-ve-bilissel-gelisimi-olumsuz-etkiliyor-1764159901.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de Yerli SMA İlacı Üretimi İçin TÜSEB ve Polifarma Arasında İşbirliği Protokolü İmzalandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/turkiyede-yerli-sma-ilaci-uretimi-icin-tuseb-ve-polifarma-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi-81130</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/turkiyede-yerli-sma-ilaci-uretimi-icin-tuseb-ve-polifarma-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi-81130</guid>
                <description><![CDATA[TÜSEB ile Polifarma arasında SMA tedavisinde kullanılan nusinersen etkin maddesinin yerli imkânlarla üretilmesini içeren işbirliği protokolü imzalandı. Anlaşma, Türkiye’de yerli SMA ilacı üretimi ve nadir hastalıklara yönelik AR-GE çalışmalarında yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ile Polifarma İlaç arasında, Spinal Müsküler Atrofi (SMA) hastalığının tedavisinde kullanılan nusinersen etkin maddesi ile ilacının yerli imkânlarla geliştirilip üretilmesine yönelik “Yerli İlaç ve Etkin Madde Üretimi Projesi – Klinik Araştırma İşbirliği Protokolü” imzalandı. Protokol, Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB tarafından düzenlenen 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı kapsamında gerçekleştirildi.</p>

<p>İmza törenine Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile çeşitli ülkelerden sağlık bakanları katıldı. Protokol; yalnızca SMA tedavisine yönelik ilacın yerli üretimini değil, aynı zamanda diğer genetik ve nadir hastalıkların tedavisinde kullanılan etkin maddelerin geliştirilmesine yönelik AR-GE çalışmalarını da kapsıyor.</p>

<p>TÜSEB Başkanı Ümit Kervan, törende yaptığı konuşmada yerli SMA ilacı ve hammaddesine ilişkin klinik çalışmaların başlatıldığını belirterek, “Bu çalışmanın en önemli yanı, hastalarımızın tedaviye dünyadaki birçok ülkeden önce ulaşma imkânı elde etmesidir. Ayrıca bu kadar değerli bir molekülün tamamen yerli bir firma tarafından geliştirilmiş olması ülkemiz açısından son derece kıymetlidir.” ifadelerini kullandı. Kervan, geliştirilen molekülün küresel muadilleriyle bire bir aynı nitelikte olduğunu vurguladı.</p>

<p>Polifarma Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vildan Kumrulu ise sürecin 7 yıl önce başladığını hatırlatarak, ilk etapta molekül sentezinin 4,5 yılda tamamlandığını, 1,5 yıl önce ise etkin madde sentezinin bitirildiğini anlattı. Kumrulu, “Bugün klinik aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Bu aşama, ilacın hastaya ücretsiz ulaştırılması sürecinin de başlangıcıdır. TÜSEB’in himayesinde klinik süreçleri yöneteceğiz.” dedi.</p>

<p>Tören sonrasında konuşan Polifarma Yönetim Kurulu Başkanı Ufuk Süleyman Kumrulu, nusinersen etkin maddesi için yaklaşık 14 milyon dolar yatırım yapıldığını belirtti. Kurulan Nadir Hastalıklar Platformu aracılığıyla SMA ilacının yanı sıra dört yeni etkin madde üzerinde daha çalışıldığını kaydeden Kumrulu, yatırımların artarak devam edeceğini ifade etti.</p>

<p>Vildan Kumrulu ayrıca, 70 kişilik AR-GE ekibiyle yürütülen çalışmalarla nadir hastalıkların tedavisinde dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Yapılan protokolün, Türkiye’nin yerli ilaç ve biyoteknolojik ürün üretim kapasitesinin artırılması açısından stratejik bir adım olduğu belirtiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 15:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/11/turkiyede-yerli-sma-ilaci-uretimi-icin-tuseb-ve-polifarma-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi-1764159764.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Şerif Yeşil: “Diş Eti Sağlığıyla Birlikte Özgüveniniz de Artar”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/dr-serif-yesil-dis-eti-sagligiyla-birlikte-ozguveniniz-de-artar-80925</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/dr-serif-yesil-dis-eti-sagligiyla-birlikte-ozguveniniz-de-artar-80925</guid>
                <description><![CDATA[Diş Hekimi Dr. Şerif Yeşil, diş eti sağlığının genel ağız ve diş sağlığının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, sağlıklı diş etlerinin estetik bir gülüşün temelinde yer aldığını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Yeşil yaptığı açıklamada, “Diş eti hastalıkları genellikle başlangıçta ağrısız seyreder. Ancak diş eti kanaması, şişlik veya kötü koku gibi belirtilerle kendini göstermeye başladığında, artık ilerlemiş bir tablo söz konusudur. Bu durum yalnızca ağız içi dokuları değil, genel sağlığı da etkileyebilir,” dedi.</p>

<p>Yeşil, diş eti hastalıklarının kalp-damar rahatsızlıkları, diyabet ve bağışıklık sistemi zayıflığıyla da bağlantılı olabileceğini belirterek, erken teşhisin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>“Diş etlerini korumak, sadece güzel bir gülümseme değil, aynı zamanda genel vücut sağlığı için de gereklidir. Düzenli diş taşı temizliği, doğru fırçalama teknikleri ve ara yüz fırçası kullanımı diş eti sağlığını korumada etkili yöntemlerdir.”</p>

<p>Dr. Yeşil, estetik açıdan da diş eti görünümünün kişinin özgüveni üzerinde doğrudan etkisi olduğunu söyledi.</p>

<p>“Sağlıklı diş etleri, kişinin daha rahat gülümsemesini sağlar. Bu da hem sosyal hem psikolojik açıdan olumlu bir etki yaratır. Diş eti tedavileri artık ağrısız ve hızlı şekilde yapılabiliyor. Dolayısıyla erken müdahale her zaman en doğru adımdır,” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Oct 2025 10:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/10/dr-serif-yesil-dis-eti-sagligiyla-birlikte-ozguveniniz-de-artar-1759907317.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UNICEF: Dünyada obez çocuk sayısı ilk kez düşük kilolu çocuk sayısını geçti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/unicef-dunyada-obez-cocuk-sayisi-ilk-kez-dusuk-kilolu-cocuk-sayisini-gecti-80843</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/unicef-dunyada-obez-cocuk-sayisi-ilk-kez-dusuk-kilolu-cocuk-sayisini-gecti-80843</guid>
                <description><![CDATA[Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya genelinde obez çocuk sayısının ilk kez düşük kilolu çocuk sayısını geçtiğini açıkladı. Rapora göre, okul çağındaki her 10 çocuktan 1’i obeziteyle mücadele ediyor ve 188 milyon çocuk yaşamı tehdit eden hastalık riski taşıyor. UNICEF, hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına, çocukların besleyici gıdalara erişimini artırma çağrısı yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), dünya genelinde obez çocuk sayısının ilk kez düşük kilolu çocuk sayısını geçtiğini açıkladı.</p>

<p>UNICEF’in 190’dan fazla ülkeden toplanan verilere dayandırdığı rapora göre, okul çağındaki her 10 çocuktan 1’i obeziteden etkileniyor. Obeziteden etkilenen 188 milyon çocuk, yaşamı tehdit eden hastalıklara yakalanma riski taşıyor.</p>

<p>Raporda, 2000 yılından bu yana 5-19 yaş aralığındaki çocuklarda düşük kilolu olma oranının yüzde 13’ten yüzde 9,2’ye gerilediği, obezite oranının ise yüzde 3’ten yüzde 9,4’e yükseldiği belirtildi. Çocuklarda obezite oranı, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya dışındaki tüm bölgelerde düşük kilolu olma oranını geçti.</p>

<p>UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, obezitenin çocukların sağlığı ve gelişimini etkileyen önemli bir endişe kaynağı olduğunu vurgulayarak, aşırı işlenmiş gıdaların giderek daha fazla meyve, sebze ve proteinin yerini aldığını ifade etti.</p>

<p>Raporda, hükümetler ve sivil toplum kuruluşlarına çocukların besleyici gıdalara erişiminin sağlanması için önlem alınması çağrısı yapıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Sep 2025 08:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/09/unicef-dunyada-obez-cocuk-sayisi-ilk-kez-dusuk-kilolu-cocuk-sayisini-gecti-1757568774.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Şerif Yeşil: Çürüğü Önlemek, Tedavi Etmekten Daha Kolaydır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/dr-serif-yesil-curugu-onlemek-tedavi-etmekten-daha-kolaydir-80809</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/dr-serif-yesil-curugu-onlemek-tedavi-etmekten-daha-kolaydir-80809</guid>
                <description><![CDATA[KKTC’de diş hekimliği alanında çalışmalarını sürdüren Dr. Şerif Yeşil, diş çürüklerinin en sık sebeplerine ve alınabilecek önlemlere dikkat çekti. Yeşil, çürüğün yalnızca şeker tüketiminden kaynaklanmadığını, aynı zamanda yanlış beslenme alışkanlıkları, düzensiz fırçalama ve ihmal edilen kontrollerle doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Diş çürüğü kader değil, alışkanlıkların sonucudur,” diyor Dr. Şerif Yeşil. Ona göre çürüklerin en büyük sebebi tatlılar değil, tatlı yedikten sonra temizlik yapılmaması. <em>“Asıl problem, şekerin diş üzerinde uzun süre kalmasıdır. Şeker ve asit birleştiğinde, diş minesini adeta eritmeye başlar,”</em> diye açıklıyor.</p>

<p>Dr. Yeşil, özellikle gece fırçalamadan uyumanın çürük riskini katladığını söylüyor: <em>“Uyku sırasında tükürük salgısı azalır. Bu da bakteriler için altın saatlerdir. Gece fırçalanmamış diş, sabaha kadar bakteri üretim merkezine dönüşür.”</em></p>

<p>Çürük sadece estetik bir sorun değil. Uzun vadede diş kayıplarına, çene kemiği sorunlarına ve sindirim problemlerine bile yol açabiliyor. Bu nedenle Yeşil, <em>“Küçük bir çürük, ihmal edildiğinde kanal tedavisine, hatta diş çekimine kadar gider. Oysa düzenli kontrollerle bu süreç en başında durdurulabilir,”</em> diyerek önlemenin tedaviden çok daha kolay olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Psikolojik boyutu da göz ardı etmeyen Yeşil, <em>“Çürük dişler sadece ağrı yapmaz, aynı zamanda özgüveni de etkiler. Çürük nedeniyle gülemeyen, konuşurken ağzını kapatan çok hastam oldu. Sağlıklı bir gülüş, kişinin ruh halini ve sosyal ilişkilerini bile değiştiriyor,”</em> ifadelerini kullanıyor.</p>

<p>Son olarak toplumda yaygın yanlışlara değiniyor: <em>“Bazı insanlar, diş ağrısı geçince sorun çözüldü sanıyor. Oysa çürük asla kendiliğinden iyileşmez. Ertelemek, zararı büyütür. Erken müdahale, hem sağlığı hem bütçeyi korur,”</em> diyerek uyarısını yapıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 10:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/09/dr-serif-yesil-curugu-onlemek-tedavi-etmekten-daha-kolaydir-1757933905.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Şerif Yeşil: Tütün, Gülüşünüzü Yavaşça Tüketiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/dr-serif-yesil-tutun-gulusunuzu-yavasca-tuketiyor-80808</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/dr-serif-yesil-tutun-gulusunuzu-yavasca-tuketiyor-80808</guid>
                <description><![CDATA[KKTC’de diş hekimliği alanında çalışmalarını sürdüren Dr. Şerif Yeşil, sigara ve tütün ürünlerinin ağız sağlığına verdiği ciddi zararlara dikkat çekti. Yeşil, tütünün yalnızca dişlerde sararma ve kötü kokuya değil, aynı zamanda diş eti çekilmelerine ve diş kaybına yol açtığını vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Sigara, ağız içinde görünmez bir savaş başlatıyor,” diyor Dr. Şerif Yeşil. Ona göre en belirgin etkiler dişlerde sararma ve kötü koku. Ancak asıl tehlike, diş etlerinin zamanla geri çekilmesi ve hızlı diş kayıplarının başlaması.</p>

<p>Yeşil’in uyarısı net: <em>“Sigara içen bireyler için düzenli kontrol çok daha kritik. Altı ayda bir değil, üç ayda bir hekim kontrolü yapılmalı.”</em> Çünkü sigara içen bir ağız, normalden çok daha hızlı şekilde bakteri üretiyor ve diş etlerini zayıflatıyor.</p>

<p>Sigarayı bırakmayan kişilerde, sadece diş sağlığı değil, genel sağlık da olumsuz etkileniyor. Araştırmalara göre sigara, diş eti hastalıklarının görülme riskini en az iki kat artırıyor. Dr. Yeşil bu noktada şunu ekliyor: <em>“Hastalar genelde diş sararmasını kozmetik bir sorun sanıyor. Oysa sararma, alttaki daha büyük hasarın işaretidir. Sigara, kökün çevresindeki dokuyu zayıflatır ve diş kaybı kaçınılmaz hale gelir.”</em></p>

<p>Psikolojik boyuta da dikkat çeken Yeşil, toplumda sigaranın sadece estetik bir problem gibi algılandığını, ama işin gerçeğinin farklı olduğunu söylüyor: “Hastalarım çoğu zaman sosyal hayatta kendilerini geri çekiyor. Gülümsemekten utanıyor, hatta sohbet sırasında ağzını kapatıyor. Bu durum özgüveni zedeliyor, ilişkileri olumsuz etkiliyor.”</p>

<p>Son söz olarak ise şu uyarıyı yapıyor: <em>“Sigaranın bıraktığı izleri silmek için elbette tedavi yöntemlerimiz var. Ancak hiçbir tedavi, zararı baştan önlemenin yerini tutmaz. Gerçek çözüm, sigarayı tamamen bırakmaktır. Diş sağlığı sadece gülüş değil, tüm beden sağlığı için ilk adımdır.”</em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 10:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/09/dr-serif-yesil-tutun-gulusunuzu-yavasca-tuketiyor-1756971505.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İngiltere, 16 Yaş Altına Enerji İçeceği Satışını Yasakladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/ingiltere-16-yas-altina-enerji-icecegi-satisini-yasakladi-80807</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/ingiltere-16-yas-altina-enerji-icecegi-satisini-yasakladi-80807</guid>
                <description><![CDATA[İngiltere hükümeti, çocuklarda obezite, uyku bozukluğu ve kaygıyı önlemek amacıyla 16 yaş altına enerji içeceklerinin satışını yasakladı. Red Bull, Monster, Relentless ve Prime gibi yüksek kafeinli içecekler artık 16 yaş altına satılamayacak. Uzmanlar, yasakla birlikte çocuk sağlığının korunacağını ve uyku, konsantrasyon ve diş sağlığının iyileşeceğini belirtiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere hükümeti, çocuklarda obezite, uyku bozukluğu ve kaygıyı önlemek amacıyla 16 yaş altına enerji içeceklerinin satışını yasaklayacağını duyurdu. Yasak, litre başına 150 miligramdan fazla kafein içeren Red Bull, Monster, Relentless ve Prime gibi içecekleri kapsıyor. Daha düşük kafeinli içecekler, çay, kahve ve bazı gazlı içecekler yasak kapsamının dışında bırakıldı.</p>

<p>Sağlık Bakanı Wes Streeting, “Çocukların her gün çift espressoya eşdeğer kafein tüketmesi kabul edilemez. Bu içecekler masum görünse de uyku düzenini, konsantrasyonu ve sağlığı bozuyor; şekerli olanlar ise dişlere zarar verip obeziteyi artırıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Resmî verilere göre İngiltere’de yaklaşık 100 bin çocuk her gün en az bir yüksek kafeinli enerji içeceği tüketiyor. Uzmanlar, bu içeceklerin uyku sorunları, kaygı artışı ve okul başarısında düşüşe yol açtığını belirtiyor. Ayrıca yüksek şeker oranı obezite ve diş çürümesi riskini artırıyor.</p>

<p>Büyük süpermarket zincirleri Tesco, Sainsbury’s, Asda, Morrisons ve Waitrose daha önce çocuklara satışları durdurmuştu. Ancak hükümet, küçük bakkal ve büfelerde satışların sürdüğüne dikkat çekerek, yasağın kapsamlı uygulanmasının önemine vurgu yaptı. Yeni düzenlemenin 12 haftalık istişare süreci sonrasında yürürlüğe girmesi ve okullarda satışın da engellenmesi planlanıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 14:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/09/ingiltere-16-yas-altina-enerji-icecegi-satisini-yasakladi-1756899815.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böbrek Hastalıklarına Yönelik Umut: miR-423-5p MikroRNA&#039;sı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/bobrek-hastaliklarina-yonelik-umut-mir-423-5p-mikrornasi-80806</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/bobrek-hastaliklarina-yonelik-umut-mir-423-5p-mikrornasi-80806</guid>
                <description><![CDATA[Kanada’daki Montreal Üniversitesi bilim insanları, böbreklerdeki ince damarları koruyabilen miR-423-5p mikroRNA’sını keşfetti. Bu gelişme, kronik böbrek hastalığının erken teşhisi ve tedavisinde önemli bir ilerleme olarak değerlendiriliyor. Araştırma, özellikle yüksek risk grubundaki hastaların izlenmesini kolaylaştıracak ve organ nakli gibi cerrahi süreçlerde damar sağlığının değerlendirilmesine olanak tanıyacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanada’daki Montreal Üniversitesi Hastane Araştırma Merkezi (CRCHUM) bilim insanları, dünyada ilk kez böbreklerdeki ince damarları koruyabilen miR-423-5p mikroRNA’sını tanımladı. Araştırmalar, bu mikroRNA’nın böbreklerin mikrodamar sağlığını değerlendirmede güçlü bir biyobelirteç olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Fareler üzerinde yapılan deneylerin ardından, 51 böbrek nakli hastasında da benzer sonuçlar elde edildi. MikroRNA, böbrek hasarı olan farelere enjekte edildiğinde, damar yapısının korunduğu ve böbrek hasarının sınırlandığı gözlemlendi.</p>

<p>Araştırmacılar, doğrudan enjeksiyon dışında miR-423-5p’nin böbreğe taşınabileceği alternatif yöntemler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Bu keşfin, yalnızca böbrek hastaları için değil, kalp, akciğer ve nörodejeneratif hastalıklarda da fayda sağlayabileceği belirtiliyor. Çünkü birçok hastalıkta küçük damar kaybı, hastalığın ilerlemesinde kritik bir rol oynuyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 14:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/09/bobrek-hastaliklarina-yonelik-umut-mir-423-5p-mikrornasi-1756899587.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye, Kardiyoloji Alanında Sağlık Turizminde Öne Çıkıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/turkiye-kardiyoloji-alaninda-saglik-turizminde-one-cikiyor-80803</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/turkiye-kardiyoloji-alaninda-saglik-turizminde-one-cikiyor-80803</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye, modern sağlık altyapısı ve güçlü uzman kadrosuyla kardiyoloji alanında sağlık turizminde cazibe merkezi haline geliyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Aritmi Kliniği’nde gerçekleştirilen ileri teknolojiyle donatılmış ablasyon ve ritim bozukluğu tedavileri, Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan birçok hastayı Türkiye’ye çekiyor. Klinikte hem hasta tedavisi hem de yurt dışından hekimlerin eğitimi için uluslararası işbirlikleri yürütülüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, modern sağlık altyapısı ve uzman kadrolarıyla kardiyoloji alanında sağlık turizminde dikkat çekiyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Aritmi Kliniği’nde gerçekleştirilen ileri teknolojiye sahip ablasyon ve ritim bozukluğu tedavileri, Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan çok sayıda hastayı Türkiye’ye çekiyor.</p>

<p>Bilkent Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Aritmi Kliniği Direktörü Prof. Dr. Serkan Topaloğlu, klinikte üç elektrofizyoloji laboratuvarının aktif olarak hizmet verdiğini ve Türkiye’nin en fazla işlem yapan kliniklerinden biri olduklarını söyledi. Ablasyon işleminin, ilaç tedavisine göre daha başarılı sonuçlar verdiğini belirten Topaloğlu, özel kateterlerle kalbe ulaşarak bozukluğa neden olan odakları ortadan kaldırdıklarını ve hastayı normal ritmine döndürdüklerini ifade etti.</p>

<p>Türkiye’de sağlık turizminin daha çok estetik alanıyla anılsa da, şehir hastanelerinin kurulmasıyla kardiyoloji alanında da sağlık turizmi ivme kazandı. Yurt dışından gelen hastalar, hem hasta odaları hem laboratuvarları görerek Türkiye’deki sağlık hizmetinden memnun ayrılıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Topaloğlu, yalnızca hasta tedavisi değil, eğitim alanında da uluslararası işbirlikleri yürüttüklerini belirterek, klinikte hem Türkiye’den hem de yurt dışından hekimlerin eğitim aldığını söyledi. Azerbaycan ve Kosova’dan gelen hekimler, belirli periyotlarla 6 ay süreyle klinikte kalıyor ve ardından kendi ülkelerine dönüyor.</p>

<p>Örnek olarak, Kosova’da yaşayan 54 yaşındaki İlır Pllana, kalp çarpıntısı şikayetiyle Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne başvurdu. İlaç tedavisiyle sonuç alınamayan hastaya atriyal fibrilasyon ablasyon işlemi uygulandı. Hasta bir gün hastanede misafir edilip ertesi gün taburcu edilerek ülkesine gönderildi. Klinik, düzenli olarak yurt dışından hastaları kabul ediyor ve sağlık turizminde Türkiye’nin öne çıkmasını sağlıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 14:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/09/turkiye-kardiyoloji-alaninda-saglik-turizminde-one-cikiyor-1756897318.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kütahya’da Bor Mineralli “BOROBİYOTA” ile Bağırsak Hastalıklarına Yeni Umut</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/kutahyada-bor-mineralli-borobiyota-ile-bagirsak-hastaliklarina-yeni-umut-80802</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/kutahyada-bor-mineralli-borobiyota-ile-bagirsak-hastaliklarina-yeni-umut-80802</guid>
                <description><![CDATA[Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde (KSBÜ) geliştirilen bor mineralli ürün “BOROBİYOTA”, bağırsak hastalıklarının tedavisinde umut vaat ediyor. Araştırmalar, bor minerallerinin bağırsaktaki yararlı bakterilerin sayısını artırarak hem bağırsak sağlığını desteklediğini hem de Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı fayda sağladığını ortaya koydu. Ürün, hem fonksiyonel gıda hem de sağlıkta yenilikçi bir çözüm olarak patent başvurusu ile koruma altına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) bünyesinde yer alan Araştırma Laboratuvarı Uygulama ve Araştırma Merkezi (KUYAM), bağırsak hastalıklarının tedavisine yönelik bor mineralli bir ürün geliştirdi. “BOROBİYOTA” adı verilen ürün, bor minerallerinin yararlı bakterilerin yaşam alanını artırdığını ve bağırsak hastalıklarını önlemesinin yanı sıra tedavi ettiğini gösteren çalışmalara dayanıyor.</p>

<p>KUYAM Koordinatörü Doç. Dr. Fatih Kar, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin güçlü bir AR-GE altyapısına sahip olduğunu belirterek, bor üzerine yapılan sağlık araştırmalarının ülkeye katkı sağlamayı hedeflediğini söyledi. Kar, bor mineraliyle geliştirilen ürünün sadece bağırsak hastalıklarında değil, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisinde de etkili olduğunu vurguladı.</p>

<p>Araştırmalar kapsamında hem hücre kültürü hem de hayvan deneyleri gerçekleştirildi. TÜSEB desteğiyle yürütülen projede elde edilen bulgular, literatüre katkı sağlarken ürünün patent başvurusu da yapıldı. KUYAM’daki 10 kişilik akademik ekip, projenin başarıyla tamamlanmasında aktif rol oynadı.</p>

<p>“BOROBİYOTA”, hem fonksiyonel gıda hem de sağlıkta yenilikçi ürün olarak kullanılmak üzere geliştirilmiş bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Sep 2025 13:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/09/kutahyada-bor-mineralli-borobiyota-ile-bagirsak-hastaliklarina-yeni-umut-1756897120.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yulaf Ezmesi: Kilo Vermeye mi Yardımcı Olur, Yoksa Kilo Aldırır mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/yulaf-ezmesi-kilo-vermeye-mi-yardimci-olur-yoksa-kilo-aldirir-mi-80762</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/yulaf-ezmesi-kilo-vermeye-mi-yardimci-olur-yoksa-kilo-aldirir-mi-80762</guid>
                <description><![CDATA[Yulaf ezmesi, uzun yıllardır sağlıklı bir besin alternatifi olarak tercih edilmektedir. Lif açısından zengin olmasıyla tok tutucu özelliğe sahip olan yulaf, doğru şekilde tüketildiğinde kilo verme sürecine destek olabilir. Ancak yanlış kombinasyonlarla hazırlandığında kilo alımına da katkıda bulunabilir. Peki yulaf ezmesi gerçekten nasıl tüketilmeli? İşte uzman görüşleri ve bilinmesi gerekenler…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yulaf ezmesi, uzun yıllardır sağlıklı beslenme listelerinin vazgeçilmezlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle kilo vermek isteyenler tarafından tercih edilen bu tahıl ürünü, lif içeriği sayesinde uzun süre tok hissetmeye yardımcı olur. Ancak uzmanlara göre, yulaf ezmesinin kilo verme veya alma üzerindeki etkisi tamamen nasıl tüketildiğine bağlıdır.</p>

<p>Beslenme uzmanı Doktor Keatley, “Lif, bir öğünün ardından tokluk sağlayan en önemli faktörlerden biridir ve yulaf ezmesi lif bakımından zengindir. Ancak sonuçta bir tahıldır ve küçük porsiyonlarda bile yüksek enerji içerir. Üstelik bal, şeker veya tatlandırıcı eklenmesi, yulafın besin değerini olumsuz etkileyebilir” ifadelerini kullanmaktadır.</p>

<p>Aromalı hazır yulaf karışımlarının çoğunda yüksek miktarda şeker bulunur. Bu nedenle en sağlıklı yöntem, sade yulaf ezmesini tercih ederek kendi ek malzemelerinizle tatlandırmaktır. Örneğin, meyveler, fıstık ezmesi veya tohumlarla zenginleştirilmiş yulaf hem daha sağlıklı hem de daha dengeli bir öğün sunar.</p>

<p>Yulaf ezmesi tam bir öğün olarak kabul edilmez. Dolayısıyla yeterli protein ve yağ ile desteklenmesi gerekir. Süt ile hazırlanması, bir miktar kuruyemiş veya yumurta ile birlikte tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca yaban mersini gibi meyveler ya da rendelenmiş kabak eklenerek ekstra besin değeri sağlanabilir.</p>

<p>Bunun yanında yulaf, yalnızca kilo kontrolünde değil, genel sağlık açısından da önemli katkılar sunar. Çözünür lifleri sayesinde kalp sağlığını destekler, kolesterolü düşürür ve kan şekerini dengeler. Aynı zamanda prebiyotik özellik göstererek bağırsak mikrobiyotasını besler ve dengeler. 2021’de yayımlanan bir inceleme, düzenli yulaf tüketiminin sağlıklı bir bağırsak yapısıyla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.</p>

<p>Sonuç olarak, yulaf ezmesi tek başına bir mucize gıda değildir. Ancak doğru malzemelerle desteklenerek tüketildiğinde, hem kilo kontrolünde hem de genel sağlıkta önemli faydalar sağlayabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Aug 2025 08:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/yulaf-ezmesi-kilo-vermeye-mi-yardimci-olur-yoksa-kilo-aldirir-mi-1756618736.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hardal Otu Nasıl Pişirilir? Vitamin ve Mineral Kaybı Olmadan Tüketmenin Yolları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/hardal-otu-nasil-pisirilir-vitamin-ve-mineral-kaybi-olmadan-tuketmenin-yollari-80761</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/hardal-otu-nasil-pisirilir-vitamin-ve-mineral-kaybi-olmadan-tuketmenin-yollari-80761</guid>
                <description><![CDATA[Hardal otu, içerdiği yüksek vitamin ve minerallerle sağlığa sayısız fayda sağlayan besleyici bir sebzedir. Ancak bu değerli yeşil yapraklardan maksimum faydayı elde etmek için doğru pişirme yöntemlerini bilmek gerekir. İşte hardal otunu en sağlıklı şekilde pişirmenin püf noktaları…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hardal otu, Brassica ailesine ait olup lahana ve roka ile aynı familyadan gelen besin değeri yüksek bir yapraklı sebzedir. Çeşidine göre koyu yeşil, mor veya kırmızı tonlarına sahip olabilen bu bitki, keskin ve hafif biberimsi tadıyla bilinir. Güney mutfağı ve Asya mutfaklarında sıkça tercih edilen hardal otu, aynı zamanda Türk mutfağında da kendine yer bulmaya başlamıştır.</p>

<p>Vitamin ve mineral bakımından oldukça zengin olan hardal otu; A, C ve K vitaminleri ile kalsiyum, potasyum ve magnezyum içerir. Ayrıca lif açısından da güçlü bir kaynaktır. Bu özellikleri sayesinde sindirim sistemini desteklerken bağışıklık sağlığına katkı sunar.</p>

<p>Hardal otunun besin değerini kaybetmeden tüketilmesi için pişirme yöntemleri önemlidir. Buharda yavaş pişirme yöntemi, vitamin ve minerallerin korunmasına yardımcı olurken lezzetini de yumuşatır. Sarımsak, soğan veya jambon ile kavrularak zenginleştirilebilir. Kahvaltılarda yumurta ile birlikte kullanılabileceği gibi çorbalara, salatalara ya da pesto soslarına da eklenebilir.</p>

<p>Farklı bir lezzet arayanlar için Asya mutfağından esinlenerek, sote edilmiş hardal otuna susam yağı, soya sosu, sarımsak ve zencefil eklenebilir. Bu sayede hem sağlıklı hem de aromatik bir yemek alternatifi elde edilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Aug 2025 08:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/hardal-otu-nasil-pisirilir-vitamin-ve-mineral-kaybi-olmadan-tuketmenin-yollari-1756618508.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnternetten Satın Alınan Sahte Kremler Cilt Sağlığını Tehdit Ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/internetten-satin-alinan-sahte-kremler-cilt-sagligini-tehdit-ediyor-80693</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/internetten-satin-alinan-sahte-kremler-cilt-sagligini-tehdit-ediyor-80693</guid>
                <description><![CDATA[Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Uce Özkol, internet ve aktarlardan alınan kozmetik ürünlerin ciltte ciddi reaksiyonlara yol açabileceğini açıkladı. Özkol, özellikle “leke giderici”, “sivilce izlerini yok eden” ve “cildi beyazlatan” ürünlerin bilinçsiz kullanımının dermatolojik sorunları tetikleyebileceğini belirtti. Uzman, güvenli ürünlerin yalnızca eczanelerden temin edilmesini tavsiye etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Uce Özkol, internet ve aktarlardan temin edilen kozmetik ürünlerin ciltte ciddi reaksiyonlara yol açabileceğini açıkladı. Özkol, kısa süre önce Van’da, internetten ve aktardan alınan kremleri kullanan beş kişinin yüzlerinde ve vücutlarında kızarıklık ve yanma şikayetiyle YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi’nde tedavi altına alındığını bildirdi.</p>

<p>Özkol, sosyal medyada öne çıkan güzellik ürünlerinin, kullanıcıların cilt yapısına uygun olup olmadığı dikkate alınmadan kullanılmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Prof. Dr. Özkol, özellikle “leke giderici”, “sivilce izlerini yok eden” veya “cildi beyazlatan” iddialarla satılan ürünlerin dermatolojik sorunları tetikleyebileceğini vurguladı.</p>

<p>Uzman, cilt sağlığını korumak için krem ve kozmetik ürünlerin yalnızca eczanelerden alınmasını tavsiye etti. Ayrıca, bu tür ürünlerin içeriklerinin, son kullanma tarihlerinin ve güvenilirliğinin mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Özkol, sahte ürünlerin kullanımının ciddi alerjik reaksiyonlar, yaygın cilt lekeleri ve yoğun bakım gerektiren durumlara kadar varabilen sağlık riskleri taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Yaz aylarında güneş kremi ve çeşitli kozmetik ürünlere olan talebin arttığını hatırlatan Özkol, artan talep ile sahte ve taklit ürünlerin piyasada yaygınlaşma riskine dikkat çekti. “Güneş kremi süreyim derken sadece vazelin sürmekle karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle ürünlerin güvenilirliği büyük önem taşıyor” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Aug 2025 16:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/internetten-satin-alinan-sahte-kremler-cilt-sagligini-tehdit-ediyor-1755956284.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak Yaz Günlerinde Su İçmeyi Unutmayın: Yaşlı Sağlığı İçin Kritik Uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sicak-yaz-gunlerinde-su-icmeyi-unutmayin-yasli-sagligi-icin-kritik-uyari-80692</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sicak-yaz-gunlerinde-su-icmeyi-unutmayin-yasli-sagligi-icin-kritik-uyari-80692</guid>
                <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Serdaroğlu, ileri yaşlarda az su tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Yaz aylarında özellikle yaşlı bireylerin günde en az 6-8 bardak su içmesi, su oranı yüksek sebze ve meyveleri beslenme düzenine eklemesi hayati önem taşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Serdaroğlu, ileri yaşlarda az su tüketiminin ciddi sağlık riskleri doğurabileceğine dikkat çekti. Serdaroğlu, yaşlı bireylerin gün içerisinde en az 6-8 bardak su içmeleri ve su oranı yüksek sebze-meyveleri dengeli şekilde beslenmelerine eklemeleri gerektiğini söyledi.</p>

<p>Serdaroğlu, yaşlılarda susuzluğa karşı vücudun tepkinin zayıfladığını, böbreklerin su tutma kapasitesinin azaldığını ve bazı ilaçların, özellikle idrar söktürücülerin sıvı kaybını artırdığını vurguladı. Yüksek sıcaklık ve bozulmuş gıdalar nedeniyle yaz aylarında mide ve bağırsak enfeksiyonlarının da risk oluşturduğunu belirtti.</p>

<p>Ciddi susuzluk durumunda bilinç bulanıklığı, tansiyon düşüklüğü ve böbrek yetmezliği gibi sonuçların ortaya çıkabileceğini söyleyen Serdaroğlu, suyun yanı sıra tuz ve şeker içeren sıvıların alınmasının önemini vurguladı. Ayrıca yalnız yaşayan yaşlıların düzenli olarak ziyaret edilmesi ve sağlık durumlarının takip edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Aug 2025 16:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/sicak-yaz-gunlerinde-su-icmeyi-unutmayin-yasli-sagligi-icin-kritik-uyari-1755955885.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sedef Romatizmasında Erken Tanı Eklem Hasarını Önlüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sedef-romatizmasinda-erken-tani-eklem-hasarini-onluyor-80691</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sedef-romatizmasinda-erken-tani-eklem-hasarini-onluyor-80691</guid>
                <description><![CDATA[Sedef hastalarının yaklaşık dörtte birinde görülebilen sedef romatizması, eklemlerde kalıcı hasara yol açabiliyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Romatoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Kevser Orhan, erken tanı ve tedavinin eklem hasarını önlemede kritik rol oynadığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Romatoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. Kevser Orhan, sedef hastalarının yaklaşık dörtte birinde sedef romatizmasının gelişebildiğini belirterek, erken tanı ve tedavinin eklem hasarını önlemede kritik rol oynadığını açıkladı.</p>

<p>Sedef hastalığının genellikle önce cilt bulgularıyla başladığını ifade eden Orhan, eklem bulgularının ortalama 7-8 yıl sonra ortaya çıkabildiğini söyledi. Sedef romatizması el ve ayak eklemleri başta olmak üzere omurga, diz ve kalça eklemlerini de etkileyebiliyor. Hastalar ağrı, şişlik veya sabah tutukluğu gibi belirtiler yaşayabiliyor.</p>

<p>Orhan, tırnak çukurlaşmaları ve kalınlaşmalarının da sedef romatizmasının sık görülen belirtilerinden olduğunu vurguladı. Erken tanı ve tedavinin eklemde kalıcı hasar ve şekil bozukluklarını önlemede hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Hastalığın kesin nedeninin bilinmediğini ancak genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin etkili olduğunu belirten Orhan, tedavide hastanın eğitimi, sigarayı bırakma, düzenli egzersiz ve kilo kontrolünün önemli olduğunu aktardı.</p>

<p>Sedef romatizmasıyla mücadele eden hastalar Göknur Çetiner ve Mustafa Maraş ise, tedaviyle eklem ağrılarından kurtulduklarını ve yaşam kalitelerinin arttığını belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Aug 2025 16:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/sedef-romatizmasinda-erken-tani-eklem-hasarini-onluyor-1755955635.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sudan’da Kolera Krizi: Temmuz 2024’ten Bu Yana 2 Bin 741’den Fazla Ölüm</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sudanda-kolera-krizi-temmuz-2024ten-bu-yana-2-bin-741den-fazla-olum-80690</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sudanda-kolera-krizi-temmuz-2024ten-bu-yana-2-bin-741den-fazla-olum-80690</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Sudan’da Temmuz 2024’ten bu yana 100 binden fazla kolera vakası ve 2 bin 741’den fazla ölüm bildirildiğini açıkladı. Ülke genelinde sağlık hizmetlerine erişim sınırlı ve çatışmaların gölgesinde ciddi bir insani kriz yaşanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Sudan’daki insani krize dikkat çekti. DSÖ Sözcüsü Christian Lindmeier, Temmuz 2024’ten bu yana Sudan genelinde 100 binden fazla kolera vakası ve 2 bin 741’den fazla ölüm bildirildiğini açıkladı. Vakaların yüzde 12’si ve ölümlerin yüzde 10’u 5 yaş altı çocuklarda görüldü.</p>

<p>Lindmeier, sağlık hizmetlerine erişimin güvenlik sorunları, sağlık tesislerine saldırılar ve personel eksikliği nedeniyle ciddi şekilde kısıtlandığını, sağlık tesislerinin yüzde 38’inin tamamen kapalı, yüzde 62’sinin ise kısmen hizmet verdiğini ifade etti.</p>

<p>BM Sözcüsü Jeremy Laurence, Darfur bölgesindeki Faşir ve Ebu Şok Kampı’na düzenlenen saldırılarda 10 gün içinde en az 89 sivilin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Laurence, gerçek sivil kayıplarının muhtemelen daha yüksek olduğunu vurguladı.</p>

<p>Sudan, 15 Nisan 2023’ten bu yana ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalara sahne oluyor. Darfur bölgesinin büyük kısmını kontrol eden HDK, Kuzey Darfur’un merkezi Faşir’i kuşatırken, çatışmalar ülke genelinde altyapı, sağlık, eğitim ve ekonomide büyük yıkıma yol açıyor.</p>

<p>BM verilerine göre, 11 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, yaklaşık 4 milyon kişi komşu ülkelere göç etti. Sudan’daki çatışmalar ve kolera salgını, ülkenin ciddi bir insani krizle karşı karşıya olduğunu gözler önüne seriyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Aug 2025 16:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/sudanda-kolera-krizi-temmuz-2024ten-bu-yana-2-bin-741den-fazla-olum-1755955446.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son 6 Ayda 209 Bin Kişi Sigara Bırakma Polikliniklerine Başvurdu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/son-6-ayda-209-bin-kisi-sigara-birakma-polikliniklerine-basvurdu-80592</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/son-6-ayda-209-bin-kisi-sigara-birakma-polikliniklerine-basvurdu-80592</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sigarayla mücadelede poliklinik sayısını %20 artırdı. Son 6 ayda 209 bin kişi sigara bırakma polikliniklerine başvurdu. Bakan Memişoğlu, Rize’de sağlık yatırımlarını ve koruyucu sağlık hizmetlerini anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, sigarayla mücadele kapsamında poliklinik sayısını %20 artırdı. Son 6 ayda 209 bin kişi sigara bırakma polikliniklerine başvurdu. Online sigara bırakma poliklinikleri de Türkiye genelinde yaygınlaştırıldı ve 171 danışma hattı hizmet vermeye devam ediyor.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, Rize’deki temasları sırasında Türkiye’nin sağlık altyapısındaki gelişmeleri de aktardı. 2002’de 164 bin yatakla hizmet veren Türkiye’de bugün 271 bin hastane yatağının 184 bini nitelikli yatak konumunda. Rize Şehir Hastanesi’nin 2026 sonunda hizmete girmesi planlanıyor ve il genelinde yeni devlet hastaneleriyle bölgesel sağlık üssü haline gelmesi hedefleniyor.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, koruyucu sağlık hizmetlerine önem verildiğini vurgulayarak, “Bizim ismimiz Sağlık Bakanlığı, hastalık bakanlığı değil. Toplum olarak sağlıklı kalmamız gerekiyor. Tütün ve kilo sorununa karşı özel bir mücadele başlattık” dedi.</p>

<p>Ayrıca anne ve anne adaylarına yönelik hizmetler de detaylandırıldı. Gebelik sürecinde ebe desteği, mobil uygulamalar ve riskli gebelik takibiyle anne ve bebek sağlığı için kapsamlı sistemler hayata geçiriliyor.</p>

<p>Bakan, Türkiye’nin sağlık hizmetlerinde dünyanın örnek gösterdiği bir sistem kurduğunu belirterek, koruyucu sağlık ve altyapı yatırımlarını artırarak vatandaşların sağlıklı yaşamasını sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Aug 2025 17:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/son-6-ayda-209-bin-kisi-sigara-birakma-polikliniklerine-basvurdu-1755095498.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı, Yüksek Riskli Gebeleri Yeni Sistemle Yakından Takip Edecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/saglik-bakanligi-yuksek-riskli-gebeleri-yeni-sistemle-yakindan-takip-edecek-80591</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/saglik-bakanligi-yuksek-riskli-gebeleri-yeni-sistemle-yakindan-takip-edecek-80591</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, 49 riskli tanıya sahip anne ve anne adaylarını "Yüksek Riskli Gebelik İzlem Sistemi" ile gebelik öncesi, gebelik süreci ve doğum sonrası yakından takip edecek. Sistem, aile hekiminden hastaneye kadar dijital entegrasyonla yüksek riskli gebelerin tüm sağlık süreçlerini kapsıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, 49 riskli tanıya sahip anne ve anne adaylarını, gebelik öncesi, gebelik süreci ve doğum sonrası yakından takip etmek için "Yüksek Riskli Gebelik İzlem Sistemi"ni devreye aldı. Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, sistemin anne ölümlerini azaltmayı ve riskli gebelerin sağlığını etkin şekilde korumayı hedeflediğini açıkladı.</p>

<p>Demirkol, 2000’li yılların başında 100 binde 64 civarında olan anne ölümlerinin, günümüzde 100 binde 11’e gerilediğini belirterek, hedefin bu rakamı 10’un altına düşürmek olduğunu ifade etti.</p>

<p>Yeni sistem kapsamında, yüksek riskli tanı alan anneler, aile hekimlerinden özel ve devlet hastanelerine kadar tüm sağlık birimlerinde takip edilecek. Gebelik sürecinde 4 kez, doğum sonrası ilk 6 haftada ise sık aralıklarla anne ile iletişime geçilecek; gerekirse ev ziyaretleri yapılacak.</p>

<p>Ayrıca yüksek riskli gebeler, kardiyoloji, kalp damar cerrahisi, göğüs hastalıkları, nöroloji, üroloji, genel cerrahi, psikiyatri ve dahiliye branşlarında randevusuz ve öncelikli hizmet alabilecek. MHRS sistemi ile entegre edilen bu uygulama, dijital olarak aile hekiminden hastaneye tüm klinik bilgilerin aktarılmasını sağlayacak.</p>

<p>Bakanlık, bu sistemle yüksek riskli gebelerin sağlık süreçlerini daha güvenli ve etkin şekilde yönetmeyi hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Aug 2025 17:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/saglik-bakanligi-yuksek-riskli-gebeleri-yeni-sistemle-yakindan-takip-edecek-1755095269.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Palm Yağı Hakkında Bilim Desteğiyle Kanıtlanmış 10 Gerçek Etki</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/palm-yagi-hakkinda-bilim-destegiyle-kanitlanmis-10-gercek-etki-80486</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/palm-yagi-hakkinda-bilim-destegiyle-kanitlanmis-10-gercek-etki-80486</guid>
                <description><![CDATA[Palm yağı hakkında doğru bilinen yanlışlar, bilimsel araştırmalarla gün yüzüne çıkıyor. Kolesterolü dengelemesinden beyin sağlığına katkısına kadar birçok etkisi bulunan palm yağı, sanıldığı gibi zararlı değil. İşte palm yağı hakkında bilimsel verilere dayalı 10 önemli sağlık gerçeği.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Palm Yağı Hakkında Bilimsel Verilere Dayalı 10 Gerçek</strong></p>

<p>Uzun süredir tartışma konusu olan palm yağıyla ilgili bilimsel çalışmalar, bu doğal yağın aslında sanılandan çok daha faydalı olabileceğini ortaya koyuyor. İşte palm yağı hakkında mutlaka bilinmesi gereken, araştırmalara dayanan 10 önemli sağlık etkisi:</p>

<ol>
	<li>
	<p><strong>Kolesterol Dengesine Katkı Sağlar</strong><br />
	Palm yağı, HDL (iyi kolesterol) seviyesini yükseltirken LDL (kötü kolesterol) üzerinde sınırlı etki gösterir. Damar sağlığını korur ve kalp dostudur.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kalp Damar Sağlığını Destekler</strong><br />
	Palm yağı kan pıhtılaşmasını tetiklemez, dolaşımı destekleyen bileşenleri artırır. Kalp sağlığını tehdit eden risk faktörlerini azaltabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Tokluk Süresini Uzatabilir</strong><br />
	Tokluk hissini düzenleyen hormonları uyarır, böylece daha uzun süre doygunluk sağlar ve ani açlık krizlerini azaltabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>E Vitamini ve Cilt İçin Destek Kaynağıdır</strong><br />
	İçerdiği tokotrienoller sayesinde güçlü bir antioksidan olan palm yağı, yaşlanma belirtilerine karşı hücreleri korur ve cilt sağlığını destekler.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>A Vitamini Eksikliğine Karşı Etkilidir</strong><br />
	Kırmızı palm yağı, yüksek karotenoid içeriğiyle özellikle gelişim çağındaki çocuklar ve hamile kadınlar için önemli bir A vitamini kaynağıdır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Bağışıklık ve Kanserle Savaşta Etkilidir</strong><br />
	Bazı bileşenler bağışıklık sistemini güçlendirir ve hücre hasarını azaltarak kanser riskine karşı koruma sağlayabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Beyin Sağlığını Güçlendirir</strong><br />
	Özellikle yaşlanmayla ilgili zihinsel gerilemeleri önlemede etkili olduğu belirtilen maddeler içerir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>İltihap Karşıtı Etki Gösterir</strong><br />
	Araştırmalar, palm yağının eklem iltihabı ve astım gibi kronik iltihaplı durumları yatıştırabildiğini gösteriyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kan Akışını Destekler, Pıhtılaşmayı Engeller</strong><br />
	Kan damarlarında sağlıklı işleyişi teşvik eder, pıhtı oluşumuna neden olan belirteçleri artırmaz.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Yüksek Isıya Dayanıklıdır ve Güvenle Pişirilebilir</strong><br />
	Yüksek dumanlanma noktasına sahip olan palm yağı, yüksek sıcaklıklarda bile toksik hale gelmez. Bu özelliğiyle kızartmalar ve yemekler için ideal bir pişirme yağıdır.</p>
	</li>
</ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Aug 2025 15:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/palm-yagi-hakkinda-bilim-destegiyle-kanitlanmis-10-gercek-etki-1754397525.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Kedi Tüyü Öldürür” İddialarına Uzmandan Net Yanıt: Gerçek Sebep Başka</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/kedi-tuyu-oldurur-iddialarina-uzmandan-net-yanit-gercek-sebep-baska-80485</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/kedi-tuyu-oldurur-iddialarina-uzmandan-net-yanit-gercek-sebep-baska-80485</guid>
                <description><![CDATA[Sakarya'da hayatını kaybeden doktor Okan Diköz’ün ölüm sebebinin kedi tüyü olduğu iddiası kamuoyunda paniğe yol açtı. Ancak hem veteriner hekimlerden hem de hastaneden yapılan açıklamalar, bu iddiaları çürüttü. Uzmanlar, kedi ya da köpek tüyünün ölüme neden olamayacağını, asıl ölüm nedeninin akciğer kanseri olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sakarya’da yaşamını yitiren doktor Okan Diköz’ün, akciğerine kaçan kedi tüyü nedeniyle vefat ettiği yönündeki iddialar sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Ancak konunun uzmanları iddiaları bilimsel temele dayanmayan söylentiler olarak değerlendirdi.</p>

<p>Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse, bu tür iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, “<strong>Kedi ya da köpek tüyünden insan ölmez.</strong> Eğer bu doğru olsaydı, veteriner hekimler, berberler ve hayvan sahiplerinde sürekli akciğer hastalığı görülürdü” dedi.</p>

<p>Köse, evcil hayvanların dışkısıyla bulaşabilen bazı parazitlerin, hijyen kurallarına dikkat edilmediği takdirde insanlara geçebileceğini belirterek, “Bu durumun kedi tüyüyle ilgisi yok. Tüy yutmakla ölümcül hastalık gelişmez” diye konuştu.</p>

<p>Söz konusu olayda hayatını kaybeden Okan Diköz’ün ölüm nedeni hakkında da Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden açıklama geldi. Prof. Dr. Murat Alemdar, Diköz’ün <strong>gerçek ölüm sebebinin akciğer kanseri</strong> olduğunu belirtti. Alemdar, “Kedi tüyü nedeniyle hayatını kaybettiği yönündeki haberler, merhumun hayvansever kimliği nedeniyle oluşmuş yanlış bir algının sonucudur” dedi.</p>

<p>Uzmanlar, toplumun bu tür söylentilere itibar etmemesi gerektiğini vurgularken, evcil hayvan sahiplerine de düzenli veteriner kontrolleri ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi çağrısında bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Aug 2025 15:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/08/kedi-tuyu-oldurur-iddialarina-uzmandan-net-yanit-gercek-sebep-baska-1754397259.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>6 Temmuz 2025 Pazar Günü KKTC Genelinde Nöbetçi Eczaneler Listesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/6-temmuz-2025-pazar-gunu-kktc-genelinde-nobetci-eczaneler-listesi-80213</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/6-temmuz-2025-pazar-gunu-kktc-genelinde-nobetci-eczaneler-listesi-80213</guid>
                <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 6 Temmuz 2025 Pazar günü hizmet verecek nöbetçi eczanelerin tam listesini bölge bölge öğrenin. Lefkoşa, Girne, Mağusa, Güzelyurt, İskele, Lefke ve Karpaz bölgelerindeki güncel eczane bilgileri burada!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>LEFKOŞA BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cevher Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
Mehmet Akif Cad. 101/E, Pascucci Café karşısı, Dereboyu, Lefkoşa<br />
Tel: (0392) 227 72 51 - (0533) 864 98 98<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ferin Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
Cebeci Sok. No:35, Arda Market yanı, Yenikent, Gönyeli<br />
Tel: (0392) 223 42 82<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İzem Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
İsmail Beyoğlu Cad. 44/A, Eray Garaj yanı, Küçük Kaymaklı, Lefkoşa<br />
Tel: (0392) 228 00 40</p>

<p>⸻</p>

<p>GİRNE BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Başak Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
Ziya Rızkı Cad. No:31, Ocak Kulübü karşısı, Girne<br />
Tel: (0392) 815 36 20<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Şifalı Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
Karaoğlanoğlu Cad., Yayla Mah. Dük. No:5, Alsancak<br />
Tel: (0533) 846 33 30<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tören 2 Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
Vakıflar Çarşısı A Blok No:1, Girne<br />
Tel: (0392) 815 17 90</p>

<p>⸻</p>

<p>GAZİMAĞUSA (MAĞUSA) BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ece Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
Mustafa Kemal Bulvarı, Özel Yaşam Hastanesi yanı<br />
Tel: (0392) 366 38 46<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tanya Salimer Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
15 Ağustos Bulvarı, Canova Benzin İstasyonu yanı, Baykal<br />
Tel: (0392) 366 99 88</p>

<p>⸻</p>

<p>GÜZELYURT BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Erin Eczanesi<br />
08:00 - 00:00<br />
Kutlu Adalı Bulvarı No:41, Lemar Dükkanları, Güzelyurt<br />
Tel: (0392) 714 70 52</p>

<p>⸻</p>

<p>LEFKE BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sıdıka Umar Eczanesi<br />
08:00 - 22:00 (22:00 - 00:00 arası nöbetçi çağrı ile hizmet)<br />
Menekşe Sok. No:2/B, Gaziveren<br />
Tel: (0392) 723 79 97</p>

<p>⸻</p>

<p>ÜST MESARYA BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yüksel Eczanesi<br />
08:00 - 19:00<br />
Sevgi Sokak, Milli Homes No:4, Değirmenlik, Akıncılar<br />
Tel: (0542) 875 21 12</p>

<p>⸻</p>

<p>ALT MESARYA BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mehmet Hoca Eczanesi<br />
08:00 - 19:00<br />
Özgürlük Cad. Türkmenköy No:2, Beyarmudu<br />
Tel: (0533) 873 30 98</p>

<p>⸻</p>

<p>İSKELE BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gökberk Alp Yakar Eczanesi<br />
08:00 - 22:00<br />
Mekanizi Cad., Royal Sun Residence, İskele<br />
Tel: (0539) 109 95 77</p>

<p>⸻</p>

<p>KARPAZ BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Melek İbrahim Eczanesi<br />
08:00 - 20:00<br />
Öztürk Cad. No:10, Mehmetçik<br />
Tel: (0392) 375 53 66<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sakiner Eczanesi<br />
08:00 - 20:00<br />
Yeni Erenköy, Karpaz<br />
Tel: (0392) 374 43 56</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 06 Jul 2025 10:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/07/6-temmuz-2025-pazar-gunu-kktc-genelinde-nobetci-eczaneler-listesi-1751786560.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>03 Temmuz 2025 Perşembe Günü KKTC Genelinde Açık ve Nöbetçi Eczaneler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/03-temmuz-2025-persembe-gunu-kktc-genelinde-acik-ve-nobetci-eczaneler-80211</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/03-temmuz-2025-persembe-gunu-kktc-genelinde-acik-ve-nobetci-eczaneler-80211</guid>
                <description><![CDATA[03 Temmuz 2025 Perşembe günü Lefkoşa, Girne, Mağusa, Güzelyurt, Lefke, Mesarya, İskele ve Karpaz bölgelerinde hizmet verecek açık ve nöbetçi eczaneler listelendi. Eczane isimleri, adres ve iletişim bilgileri haberimizde.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs genelinde 3 Temmuz 2025 Perşembe günü hizmet verecek açık ve nöbetçi eczaneler listesi yayınlandı. Her bölgede sabah 08:00’den itibaren hizmet verecek olan eczanelerin detaylı adres ve iletişim bilgileri aşağıda yer almaktadır.</p>

<p>? LEFKOŞA BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İsmet Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0392) 228 15 40<br />
Adres: Bedreddin Demirel Cad. No: 92, Önder AVM karşısı, Ticaret Odası yanı, Lefkoşa<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sev Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0392) 223 44 14<br />
Adres: Kemal Şemiler Cad. Akçın Plaza No: 2, Zephyr Cafe yolu üzeri, Civisilli Gıda yanı, Metehan Kermiya<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sözüöz Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0392) 229 33 00<br />
Adres: Şht. Mehmet Kemal Sok., Akasya Apt., Lemar arkası, Şht. Doğan Ahmet İlkokulu sırası, Küçük Kaymaklı</p>

<p>? GİRNE BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ahmet Çağer Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0392) 821 34 34<br />
Adres: Ankara Cad. No: 50/2A, Alsancak<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mehmet Kamiloğlu Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0533) 887 44 88<br />
Adres: Mustafa Çağatay Cad. No: 41/C, Dr. Akçiçek Hastanesi yolu<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Şule Yıldızdoğan Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0392) 816 12 13<br />
Adres: Salih Miroğlu Cad., Alier Plaza 22/B, Spark Grill karşısı, Özgölbaşı Fırın yanı</p>

<p>? MAĞUSA BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ada Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0392) 365 31 30<br />
Adres: Salamis yolu, Sakarya Dük. No:3<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Veli Ateş Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0392) 365 04 19<br />
Adres: Adsız Asker Sok., Noyan Apt. No:1, Shoe For Me ayakkabı mağazasının iç yolu, Merve Kuaför yanı</p>

<p>? GÜZELYURT BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Camcıoğlu Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 00:00<br />
Tel: (0392) 714 24 57<br />
Adres: Şht. Mümür Dilaver Sok. No:24 C</p>

<p>? LEFKE BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hatice Soyer Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 22:00 (22:00 - 00:00 arası nöbetçi)<br />
Tel: (0548) 865 52 91<br />
Adres: Cengizköy</p>

<p>? ÜST MESARYA BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yüksel Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 19:00<br />
Tel: (0542) 875 21 12<br />
Adres: Sevgi Sokak, Minareliköy Milli Homes 34 No:4, Değirmenlik, Akıncılar</p>

<p>? ALT MESARYA BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mehmet Hoca Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 19:00<br />
Tel: (0533) 873 30 98<br />
Adres: Özgürlük Cad. Türkmenköy No:2, Beyarmudu Belediyesi</p>

<p>? İSKELE BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Özbirtan Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 22:00<br />
Tel: (0392) 371 22 24<br />
Adres: Dt. Temel Zeki Cad., Arken B2 Apt. No:3</p>

<p>? KARPAZ BÖLGESİ<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Melek İbrahim Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 20:00<br />
Tel: (0392) 375 53 66<br />
Adres: Öztürk Cad. No:10, Mehmetçik<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sakiner Eczanesi<br />
Saat: 08:00 - 20:00<br />
Tel: (0392) 374 43 56<br />
Adres: Yeni Erenköy, Karpaz</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Jul 2025 16:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/07/03-temmuz-2025-persembe-gunu-kktc-genelinde-acik-ve-nobetci-eczaneler-1751549640.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aziz Sancar, Trump&#039;a isyan etti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/aziz-sancar-trumpa-isyan-etti-80113</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/aziz-sancar-trumpa-isyan-etti-80113</guid>
                <description><![CDATA[Aziz Sancar, Trump'a isyan etti: Kanseri yok eden keşfimiz için maddi destek bulamıyoruz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:20px">2015'te Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, beyin kanseri hücrelerini öldüren bir ilaçla ilgili çalışmalarının olumlu seyrettiğini ancak insanlı deneyler için 2 milyon dolar gerektiğini ve bu maddi desteği bulamadıklarını söyledi. Sancar ayrıca, Trump'ın bilimsel çalışmalarda ciddi kesintiye gittiğini de sözlerine ekledi.</span></h2>

<p><span style="font-size:20px">2015 Nobel Kimya Ödülü sahibi Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, üç yıldır üzerinde çalıştıkları beyin kanserlerine dönük ilaçla ilgili fareler üzerinde yaptıkları testlerden olumlu sonuçlar aldıklarını açıkladı. İnsanlardaki yan etkilere henüz başlayamadıklarını vurgulayan Sancar, 2 milyon dolara ihtiyaç olduğunu belirterek, "Bizi maddi olarak destekleyecek kurum bulamıyoruz" dedi.</span></p>

<h3><span style="font-size:20px">PARASIZLIKTAN DERT YANDI</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Nobel ödüllü Aziz Sancar, Nefes gazetesinden Şehriban Kıraç'ın sorularını yanıtladı. Beyin kanserlerine dönüş çalışmalarından bahseden Sancar, maddiyatsızlıktan dert yandı.</span></p>

<h3><span style="font-size:20px">"2 MİLYON DOLARA İHTİYAÇ VAR"</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Aziz Sancar, üç yıldır üzerinde çalıştıkları beyin kanserlerine dönük ilaçla ilgili fareler üzerinde yaptıkları testlerden olumlu sonuçlar aldıklarını açıkladı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İnsanlardaki yan etkilere henüz başlayamadıklarını vurgulayan Sancar, 2 milyon dolara ihtiyaç olduğunu belirterek "Bizi maddi olarak destekleyecek kurum bulamıyoruz." dedi.</span></p>

<h3><span style="font-size:20px">"KEŞFİMİZ OLAN BİLEŞEN KANSER HÜCRESİNİ ÖLDÜRÜYOR"</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Beyin kanserlerine dönüş çalışmalarından bahseden Sancar, şu bilgilendirmelerde bulundu:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Beyin tümörleri, ölüm nedenleri arasında 10'uncu sırada yer alıyor. Kan-beyin bariyerini geçemeyen mevcut kanser ilaçları bu kanser türüne etki etmede yetersiz kalıyor. Keşfimizde ortaya koyduğumuz bileşen, beyne giriyor ve kanser hücresini öldürüyor. Biz üç yıl önce bunun haberini vermiştik, üç yıl sonra makaleyi yayınladık. Bu işler yavaş gidiyor. EdU, hızlı bölünen kanserli beyin hücrelerini öldürebilirken, bölünmeyen sağlıklı beyin hücrelerini koruyabilir. Beyin kanserinde EdU, hayvanlarda çalışıyor. Onun devamını yapıyoruz. Devamı şimdilik oldukça olumlu gözüküyor. Ama yeni çalışma üç yılımızı alır mı almaz mı bilmiyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Kendilerini bu çalışmaları için maddi olarak destekleyecek kurum bulmakta zorlandıklarını söyleyen Sancar, "O kadar çok çalışmalar, yayınlar, buluşlar var ki bu konuda. İddiası olanlar çok fazla. O bakımdan ilaç firmaları da hangilerini destekleyeceklerini ya kime inanacaklarını bilmiyorlar." dedi.</span></p>

<h3><span style="font-size:20px">"ŞU AN GÖNÜLLÜ İNSANLARDA DENEME YAPMAMIZ LAZIM"</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Sancar, "Bizi destekleyecek birilerini bulmalıyız. Şu an gönüllü insanlarda deneme yapmamız lazım. Çünkü olumlu ve güvenli sonuçlar alıyoruz. Ölüme terk edilmiş çok insan var. Bu hastalara tanı konulduktan sonra ortalama yaşam süresi 14-16 ay. Onun için ne kadar hızlı bir şeyler yapabilirsek iyidir." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Sancar, "Kanserin çözümünü bulmak zor. Ama farelerde hayat süresini iki misli uzatıyoruz. O bakımdan umut verici bir şey. Fakat kalkıp bunu beyin kanserlerini tedavi edeceğiz demek yanlış." diye ekledi.</span></p>

<h3><span style="font-size:20px">"TRUMP BÜTÇEDE CİDDİ KESİNTİYE GİDİYOR, NE OLACAĞIMIZ BELLİ DEĞİL"</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) Başkanı'nın kendisine, "2 milyon dolar harcayıp önce insanlarda yan etkilerini araştıracaksın. O yan etkilerinin dokümanını yapacaksın. Ciddi yan etkilerin olmadığı ispatlandıktan sonra insan deneyleri başlayacak" dediğini aktaran Sancar, "Özellikle ABD Başkanı Donald Trump, bilimsel araştırmalara dönük bütçede ciddi kesintiye gidiyor. Ne olacağımız belli değil. O bakımdan ciddi bir belirsizlik var." dedi.</span></p>

<h3><span style="font-size:20px">"DIŞARIYA GELİN BİLİM YAPIN, ÖĞRENİN AMA TÜRKİYE'YE DÖNÜN"</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Öte yandan Sancar, Türkiye'deki gençlere şöyle seslendi:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Benim yanımda şu anda çalışan 5 Türk var ve hepsi çok iyi. Benim Türkiye'deki öğrencilere, bilim insanlarına tavsiyem dışarıya gelin bilim yapın, bilim yapmayı öğrenin ama Türkiye'ye dönün. Benim Türkiye'ye dönen üç öğrencim var, üçü de profesör şimdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 May 2025 16:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/05/aziz-sancar-trumpa-isyan-etti-1746971891.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MR kabininde kamera ile görüntü skandalı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/mr-kabininde-kamera-ile-goruntu-skandali-80073</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/mr-kabininde-kamera-ile-goruntu-skandali-80073</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:20px">Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nde MR kabinine giren bir hasta, bir personelin cep telefonu kamerasıyla kendisini kayda aldığını fark etti. Şikayet üzerine başlatılan soruşturmada müeahhit firma personeli işten çıkarılırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</span></h2>

<p><span style="font-size:20px"><a href="https://www.haberler.com/trabzon/" title="Trabzon Haberleri, Trabzon Haberi, Trabzon Haber"><strong>Trabzon</strong></a>'da Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi'nde MR kabininde kamerayla görüntü aldığı tespit edilen müteahhit firma personelinin hastaneyle ilişiği kesildi. Şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığı belirtildi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><iframe frameborder="0" height="1" scrolling="no" width="1"></iframe></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nde MR çekimi için kabine giren bir hasta, içeride cep telefonu kamerasıyla kayıt yapıldığını fark etti. Hastanın durumu hastane ve emniyet birimlerine bildirmesi üzerine harekete geçen polis ekipleri, inceleme başlattı.</span></p>

<h3><span style="font-size:20px">ADLİ İŞLEM BAŞLATILDI</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">İncelemelerde, hastanede müteahhit firma aracılığıyla çalışan personel tarafından MR kabininde kamerayla kayıt alındığı tespit edildi. İsmi açıklanmayan şüphelinin işine son verildi. Şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığı belirtildi.</span></p>

<h3><span style="font-size:20px">ÜNİVERSİTEDEN AÇIKLAMA</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğü'nden konuya ilişkin açıklama yapıldı. "19.02.2025 tarihinde Üniversitemiz Farabi Hastanesi'nde MR çekimi için kabine giren bir hasta, kabinde cep telefonu kamerası ile kayıt yapıldığını fark etmiş ve durumu derhal emniyet birimlerine bildirmiştir" ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, "Üniversitemiz Farabi Hastanesi Başhekimliği ve emniyet güçleri tarafından yürütülen titiz inceleme sonucunda, olayın Farabi Hastanesi'nde, müteahhit firma aracılığıyla çalışan bir personel tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Hadisenin ardından ilgili personelin, hastane ile ilişiği derhal kesilmiş ve konu, adli makamlara intikal ettirilmiştir. Üniversitemiz, hasta mahremiyeti ve güvenliğini en üst düzeyde koruma sorumluluğunun bilincinde olup benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli tüm önlemleri almaya devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" denildi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="MR kabininde kamera ile görüntü skandalı: Adli işlem başlatıldı" id="HaberImage" src="https://foto.haberler.com/crop/648x436/haber/2025/02/20/mr-kabininde-kamera-ile-goruntu-skandali-adli-18397576_1642_amp.jpg" style="height:436px; width:648px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Feb 2025 09:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2025/02/mr-kabininde-kamera-ile-goruntu-skandali-1740118707.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Montun cebinde uyuşturucu bulundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/montun-cebinde-uyusturucu-bulundu-79942</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/montun-cebinde-uyusturucu-bulundu-79942</guid>
                <description><![CDATA[Montun cebinde uyuşturucu bulundu; Ercan’da yakalanan yolcuya 3 gün tutukluluk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:20px">Ercan Havaalanında uyuşturucu maddeyle yakalanan Mehmet Topçu dün sabah Lefkoşa’da mahkemeye çıkarıldı.</span></h2>

<p><span style="font-size:20px">Mahkemede mesele ile ilgili olarak şahadet veren Polis memuru Görkem Taşlı olayla ilgili olguları aktardı. Taşlı, zanlının "Kanunsuz uyuşturucu madde ithal ve tasarruf" suçlarından tutuklandığını söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Polis memuru, 9 Kasım 2024 tarihinde saat 23:10’da Lefkoşa Ercan Havalimanında gelen yolcu salonu içerisinde Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü’nde görevli bir polis ekibi tarafından Pamir isimli köpeğin Mehmet Topçu’nun tasarrufunda bulunan valize tepki vermesi üzerine arama yapıldığını belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Polis memuru Taşlı yapılan aramada valizdeki montun cebinde Parllament marka sigara paketi içerisinde tütünle karışık yaklaşık bir gram ağırlığında tütün ile karışık hintkeneviri türü uyuşturucu olduğuna inanılan madde bulunarak emare alındığını, zanlının suçüstü tutuklandığını mahkemeye aktardı. Polis, zanlının uyuşturucu maddeyi İstanbul Taksim'de tanımadığı bir kişiden aldığını söylediğini aktardı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Polis memuru Taşlı, uyuşturucu maddenin analize gönderileceğini, soruşturmanın devam ettiğini söyleyerek, zanlının ilk etapta 3 gün süreyle tutuklu kalmasını talep etti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Mahkemede söz hakkı alan zanlı ise özür dileyerek, "Kötü bir niyetim yoktu. Montumun cebinde kaldı, valizin içerisindeydi. Tek sarımlıktır. Bir gram bile değildir “dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Huzurundaki şahadeti değerlendiren Yargıç Meltem Dündar zanlının 3 gün süreyle tutuklu kalmasına&nbsp;emir&nbsp;verdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 Nov 2024 08:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/11/montun-cebinde-uyusturucu-bulundu-1731302226.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dinçyürek, hemşire örgütlerinin eleştirilerini yanıtladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/dincyurek-hemsire-orgutlerinin-elestirilerini-yanitladi-79925</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/dincyurek-hemsire-orgutlerinin-elestirilerini-yanitladi-79925</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, hemşire örgütlerinin eleştirilerini yanıtladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><strong>Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Acil Durum Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi’nde yaşanan üzücü olay gibi hassas durumlarda kimseyi zan altında bırakmamak, her bireyin haklarını korumak ve sürecin adil bir şekilde sürdürülmesini sağlamak için azami dikkat gösterdiklerini vurguladı.</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Dinçyürek, yaşanan bu vahim olayın oluşmasında ihmal ve sorumluluğu olan kişi veya kişilerin tespiti hususunda sonuna kadar adli sürece destek vereceklerini, iş birliği içerisinde olacaklarını kaydederek “Bu konuda kararlıyız.” dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek yazılı açıklamayla, hemşire örgütlerinin eleştirilerini yanıtladı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bakan Dinçyürek, “Sağlık Bakanlığı olarak, toplum sağlığını koruma ve sağlık çalışanlarımızla dayanışma içinde olma sorumluluğumuzu yerine getirmekteyiz.” diyerek Acil Durum Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Servisi’nde yaşanan üzücü olay sonrası, süreci en şeffaf şekilde yürütmek, kamuoyunu ve ilgili paydaşları bilgilendirmek amacıyla örgütlü sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldiklerini kaydetti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>-“Hemşire örgütleriyle de görüşeceğiz”</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bu toplantılarda, mevcut durumun değerlendirilmesi ve bilgi paylaşımı yapıldığını; hemşire örgütlerinin de toplantıya davet edildiğini ancak toplantı saatinin belirlenememesi nedeniyle henüz bir araya gelinemediğini ifade eden Dinçyürek, bu görüşmenin en kısa sürede gerçekleştirilmesi için çabalarının sürdüğünü bildirdi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Dinçyürek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Öncelikle belirtmek isteriz ki, sağlık çalışanlarımızın özverili çabaları ve bu süreçteki gayretleri toplumumuz adına büyük bir değere sahiptir. Yaşananlar çalışanlarımızın moral ve motivasyonunu zedeleyebilecek nitelikte olup, bunu engellemek için sürecin etkin şekilde yönetilmesi kaçınılmazdır. Ailelerin de bu süreçte en doğru bilgilere ulaşması için gerekli tedbirlerin alındığı ve alınmaya devam edeceği hususunda kamuoyunun bilgisine sunarız.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Hayatını kaybeden bebeğimiz için Allah’tan rahmet diler, tedavi görmekte olan diğer bebeklerimizin sağlıklarına kavuşmaları için gereken tüm çabayı sarf etmekte olduğumuzu vurgulamak isteriz. Sağlık Bakanlığı olarak bu tür hassas durumlarda kimseyi zan altında bırakmamak, her bireyin haklarını korumak ve sürecin adil bir şekilde sürdürülmesini sağlamak için azami dikkat gösterilmektedir. Daha önce de kamuoyuna açıklamış olduğumuz gibi yaşanan bu vahim olayın oluşmasında ihmal ve sorumluluğu olan kişi veya kişilerin tespiti hususunda sonuna kadar adli sürece destek vereceğiz, iş birliği içerisinde olacağız. Bu konuda kararlıyız.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bu vesileyle, sağlık çalışanlarımızın özverili çabalarını takdirle karşıladığımızı yineler, şeffaflık ve toplumsal sorumluluk bilinciyle üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 08:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/11/dincyurek-hemsire-orgutlerinin-elestirilerini-yanitladi-1730698413.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altı bebeğin sağlık durumu iyiye gidiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/alti-bebegin-saglik-durumu-iyiye-gidiyor-79889</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/alti-bebegin-saglik-durumu-iyiye-gidiyor-79889</guid>
                <description><![CDATA[Bakanlık, altı bebeğin sağlık durumunun olumlu yönde devam ettiğini açıkladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:20px">Sağlık Bakanlığı, Acil Durum Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde, mamaları etil alkolle karıştırıldıktan sonra sağlık durumları cumartesi günü bozulan bebeklerin sağlık durumlarının stabil olduğunu ve iyileşme süreçlerinin olumlu yönde devam ettiğini bildirdi.</span></h2>

<p><span style="font-size:20px">Sağlık Bakanlığı, bugün saat 08.30 itibarıyla yapılan değerlendirmelere göre, Dr. Burhan Nalbantoğlu Acil Durum Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi görmekte olan 6 bebeğin tümünün sağlık durumları stabil ve iyileşme süreçleri olumlu yönde devam ettiğini duyurdu.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Acil Durum Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde, mamaları etil alkolle karıştırılan bebeklerin sağlık durumları bozulmuş, bir bebek ise hayatını kaybetmişti. Yaşamını yitiren bebeğin otopsisi bugün yapılacak.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Oct 2024 13:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/10/alti-bebegin-saglik-durumu-iyiye-gidiyor-1730111456.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>49 kişiye ölümcül bakteri bulaştı,</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/49-kisiye-olumcul-bakteri-bulasti-79871</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/49-kisiye-olumcul-bakteri-bulasti-79871</guid>
                <description><![CDATA[McDonald's'ta hamburger yiyen 49 kişiye ölümcül bakteri bulaştı, satışlar durduruldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:18px">McDonald's'ın "Quarter Pounder" hamburgerlerinden yiyen 49 kişiye ölümcül bir bakteri bulaştı. Bu kişilerden 10'u hastaneye kaldırırken 1 kişi ise hayatını kaybetti. Ürünün satışları geçici olarak durduruldu.</span></h2>

<p><span style="font-size:18px">ABD, uluslararası hazır yemek zinciri McDonald's'ın adının karıştığı bir gıda skandalı ile sarsıldı. ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri Kurumu'ndan (CDC) yapılan açıklamada, McDonald's'ın "Quarter Pounder" hamburgerlerinden tüketen 49 kişinin Escherichia coli (E.coli) bakterisi nedeniyle hastalandığı, 10 kişinin ise hastanelik olduğu bildirildi. Hastaların kendileriyle yapılan görüşmelerde belirti göstermeden önce McDonald's'ta yemek yediğini ve özellikle "Quarter Pounder" tükettiğini ifade ettiği kaydedilirken, Colorado eyaletinde yaşayan 1 kişinin ise hayatını kaybettiği açıklandı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-size:18px">SOĞAN VE DANA KÖFTESİNDEN ŞÜPHELENİLDİ</span></h3>

<p><span style="font-size:18px">Vakalara neden olan gıda maddesinin henüz kesin olarak tespit edilmediği ifade edilen açıklamada, uzmanların kıyılmış soğan ve dana köftesinden şüphelendiği aktarıldı. CDC, McDonald's'ın söz konusu gıda maddelerinin kullanımını şüpheli vakaların görüldüğü eyaletlerdeki şubelerde geçici olarak durduğunu açıkladı. Skandalın ardından McDonald's hisselerinin yaklaşık yüzde 9 değer kaybetmesi ise dikkat çekti.</span></p>

<h3><span style="font-size:18px">KANLI İSHAL, KUSMA VE BOĞAZ KURULUĞU...</span></h3>

<p><span style="font-size:18px">Belirtilerin genellikle bakterinin alınmasından 3 ila 4 gün sonra başladığını ve çoğu insanın 1 hafta içinde iyileştiğini hatırlatan yetkililer, 38,8 derece üzeri yüksek ateş, 3 günden uzun süren ishal ya da kanlı ishal, kusma, ağız ve boğaz kuruluğu ile ayağa kalkarken baş dönmesi şikayetleri gösteren kişileri tıbbi destek almaları konusunda uyardı.</span></p>

<h3><span style="font-size:18px">E.COLİ BAKTERİSİ NEDİR?</span></h3>

<p><span style="font-size:18px">Normalde insan ve hayvanların bağırsak ortamında bulunabilen E.coli bakterilerinin "Enterohaemorrhagic Escherichia coli (EHEC)" gibi bazı alt türleri hayatı tehdit edebilen hastalıklara neden olabiliyor. En sık yiyecek yoluyla alınan E.coli bakterilerinin, yüzde 85 oranında iyi pişirilmemiş veya çiğ etlerden, süt ve süt ürünlerinden ve iyi temizlenmemiş sebze ile meyvelerden bulaştığı biliniyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><img alt="McDonald's'ta hamburger yiyen 49 kişiye ölümcül bakteri bulaştı, satışlar durduruldu" id="HaberImage" src="https://foto.haberler.com/resize/601x337/haber/2024/10/23/mcdonald-s-ta-hamburger-yiyen-49-kisiye-olumcul-17962038_2092_amp.jpg" style="height:675px; width:1202px" /></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Oct 2024 08:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/10/49-kisiye-olumcul-bakteri-bulasti-1729660001.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rüzgarı tersine çeviren Köfteci Yusuf&#039;a ikinci şok!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/ruzgari-tersine-ceviren-kofteci-yusufa-ikinci-sok-79844</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/ruzgari-tersine-ceviren-kofteci-yusufa-ikinci-sok-79844</guid>
                <description><![CDATA[Rüzgarı tersine çeviren Köfteci Yusuf'a ikinci şok! İade başvuruları yağmaya başladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:20px">Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ürünlerinde domuz eti kullandığını ortaya çıkardığı Köfteci Yusuf için son günlerde rüzgar tersine dönmeye başlamış ve destek için vatandaşlar soluğu şubelerde almıştı. Domuz skandalının ardından firmanın hiç beklemediği bir şey oldu ve firmaya iade başvuruları yağmaya başladı. Çok sayıda müşterinin buzdolaplarında sakladıkları ürünleri iade etmek için firmanın satış yaptığı platformlarla iletişime geçerek iptal taleplerini ilettikleri öğrenildi.</span></h2>

<p><span style="font-size:20px"><a href="https://www.haberler.com/tarim-ve-orman-bakanligi/" title="Tarım Ve Orman Bakanlığı Haberleri, Tarım Ve Orman Bakanlığı Haberi, Tarım Ve Orman Bakanlığı Haber"><strong>Tarım Ve Orman Bakanlığı</strong></a>&nbsp;tarafından yayımlanan "Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar" listesinde dana eti yerine bazı şubelerinde domuz eti kullandığı tespit edilen Köfteci Yusuf skandalın ardından gelen destek mesajlarıyla adeta rüzgarı tersine çevirmeyi başarmıştı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-size:20px">MÜŞTERİLER PARALARINI GERİ İSTEMEYE BAŞLADI</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Şubeleri yavaş yavaş yeniden dolup taşmaya başlayan Köfteci Yusuf'un hiç hesaba katmadığı bir gelişme yaşandı. Online platformlar üzerinden paketlenmiş et ürünü satışlarında büyük rakamlara ulaşan firmaya domuz eti skandalının ardından iade başvuruları yağdı. Müşteriler paralarını geri istemeye başladı birçok tüketici, satın aldıkları ürünleri iade etmek için sıraya girdi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Rüzgarı tersine çeviren Köfteci Yusuf'a 2. şok! İade başvuruları yağmaya başladı" src="https://foto.haberler.com/haber/2024/10/18/ruzgari-tersine-ceviren-kofteci-yusuf-a-2-sok-17943717_7737_m.jpg" style="height:376px; width:640px" /></span></p>

<h3><span style="font-size:20px">ESKİ TARİHLİ SİPARİŞLER İÇİN İPTAL BAŞVURULARI KAPATILDI</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Müşteriler buzdolaplarında ve dondurucularında sakladıkları ürünleri iade etmek için firmanın satış yaptığı platformlarla iletişime geçerek iptal taleplerini verdi. İade başvurularında önce standart iptal prosedürü uygulansa da, Köfteci Yusuf başvurularla baş edemeyerek online sipariş platformlarını taleplere kapattı. Köfteci Yusuf yapılan eski tarihli siparişler için iptal başvurularını tamamen durdurdu ve yeni bir uygulama başlattı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Rüzgarı tersine çeviren Köfteci Yusuf'a 2. şok! İade başvuruları yağmaya başladı" src="https://foto.haberler.com/haber/2024/10/18/ruzgari-tersine-ceviren-kofteci-yusuf-a-2-sok-17943717_1548_m.jpg" style="height:378px; width:640px" /></span></p>

<h3><span style="font-size:20px">"ETLERİNİZİN FOTOĞRAFINI ÇEKİP PLATFORMLARA YÜKLEYİN"</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Köfteci Yusuf son 15 gün içerisinde verilen siparişler için iade taleplerini değerlendirmeye başladı. İptal başvurusunda bulunacak müşterilerden, etlerinin fotoğraflarını çekmeleri ve platformlara yüklemeleri istendi. Şartlara uygun olduğu belirlenen ürünler, firma tarafından yönlendirilecek kuryeler aracılığıyla teslim alınıp, iade işlemleri gerçekleştirilecek</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 07:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/10/ruzgari-tersine-ceviren-kofteci-yusufa-ikinci-sok-1729227570.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıla bebeğin mezarındaki &quot;Soyadı&quot; detayı dikkat çekti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sila-bebegin-mezarindaki-soyadi-detayi-dikkat-cekti-79818</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sila-bebegin-mezarindaki-soyadi-detayi-dikkat-cekti-79818</guid>
                <description><![CDATA[Cinsel istismar ve şiddete uğradığı tespit edilen 2 yaşındaki Sıla bebek, bir aydır Tekirdağ Şehir Hastanesi'nde yaşam mücadelesi veriyordu. Türkiye'yi kahreden haber dün geldi. Hayatını kaybeden Sıla bebeğin cenazesi bugün iki teyzesi tarafından alınırken, minik tabut herkesi ağlattı. Toprağa verilen Sıla bebeğin mezarındaki 'soyadı' detayı dikkatlerden kaçmadı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><a href="https://www.haberler.com/tekirdag/" title="Tekirdağ Haberleri, Tekirdağ Haberi, Tekirdağ Haber"><strong>Tekirdağ</strong></a>'da cinsel istismara uğraması ve darp edilmesi sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden 2 yaşındaki Sıla bebek, son yolculuğuna uğurlandı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Tedavi gördüğü hastanede dün yaşamını yitiren Sıla bebeğin cenazesi, sabah saatlerinde morgdan alınarak Altınova Mahallesi'ndeki yakınlarının evine helallik için götürüldü. Daha sonra bebeğin cenazesi aynı mahalledeki Yeni Cami'ye getirildi. Burada Sıla bebeğin teyzeleri tabuta sarılarak uzun süre ağladı. Cenazede fenalaşan bebeğin akrabalarını sağlık ekipleri sakinleştirdi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Sıla bebeğin mezarındaki 'Soyadı' detayı dikkat çekti" src="https://foto.haberler.com/haber/2024/10/08/sila-bebegin-mezarindaki-soyadi-detayi-dikkat-17906380_6885_m.jpg" style="height:360px; width:640px" /></span></p>

<h3><span style="font-size:20px">"NE OLUR BİZLERİ AFFET"</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Bebeğin cenaze namazını kıldırmak üzere gelen İl Müftüsü Mustafa Soykök namaz öncesi yaptığı konuşmada kıldırdığı cenazenin çok farklı olduğunu, yüreklerinin dağlandığını belirtti. Sıla bebekten helallik isteyen Soykök, "Ben hepiniz adına helallik isteyeceğim. Sıla bebeğimiz ne olur bizleri affet, seni koruyamadık. İnşallah senin için döktüğümüz gözyaşları iyiliklere, merhametin çoğalmasına vesile olur. İnsani değerlerimizi daha fazla kuşanmayı, güzellikleri, merhameti çoğaltmak için sorumluluklarımızın farkında olmayı Rabb'im nasip eylesin." dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Sıla bebeğin mezarındaki 'Soyadı' detayı dikkat çekti" src="https://foto.haberler.com/haber/2024/10/08/sila-bebegin-mezarindaki-soyadi-detayi-dikkat-17906380_9846_m.jpg" style="height:359px; width:640px" /></span></p>

<h3><span style="font-size:20px">DEDESİNİN SOYADI İLE DEFNEDİLDİ</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Sıla Yeniçeri bebek, kılınan cenaze namazının ardından Süleymanpaşa ilçesinde bulunan Yenişehir Mezarlığı'nda dedesinin soyadı ile toprağa verildi. Sıla bebeğin mezarının başına konulan tahtaya Sıla Güler yazılması dikkatlerden kaçmadı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Sıla bebeğin mezarındaki 'Soyadı' detayı dikkat çekti" src="https://foto.haberler.com/haber/2024/10/08/sila-bebegin-mezarindaki-soyadi-detayi-dikkat-17906380_8545_m.jpg" style="height:478px; width:640px" /></span></p>

<h3><span style="font-size:20px">OLAYIN GEÇMİŞİ</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Malkara ilçesinde yaşayan anne B.Y, 8 Eylül'de kızı S.Y'nin "uyanmadığını" belirterek, Malkara Devlet Hastanesi'ne götürmüş, muayene sonrası bebek, beyin kanaması teşhisi ve cinsel istismar şüphesiyle Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi'ne sevk edilmiş, durum polise bildirilmişti. Bebek, beyninden ameliyat edilerek entübe halde yoğun bakıma alınmıştı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Soruşturma kapsamında anne B.Y. (25), birlikte yaşadığı S.Ö. (57), komşuları K.A. (32) ile 13 yaşındaki oğlu K.A. ve 14 yaşındaki G.K. gözaltına alınmış, şüpheliler çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanmıştı. S.Y. bebeğin 5 yaşındaki kardeşi A.Y. ise devlet korumasına alınmıştı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün, darp nedeniyle hastaneye getirilen ve yoğun bakımda tedavisi süren 2 yaşındaki kız bebeğe cinsel istismarda bulunulduğunun adli tıp raporuyla belirlendiğini ifade etmişti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Sıla bebek, dün Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi'nde bir aydır tedavide tutulduğu yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybetmişti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 17:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/10/sila-bebegin-mezarindaki-soyadi-detayi-dikkat-cekti-1728398512.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eczanelerin çalışma saatleri düzenlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/eczanelerin-calisma-saatleri-duzenlendi-79762</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/eczanelerin-calisma-saatleri-duzenlendi-79762</guid>
                <description><![CDATA[Eczanelerin, 16 Eylül 2024-21 Eylül 2025 arasındaki çalışma saatleri ve
nöbet çizelgeleri dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Eczanelerin, 16 Eylül 2024-21 Eylül 2025 arasındaki çalışma saatleri ve nöbet çizelgeleri dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Lefkoşa, Mağusa, Girne, Güzelyurt, Lefke, İskele, Mesarya ve Karpaz bölgelerindeki eczanelerin çalışma saatleri, 16 Eylül 2024-11 Mayıs 2025 ve 12 Mayıs 2025-21 Eylül 2025 evrelerini kapsayacak şekilde düzenlendi. -Lefkoşa, Mağusa, Girne, Güzelyurt… Lefkoşa, Mağusa, Girne, Güzelyurt bölgelerindeki eczaneler, 16 Eylül 2024 tarihinden 11 Mayıs 2025 tarihine kadar hafta içi 08.00 – 17.30&nbsp;ve cumartesi günleri 08.00 – 13.30 saatleri arasında hizmet verecek. Bahse konu bölgelerdeki eczaneler, 12 Mayıs 2025 tarihinden 21 Eylül 2025 tarihine kadar ise pazartesi, salı, çarşamba ve cuma günleri 08.00 – 17.30; perşembe ve cumartesi günleri 08.00 – 13.30 saatleri arasında açık olacak. Kapanış saatlerinden ertesi gün sabah 08.00’e kadar ve cumartesi günleri öğlen saat 13.30’dan pazartesi günü sabah 08.00’e kadar ise sadece nöbetçi eczaneler hizmet verecek. Nöbetçi eczaneler, 16 Eylül 2024 tarihinden 21 Eylül 2025 tarihine kadar 08.00 ile 00.00 saatleri arasında açık olacak. -Lefke Lefke bölgesindeki eczaneler, 16 Eylül 2024 tarihinden 11 Mayıs 2025 tarihine kadar hafta içi 08.00-17.30 ve cumartesi günleri 08.00 – 13.30 saatleri arasında açık olacak. Aynı dönemde nöbetçi eczaneler, 08.00 ile 22.00 saatleri arasında açık olacak ve 22.00-00.00 saatleri arasında ise on-call sistemi uygulayacak.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Sep 2024 11:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/09/eczanelerin-calisma-saatleri-duzenlendi-1725958857.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DSÖ: Maymun çiçeği virüsü nedeniyle bir kapanmaya ihtiyaç yok</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/dso-maymun-cicegi-virusu-nedeniyle-bir-kapanmaya-ihtiyac-yok-79749</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/dso-maymun-cicegi-virusu-nedeniyle-bir-kapanmaya-ihtiyac-yok-79749</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sözcüsü Margaret Harris, Maymun çiçeği (mpox) ile mücadelede kitlesel aşılama yerine virüsün bulaştığı bölgelerde "hedefli aşılama" yapılması gerektiğini ve Maymun çiçeğinin yayılmasını durdurmanın Kovid-19'a göre daha kolay olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Harris, geçen hafta DSÖ'nün yayılmasını "uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu" olarak ilan etmesi ve küresel mercek altında olan Maymun çiçeği virüsüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</strong></p>

<p>Virüsün hızla yayılmaya başlamasının dünyanın gündemine oturduğunu kaydeden Harris, Maymun çiçeği virüsünün "Klad 1" ve "Klad 2" olmak üzere iki&nbsp;genetik&nbsp;türünün olduğunu kaydetti.</p>

<p>Harris, geçen yıl ortaya çıkan virüsün yeni türü "Klad 1b" ile ilgili endişelerini dile getirirken, "Bu endişelendiğimiz tür çünkü çok hızlı bulaşıyor ve özellikle çocuklar arasında oldukça yüksek bir ölüm oranına sahip. Esas endişelendiğimiz durum çok hızlı yayılması. Bu yıl, 2023'ün tamamında görülenden daha fazla vaka tespit edildi. Çok hızlı yayılan&nbsp;virüs&nbsp;diğer ülkelere de sıçradı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde artan Maymun çiçeği vakaları, daha önce hiç vaka bildirmemiş Burundi, Ruanda, Uganda ve Kenya'ya da sıçradı" diye konuştu.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsünün yeni türü olan Klad 1b dolayısıyla hastalıkla ilgili daha yüksek ölüm oranlarının görüldüğünü bildiren Harris, "(Ölüm oranı) Yaklaşık yüzde 3 ve küçük çocuklar gibi gerçekten savunmasız gruplarda bundan daha yüksek. Özellikle küçük çocuklar üzerindeki etkilerinden&nbsp;endişe&nbsp;ediyoruz. Çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş insanlar arasında da hızla yayılıyor. Bağışıklık sistemleri yetersiz beslenmeden muzdarip olduğu için çok güçlü olmayan bu insanlar çok tehlikeli durumda" dedi.</p>

<p>Harris, çiçek hastalığı ve&nbsp;HIV&nbsp;enfeksiyonuna yakalanmış bireylerin Maymun çiçeği virüsünü daha ağır geçirebilme olasılığına işaret ederken, bu kişilerin ölüm riskinin daha fazla olduğunu söyledi.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsü için belirli bir tedavi olmadığını kaydeden Harris, virüsü yenebilecek bir antiviral ilacın olmadığını ancak semptomatik tedavinin etkili olduğunu söyledi.</p>

<p>Harris, hastalığa yakalananların ciltlerinde döküntüler olduğuna değinirken, başka&nbsp;enfeksiyon&nbsp;kapmasını önlemek için kişilerin tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsü bulaşanların ateşlerinin çıkacağını hatırlatan Harris, ateş düşürücü ve&nbsp;ağrı&nbsp;kesici ilaçlara ihtiyaç duyacağını belirterek hastaların tıbbi tedavi almalarının ve bu süreçte kendilerini izole edebilmelerinin çok önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>&nbsp;"Maymun çiçeği virüsü nedeniyle bir kapanmaya ihtiyaç yok"</p>

<p>Harris, çiçek hastalığı için geliştirilen aşıların Maymun çiçeğine karşı etkili olduğunu kaydederek şöyle devam etti:</p>

<p>"Maymun çiçeği virüsüne sahip olduğu bilinen biriyle temas kuranlara, bu temastan sonraki 4 gün içinde bu aşıları olması önerilir. Aşılanması gereken bir diğer grup da salgının olduğu bölgedeki sağlık çalışanlarıdır. Ayrıca daha büyük risk altında olanlardır. (Maymun çiçeği virüsü için) Kitlesel aşılama önerilmiyor. Bu çok önemli. Virüsün bulaştığı yerlerde hedefli aşılama yapılması gerekiyor. Şu anda zor olan, sınırlı olan aşıyı tedarik etmek ve onları salgının olduğu yere ulaştırmak.&nbsp;Aşı&nbsp;stokları konusunda Kuzey Avrupa,&nbsp;ABD&nbsp;ve&nbsp;Japonya&nbsp;iyi kaynaklara sahip. Bu yüzden şu anda stokları olan ülkelerle ve üreticilerle üretimi artırmak, ayrıca bu stokları ihtiyaç duyulan yere ulaştırmak için çok yakın bir şekilde çalışıyoruz. Bu aktif bir virüs. Kimin hasta olduğunu bildiğiniz, iyi bir temas ve izolasyon önlemleri takibi yaptığınız sürece oldukça kolay bir şekilde durdurulabilir. Yani (salgın nedeniyle) bir kapanmaya ihtiyaç yok. İhtiyaç olan şey, tam olarak kimin hasta olduğunu bilmeniz için çok iyi bir gözetim. İyi laboratuvar teşhislerine ihtiyacınız var, böylece kimin hasta olduğunu ve virüsün nerede olduğunu ve değişip değişmediğini takip edebilirsiniz."</p>

<p>Maymun çiçeği virüsünün durumunu takip için iyi laboratuvar teşhislerine ihtiyaç olduğunu söyleyen Harris, toplumların da bu hastalıkla mücadeleye katılımının önemine işaret etti.</p>

<p>Harris, aşılamanın yanı sıra "basit halk sağlığı önlemleri"ne dikkati çekerek hasta ve temaslıların takip edilmesi halinde, virüsün yavaş yavaş bitirilebileceğini söyledi.</p>

<p>"Maymun çiçeği virüsünün dünyaya yayılmasını ve bir pandemiye dönüşmesini istemiyoruz</p>

<p>Maymun çiçeğiyle ilgili insanların "Yeni bir Kovid-19 gibi süreç başlayabilir mi?" diye tedirgin olduğunu belirten Harris, şunları kaydetti:</p>

<p>"İnsanların Kovid-19 gibi bir durumla karşı karşıya olduğumuzu düşünerek endişelenmelerine gerek yok. Bu çok farklı bir virüs, farklı şekilde yayılıyor. Kovid-19 hava yoluyla bulaşıyor. Maymun çiçeği ise esasen çok yakın fiziksel temas yoluyla yayılıyor. Bu yüzden fiziksel temasla ilgili yapılan her şeyi durdurmak, aslında hava yoluyla yayılan bir şeyi durdurmaktan daha kolay. Çünkü bu büyük bir kalabalığa yayılabilir. Bu birçok toplumun karantinaya girmesinin nedenlerinden biriydi çünkü yapacak şeyleri tükeniyordu. Bu yüzden&nbsp;maske&nbsp;takmak çok önemliydi. Ancak Maymun çiçeği virüsünün dünyaya yayılmasını ve bir pandemiye dönüşmesini istemiyoruz. Çünkü yine sağlık sistemleri üzerinde baskı oluşturacaktır. Maymun çiçeği virüsü, bir pandemiyi önlemek için uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olarak ilan edildi."</p>

<p>Pakistan&nbsp;ve İsveç'in Maymun çiçeği vakalarını bildirdiğini belirten Harris, bu iki ülkenin de vakaları tespit ederek hızlı bir şekilde bildirmelerinin önemine işaret etti.</p>

<p>Harris, ülkelerin Maymun çiçeği virüsüyle ilgili durumu ve vakaları raporlarında "şeffaf olmalarının" bu alandaki mücadeleye katkı sağlayacağını söyledi.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsü nedir?</p>

<p>DSÖ'ye göre, Maymun çiçeği virüsü, Poxviridae adlı virüs ailesine ve Orthopoxvirus cinsine ait viral bir hastalık.</p>

<p>Hastalığın yaygın belirtileri arasında yüksek ateş, baş, sırt ve kas ağrısı, lenf bezlerinde şişlik, yorgunluk, üşüme, titreme ve ciltte su çiçeğine benzer kabarcıklar yer alıyor.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsü fare ve sincap gibi kemirgen hayvanlardan veya enfekte olmuş bireylerden bulaşıyor.</p>

<p>Virüsün neden olduğu vücut döküntülerine dokunmak, bu döküntülerin bulaştığı giysi, çarşaf, havlu ve benzeri eşyaları kullanmak ve vücut sıvılarıyla temas etmek en önemli bulaş nedenleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Aşı faaliyetleri</p>

<p>Çeşitli ülkelerin sağlık kurumlarının paylaştığı bilgilere göre, çiçek hastalığına karşı kullanılan aşıların Maymun çiçeği virüsü için de etkin koruma sağlayabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri'nin sitesinde, JYNNEOS aşısının Maymun çiçeği riskini azaltmada etkili olduğu belirtiliyor. En etkili yöntem olarak 28 gün arayla iki doz uygulama tavsiye ediliyor.</p>

<p>Avrupa Birliği&nbsp;(AB) Komisyonu'nun internet sitesinde de "MVA-BN" veya "Modifiye Aşı Ankara-Bavarian Nordic",&nbsp;AB&nbsp;ve İngiltere'de onaylı tek Maymun çiçeği aşısı olduğu ifade ediliyor. Bu aşının ABD ve İsviçre'de JYNNEOS, Kanada'da IMVAMUNE ismiyle pazarlandığı belirtiliyor. Aşı 18 yaş ve üstü kişiler için kullanılabiliyor.</p>

<p>Avustralya&nbsp;Sağlık Bakanlığı'nın internet sitesinde de Maymun çiçeğine karşı JYNNEOS ve ACAM2000 aşılarının kullanılabileceği belirtiliyor. ACAM2000'in 12 aylıktan küçük bebekler için kullanımının uygun olmadığı aktarılıyor.</p>

<p>DSÖ, 9 Ağustos'ta aşı üreticilerine yaptığı çağrıda acil kullanım listesine yönelik sürecin başlatıldığını duyurdu. DSÖ, ayrıca iki aşının Acil Kullanım Listesi için değerlendirildiğini duyurmuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Aug 2024 17:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/08/dso-maymun-cicegi-virusu-nedeniyle-bir-kapanmaya-ihtiyac-yok-1724163209.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güney Kıbrıs Maymun çiçeği virüsü için hazır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/guney-kibris-maymun-cicegi-virusu-icin-hazir-79731</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/guney-kibris-maymun-cicegi-virusu-icin-hazir-79731</guid>
                <description><![CDATA[Güney Kıbrıs Maymun çiçeği virüsü için hazır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Rum Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Hristina Yannaki, Güney Kıbrıs’ın Maymun çiçeği virüsü salgınıyla mücadeleye hazır olduğunu, yeterli miktarda aşının da bulunduğunu açıkladı.</p>

<p>Alithia ve diğer gazeteler, Rum Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü Hristina Yannaki’nin dün yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın ilan edilen Maymun çiçeği virüsüyle mücadeleye hazır olduklarını söylediğini yazdılar.</p>

<p>Habere göre Yannaki, 2022 yılından bugüne kadarki süreçte 5 Maymun virüsü vakası tedavi ettikleri için vakalara aşina olduklarını belirterek, yeterli aşıya da sahip olduklarını ve yetişkinlere randevu sonrasında aşı yapıldığını sözlerine ekledi.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Aug 2024 11:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/08/guney-kibris-maymun-cicegi-virusu-icin-hazir-1724143788.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlar, 44 ve 60 yaşına geldiğinde iki hızlı yaşlanma dalgası yaşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/insanlar-44-ve-60-yasina-geldiginde-iki-hizli-yaslanma-dalgasi-yasiyor-79706</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/insanlar-44-ve-60-yasina-geldiginde-iki-hizli-yaslanma-dalgasi-yasiyor-79706</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları yaptıkları araştırmada, yaşlanmanın yavaş ve sabit bir hızla ilerlemediğini, 44 ve 60 yaşına gelindiğinde yaşla ilgili sorunların hızlandığını keşfetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları yaptıkları araştırmada, yaşlanmanın yavaş ve sabit bir hızla ilerlemediğini, 44 ve 60 yaşına gelindiğinde yaşla ilgili sorunların hızlandığını keşfetti.</p>

<p>The Guardian'ın haberine göre, insanlarda aniden ortaya çıkan kırışıklıklar, ağrı ve sızılardaki artış ve bir gecede çökme hissinin sebebi 44 ve 60 yaşlarında yaşanan yaşlanma dalgalarından kaynaklanıyor.</p>

<p>Stanford Üniversitesinde yapılan araştırmada, kas-iskelet sistemi sorunları ve kardiyovasküler hastalıklar da dahil olmak üzere yaşla ilgili sağlık sorunlarında belirli dönemlerde ani artışlar meydana geldiği tespit edildi.</p>

<p>Araştırmada, 25 ila 75 yaş arasındaki 108 gönüllüden yaklaşık yedi yıl boyunca birkaç ayda bir kan ve dışkı örnekleri ile deri, ağız ve burundan sürüntü örnekleri alındı.</p>

<p>Örneklerdeki 135 bin farklı molekül (RNA, protein ve metabolit) ile mikroorganizmalar (bağırsaklar ve deride yaşayan bakteri, virüs ve mantarlar) incelendi.</p>

<p>Araştırılan molekül ve mikroorganizmalardaki değişimin kademeli, kronolojik bir şekilde yaşanmadığı görüldü. Büyük değişimlerin 40'lı yaşların ortalarında ve 60'lı yaşların başlarında meydana gelme eğiliminde olduğu tespit edildi.</p>

<p>- Yaşlanmadaki hızlanma cinsiyetten bağımsız gerçekleşiyor</p>

<p>Başlangıçta, 40'lı yaşların ortasındaki yaşlanmanın, tüm grup için sonuçları bozan kadınlardaki perimenopozal değişikliklerin bir sonucu olduğu varsayıldı. Ancak veriler, 40'lı yaşların ortasındaki erkeklerde de benzer değişimlerin yaşandığını ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmanın başyazarı, Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi çalışanı Dr. Xiaotao Shen, 40'lı yaşların ortasındaki kadınlardaki değişimlere menopozun katkıda bulunabileceğini kaydederek, "(Araştırma sonuçları) Hem erkeklerde hem de kadınlarda bu değişiklikleri etkileyen muhtemelen başka, daha önemli faktörler olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>İlk değişiklik dalgasının, kardiyovasküler hastalıklarla bağlantılı moleküllerle, kafein, alkol ile lipitleri metabolize etme yeteneğinde yaşandığı, ikincinin ise bağışıklık sisteminde, karbonhidrat metabolizması ve böbrek fonksiyonlarında görüldüğü tespit edildi.</p>

<p>Deri ve kas yaşlanmasıyla bağlantılı moleküllerde, her iki değişim döneminde de sorunlar yaşandığı görüldü.</p>

<p>- Hızlı yaşlanma, yaşam tarzı ile de bağlantılı olabilir</p>

<p>Araştırma, yaşa bağlı pek çok hastalık riskinin kademeli olarak artmadığı, Alzheimer ve kardiyovasküler hastalık riskinin 60 yaşından sonra hızlandığına dair önceki araştırmalarla paralellik gösterdi.</p>

<p>Öte yandan, yaşanan bazı değişikliklerin yaşam tarzı veya davranışsal faktörlerle bağlantılı olabileceği belirtildi.</p>

<p>Örneğin alkol metabolizmasındaki değişimi, stresli bir dönem olan 40'lı yaşlarda alkol tüketiminin artmasının tetikleyebileceği öne sürüldü.</p>

<p>Araştırmacılar, bulguların daha hızlı kas kaybı dönemlerinde egzersizi artırmak gibi önlemlerin sağlığı koruma konusunda yardımcı olabileceğini kaydetti.</p>

<p>&nbsp;Stanford Üniversitesi Genom Bilimi ve Kişiselleştirilmiş Tıp Merkezi direktörü ve araştırmanın kıdemli yazarı Dr. Michael Snyder, "Zaman içinde yavaş yavaş değişmiyoruz. 40'lı yaşların ortaları ve 60'lı yaşların başlarında, hangi sınıftaki moleküllere bakarsanız bakın dramatik bir değişim olduğu ortaya çıktı. Hala sağlıklıyken yaşam tarzımızı değiştirmeye çalışmamız gerektiğine inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 13:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/08/insanlar-44-ve-60-yasina-geldiginde-iki-hizli-yaslanma-dalgasi-yasiyor-1723718887.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özersay: Maymun çiçeği hastalığı konusunda derhal tedbir alınmalı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/ozersay-maymun-cicegi-hastaligi-konusunda-derhal-tedbir-alinmali-79703</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/ozersay-maymun-cicegi-hastaligi-konusunda-derhal-tedbir-alinmali-79703</guid>
                <description><![CDATA[Özersay: Maymun çiçeği hastalığı konusunda derhal tedbir alınmalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay Dünya Sağlık Örgütü tarafından dünya genelinde Maymun Çiçeği adı verilen salgın hastalıkla ilgili acil durum ilan edildiğini anımsatarak “özellikle Afrika ülkelerinde hızla yayılan bu hastalık konusunda, ülkemize Afrika ülkelerinden binlerce öğrenci geldiğini dikkate alırsak acil tedbir alınması gerekmektedir. Özellikle Eylül ayından itibaren ülkemize bu ülkelerden gelecek olanlara ülkemizde üniversitelerin sorumluluk üstlenerek test yapması, tüm öğrencilerin de bu hastalıkla ilgili olarak bilgilendirilmesi gereklidir” dedi. Özersay açıklamasında “gerçi elektrik krizini yönetemeyen ve halkı elektriksiz bırakan bir gayrimeşru hükümetten küresel bir sağlık krizini, bir salgını yönetebileceğini düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay açıklamasında şu ifadelere yer verdi:<br />
<br />
“Dün Dünya Sağlık Örgütü Maymun Çiçeği hastalığı nedeniyle dünya genelinde ACİL DURUM ilan etti! (Monkeypox-Mpox) Afrika kıtasında yer alan ülkelerde salgın şeklini alan ve kontrolden çıkmaya başladığı söylenen bu hastalık nedeniyle 500'e yakın kişinin öldüğü, hastalığın da bulaşıcı olduğu hızla yayıldığı uyarıları yapılıyor. Binlerce yabancı öğrenci Afrika kıtasındaki farklı ülkelerden üniversite eğitimleri için ülkemize geliyor. Yaz döneminde kendi ülkesinetatile gitmiş olan öğrenciler Eylül ayı gibi ülkemize giriş yapacak!&nbsp;<br />
<br />
Afrikadan gelecek öğrencilere karşı bir önyargı geliştirmeden, üniversitelerin ve ülke ekonomisinin kayba uğramasına neden olmadan kamu sağlığı korumaya dönük tedbir alınması gereklidir.<br />
<br />
Covid gibi farklı test yöntemleriyle virüse yakalananların tespit edilmesi mümkün görünüyor. Eylül'den itibaren ülkeye giriş yapacak olan özellikle Afrika kıtasından gelecek olan öğrencilere dönük test uygulaması yapmak, bütün öğrencileri de genel olarak bilgilendirmek gerekecek gibi görünüyor.&nbsp;<br />
<br />
İstikrar lafazanlığı derdine düşenler sizce bu tedbirleri alırlar mı? Elektrik krizini ne kadar yönetebiliyorlarsa bu türden salgın krizlerini de o kadar iyi yöneteceklerdir diye düşünüyorum...”&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 13:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/08/ozersay-maymun-cicegi-hastaligi-konusunda-derhal-tedbir-alinmali-1723718479.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Üç ani ölüm vakası...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/uc-ani-olum-vakasi-79658</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/uc-ani-olum-vakasi-79658</guid>
                <description><![CDATA[Gaziveren, İskele ve Gönyeli’de üç ani ölüm vakası meydana geldi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gaziveren, İskele ve Gönyeli’de üç ani ölüm vakası meydana geldi.</strong></p>

<p>Polis basın bültenine göre, bu sabah saat 06.15’te Gaziveren’de meydana gelen olayda Alsancak’ta sakin Zekeriya Saraç (E-51) bulunduğu ikametgah içerisinde aniden rahatsızlandı. Arkadaşları tarafından götürüldüğü Cengiz Topel Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Saraç’ın ölüm sebebi, yapılacak otopsinin ardından belli olacak.</p>

<p><strong>&nbsp;- Deniz içerisinde rahatsızlanması sonucu yaşamını yitirdi</strong></p>

<p>İskele’de dün saat 16.30’da yüzmek için denize giren Mıluse Valoskova (K-73), deniz içerisinde rahatsızlanması sonucu yaşamını yitirdi. Valoskova’ya yapılan otopside ölüm sebebinin “kalp kapak hastalığı, suda boğulma ve asfiksi” sonucu olduğu tespit edildi.</p>

<p><strong>- Yaşam mücadelesini kaybetti</strong></p>

<p>Gönyeli’de faaliyet gösteren bir iş yerinde çalışan ve 31 Temmuz akşamı aniden rahatsızlanması sonucu kaldırıldığı hastanede beyin kanaması teşhisiyle yoğun bakıma alınan Mary Ladi Musa (K-27), dün, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Musa’ya yapılan otopsisinde ölüm sebebinin “patolojik beyin kanaması, hipertrofik kalp hastalığı, beyin ödemi ve gelişen komplikasyonlar” sonucu olduğu tespit edildi.</p>

<p>Polisin üç ani ölüm olayıyla ilgili soruşturması sürüyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Aug 2024 16:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/08/uc-ani-olum-vakasi-1723210157.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İthal dereotunda limit üstü bitki koruma ürünü bulundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/ithal-dereotunda-limit-ustu-bitki-koruma-urunu-bulundu-79656</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/ithal-dereotunda-limit-ustu-bitki-koruma-urunu-bulundu-79656</guid>
                <description><![CDATA[İthal dereotunda limit üstü bitki koruma ürünü bulundu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Devlet Laboratuvarı’nda yapılan gıda analizinde ithal dereotunda limit üstü bitki koruma ürününe rastlandı.</strong></p>

<p>Tarım Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, 2-8 Ağustos tarihleri arasında ithal ürünlerden alınan 56 numunenin 55’i temiz çıktı. Onbaşı İşl. Ltd.’in getirttiği dereotu limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildiğinden firmanın isteği üzerine imha edildi.</p>

<p>Yerli ürünlerden alınan 20 numunenin 20’si de temiz çıktı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Aug 2024 16:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/08/ithal-dereotunda-limit-ustu-bitki-koruma-urunu-bulundu-1723209963.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yağmur Düşer: Aileler çocuklarını okula göndermekten korkar oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/yagmur-duser-aileler-cocuklarini-okula-gondermekten-korkar-oldu-79654</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/yagmur-duser-aileler-cocuklarini-okula-gondermekten-korkar-oldu-79654</guid>
                <description><![CDATA[Yağmur Düşer: Aileler çocuklarını okula göndermekten korkar oldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>S<strong>on yıllarda uyuşturucunun sokaklarımızda hızla yaygınlaşması endişe verici bir boyuta ulaştı</strong>. İnsanlar, çocuklarını dışarı çıkarmaktan ve okula göndermekten tedirgin hale geldi. Uyuşturucuya erişimin bu kadar kolay olduğu ve küçük yaşlardaki çocukların dahi bu tehlikeyle karşı karşıya kaldığı bir toplumda yaşıyoruz. Yetkililerin aldığı önlemler yetersiz kalıyor; polis baskınları yapılıyor, kilolarca uyuşturucu ele geçiriliyor, ama sorun bir türlü çözülmüyor.<strong>&nbsp;Uyuşturucu, havadan, denizden, karadan her yoldan ülkemize geliyor.</strong></p>

<p>Her gün mahkeme salonları uyuşturucu suçlarından dolayı dolup taşıyor. Ancak bağımlıların tedavi edilmesi için yeterli olanaklar sağlanamıyor.&nbsp;<strong>Uyuşturucu batağına düşen çocukların aileleri, dört duvar arasında hayatlarını zindana çeviriyor.&nbsp;</strong>Bu aileler evlatları için ellerinden geleni yapıyor ve yapmaya devam edecekler. Ancak bu soruna devletin daha etkin çözümler üretmesi gerekiyor. Ailenin çabası, ne maddi ne de manevi anlamda yeterli olamıyor.</p>

<p><strong>Bir aile düşünün; çocuğuna gözü gibi bakmış, büyütmüş, askere gidene kadar sigara bile içmemiş. Ancak askerlik dönüşünde uyuşturucu bağımlısı olarak geri dönüyor.</strong>&nbsp;Ya da bir kişi hırsızlıktan hapse giriyor, uyuşturucu bağımlısı olarak çıkıyor. Bu tarz örnekler, toplumumuzda sıkça görülüyor ve çoğaltmak mümkün.</p>

<p><strong>Yetkililerin, daha fazla ailenin canının yanmaması için acilen yeni tedbirler alması gerekiyor.</strong>&nbsp;Uyuşturucu ile mücadelede daha etkili adımlar atılmalı, gençlerimizi bu bataktan koruyacak önlemler derhal hayata geçirilmelidir. KKTC'de uyuşturucu ile mücadelede başta eğitim ve bilinçlendirme yapılmalıdır. Okullarda uyuşturucu bağımlılığının zararları ders olarak verilmelidir. Seminerler düzenlenmeli ve bu illete düşmüş ve kurtulmuş kişiler konferanslar vermelidir.</p>

<p><strong>Uyuşturucu madde kullanımına, ticaretine ve üretimine ceza öngören yasalar sıkılaştırılabilir, sınırlarda kontroller artırılabilir.</strong>&nbsp;En önemlisi, bağımlılara yönelik tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri sağlanmalıdır. Bağımlılık sorunu yaşayan bireyler ve ailelerine psikolojik ve sosyal destek verilerek topluma yeniden kazandırılmalıdır. Ayrıca, uyuşturucu ile mücadelede ülke genelinde bilinçlenmeyi yaygınlaştırmak için çeşitli bölgelerde projeler üretilebilir.</p>

<p><strong>Sonuç olarak bu küçücük adada uyuşturucunun önüne geçilebilir yeterki hükümet edenler daha fazla bu konuya önem versin ve önlemler alsın.</strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Aug 2024 16:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/08/yagmur-duser-aileler-cocuklarini-okula-gondermekten-korkar-oldu-1723209824.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>25 yaşındaki genç hayatını kaybetti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/25-yasindaki-genc-hayatini-kaybetti-79550</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/25-yasindaki-genc-hayatini-kaybetti-79550</guid>
                <description><![CDATA[25 yaşındaki genç hayatını kaybetti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Girne’de bugün&nbsp;saat 02:00 sıralarında, 25 yaşındaki Berkay Yayla ölü bulundu. Soruşturma devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Jul 2024 13:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/07/25-yasindaki-genc-hayatini-kaybetti-1719831124.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Lefkoşa’da ani ölüm!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/lefkosada-ani-olum-79510</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/lefkosada-ani-olum-79510</guid>
                <description><![CDATA[Lefkoşa’da ani ölüm!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Lefkoşa’da ikametgahı içerisinde aniden rahatsızlanması sonucu ailesi tarafından götürüldüğü Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitiren Naznı Zaidi’nin (K-64) yapılan otopsisinde ölüm sebebinin "akciğer hastalığı, kalp krizi ile birlikte dolaşım ve solunum yetmezliği" sonucu olduğu tespit edildi. Soruşturma devam ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Jun 2024 15:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/06/lefkosada-ani-olum-1719146570.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yerli domatesle ithal sivri biberde limit üstü bitki koruma ürünü saptandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/yerli-domatesle-ithal-sivri-biberde-limit-ustu-bitki-koruma-urunu-saptandi-79500</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/yerli-domatesle-ithal-sivri-biberde-limit-ustu-bitki-koruma-urunu-saptandi-79500</guid>
                <description><![CDATA[Yerli domatesle ithal sivri biberde limit üstü bitki koruma ürünü saptandı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, yaptığı gıda analizlerinde yerli domates ve ithal sivri biberde&nbsp;limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildiğini açıkladı.</strong></p>

<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, REE Tic. Cahide Kılıç’a ait sivri biberde limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildiğinden&nbsp; imha edilirken, Tatlısu köyü sakini Adem Çil’e ait domateste ise limit üstü bitki koruma ürünü saptandığından hasadının bir sonraki laboratuvar analizine kadar durduruldu.</p>

<p>Açıklamada, haftalık gıda denetim sonuçları çerçevesinde, 14-20 Haziran tarihleri arasında ithal ve yerli ürünlerden alınan numunelerin, Devlet Laboratuvarı'nda gerçekleştirilen analizler sonucunda Avrupa Birliği pestisit limitlerine göre değerlendirildiği belirtildi.</p>

<p>İthal ürünlerden alınan 29 numunenin 28’i, yerli ürünlerden alınan 7 numunenin 6’sı temiz çıktı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Jun 2024 12:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/06/yerli-domatesle-ithal-sivri-biberde-limit-ustu-bitki-koruma-urunu-saptandi-1718963162.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SPORUN VE SPORCUNUN SAĞLIĞI KOLAN BRITISH HOSPITAL’A EMANET</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sporun-ve-sporcunun-sagligi-kolan-british-hospitala-emanet-79458</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sporun-ve-sporcunun-sagligi-kolan-british-hospitala-emanet-79458</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemize sağlık alanında önemli hizmetler sunan Kolan British Hospital, Futbol Kulüpler Birliği ile sağlık alanında protokol imzaladı.</p>

<p>İmzalanan ptorokole göre sporcuların sağlık raporlarının düzenlenmesi, KKTC Süper Lig müsabakalarında futbolculara gerekecek acil müdahale, medikal ve cerrahi müdahaleler yer alıyor.</p>

<p>Ayrıca Kolan hastanesi ve Kulüpler Birliği arasında yapılan bu protokolle 2023 -2024 sezonunda Futbol camiası sporcu ve ailelerinin sağlık alanında desteklenmesi sağlandı.</p>

<p>Gönyeli’de yer alan Kolan British Hospital’deki imza törenine Kolan British Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Ahmet Kolan, Başhekimi Op. Dr. Celal Bölükbaşı, İşletme Müdürü Ali Denli ve Futbol Kulüpler Birliği Başkanı Aytaç Karavezirler ve Genel Sekreteri Op. Dr. Bülent Dizdarlı yer aldı.</p>

<p>Kolan: 2013’ten beridir sporcunun yanındayız</p>

<p>Törende ilk sözü alan Kolan British Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Ahmet Kolan, sosyal sorumluluk bilinci içerisinde birçok sosyal sorumluluk projesine imza attıklarını ifade etti. Kolan, sağlık konusunda 2013’ten beri futbolcuların yanlarında olduklarını ve her zaman sağlık konusunda tüm ekibiyle destek olacaklarını belirtti.</p>

<p>Kolan, “Biz, Kolan Group Hospital olarak bu ülkeye sağlık konusunda yatırım yaptıysak ada insanına da sosyal sorumluluk bilinciyle desteğimizi her zaman<br />
sağlamayı sürdüreceğiz. Hastanemiz özel sağlık sektöründe 10 yılı aşkın süredir hizmet veriyor. Uzman hekim ve deneyimli sağlık profesyonelleri ile başkentin ve KKTC’nin sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Tam donanımlı hastanemiz, alanında uzman hekimlerimiz, ileri tıp uygulamalarımız ile hizmet veriyor olmaktan gurur duyuyoruz. Kolan Hastanesi, hizmetlerini teknolojik imkanlarla bir araya getirerek hayat kalitenizi arttırıyoruz. Alanında uzman, nitelikli ve deneyimli sağlık personellerimiz ile uluslararası standartlarda hizmetler sunuyoruz. Bu anlayışla, spora ve sporcuya da ayni hizmeti vermeyi sürdüreceğiz. Tıp alanındaki tüm teknolojik gelişmeleri ve yenilikleri yakından takip ederek sizlere en iyisini sunmak için durmadan çalışıyoruz” dedi.</p>

<p>Futbol Kulüpler Birliği Başkanı Aytaç Karavezirler ise, sağlık sektöründe yaptığı yatırımlarla Türkiye’nin öncü sağlık grubu olan Kolan Group Hospital’e teşekkür etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-full wp-image-1640" src="https://kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2024/03/a9097d30-7102-48e2-9f11-b55d95546c31.jpg" style="height:2048px; width:1536px" /> <img alt="" class="alignnone size-medium wp-image-1641" src="https://kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2024/03/8b384cce-a3c4-46cf-b0d0-e5d0a383484a.jpg" style="height:2048px; width:1536px" /> <img alt="" class="alignnone size-medium wp-image-1642" src="https://kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2024/03/7c6320ae-5d57-479c-9c79-46016ec0694e.jpg" style="height:2048px; width:1536px" /> <img alt="" class="alignnone size-medium wp-image-1643" src="https://kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2024/03/1eb64535-e157-445e-8ea9-c01a78ff1f5c.jpg" style="height:2048px; width:1536px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 Mar 2024 19:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/03/sporun-ve-sporcunun-sagligi-kolan-british-hospitala-emanet-1709396489.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karşıkaya ve Lefkoşa’da ani ölüm…</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/karsikaya-ve-lefkosada-ani-olum-79450</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/karsikaya-ve-lefkosada-ani-olum-79450</guid>
                <description><![CDATA[Karşıkaya ve Lefkoşa’da ani ölüm…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karşıkaya’da sakin 54 yaşındaki Necati Bahadi ile Lefkoşa sakin 49 yaşındaki Ozan Sineli hayatını kaybetti.</p>

<p>Polis Basın Bülteni’nde yer alan bilgiye göre, Bahadi, dün saat 05.30 sıralarında kalmakta olduğu&nbsp;ikametgah içerisinde yaşamını yitirmiş şekilde bulundu. Bahadi’nin cansız bedeni üzerinde yapılan dış muayenede, darp ve cebir izine rastlanmadı. Ölüm sebebi yapılacak otopsi sonucunda tespit edilecek.</p>

<p>Sineli ise dün saat 21.30 sıralarında&nbsp;kalmakta olduğu ikametgah içerisinde aniden rahatsızlanması sonucu, ambulans ile kaldırıldığı Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Sineli’nin cansız bedeni üzerinde yapılan dış muayenede, darp ve cebir izine rastlanmadı. Ölüm sebebi yapılacak otopsi sonucunda tespit edilecek.</p>

<p>Polisin iki ani ölüme ilişkin soruşturması devam ediyor.</p>

<p><strong>33 yaşındaki Jamil’e otopsi yapılacak</strong></p>

<p>Kanlıköy’de 1 Şubat tarihinde kalmakta olduğu ikametgahın önünde bulunduğu sırada aniden rahatsızlanması sonucu, ambulans ile kaldırıldığı Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitiren 33 yaşındaki Sarwar Jamil’in ölüm sebebi belirlenecek.</p>

<p>Polisten verilen bilgiye göre, Jamil’in&nbsp;ölüm sebebinin tespiti için kan ve doku örnekleri alındı, ölüm sebebi yapılacak tetkikler sonucunda tespit edilecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 13:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2024/02/karsikaya-ve-lefkosada-ani-olum-1707216651.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bitki çayının aşırısı zarar!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/bitki-cayinin-asirisi-zarar-79389</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/bitki-cayinin-asirisi-zarar-79389</guid>
                <description><![CDATA[Diyetisyen Merve Sena Nazlı, fitokimyasal bileşenler, vitamin ve minerallerden zengin olan bitki çaylarının, yüzyıllardır tedavi edici amaçlarla kullanıldığını belirterek, "Her besin grubunda olduğu gibi bitki çaylarının da fazlası karaciğer-böbrek fonksiyonlarında bozulma, hipo/hipertansiyon, kalp çarpıntısı gibi olumsuz etkilere sebep olabilmektedir" dedi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Havaların soğumasıyla birlikte kış hastalıkları da artmaya başladı. Kış aylarında yaşanılan hastalıklardan korunmak için, insanlar bitki çaylarından faydalanmak istiyor. Hatta bazı hastalar, hekimlerin tedavi amaçlı verdikleri ilaçları kullanmak yerine sadece bitki çaylarını içerek iyileşmeye çalışıyor. Bitki çaylarının sanıldığı kadar masum olup olmadığı tartışma konusu olmaya devam ediyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">2</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt=" " src="https://im.haberturk.com/2023/12/01/3641656_635a86ea5a2ca4c0e72f2b66f99df5de_640x640.jpg" /></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Pek çok derde deva olan bitki çayları için Diyetisyen Merve Sena Nazlı, "Her şeyin azı karar, çoğu zarardır" atasözünü hatırlatarak, fitokimyasal bileşenler, vitamin ve minerallerden zengin olan bitki çaylarının, yüzyıllardır tedavi edici amaçlarla kullanıldığını söyledi. Nazlı, "Her besin grubunda olduğu gibi bitki çaylarının da fazlası karaciğer- böbrek fonksiyonlarında bozulma, hipo/hipertansiyon, kalp çarpıntısı gibi olumsuz etkilere sebep olabilmektedir’’ dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">3</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt=" " src="https://im.haberturk.com/2023/12/01/3641656_05309799fa37272f29523dceec1d1c65_640x640.jpg" /></span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>KRONİK HASTALIĞI OLANLAR DİKKAT!</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bitki çaylarının ilaçlarla etkileşime girebildiği için kronik hastalığı olanların ve ilaç kullanmak zorunda olanların mutlaka dikkatli olması gerektiğine değinen Nazlı, böbrek-karaciğer hastaları, gebeler, emzirenler ve özellikle çocukların bilinçsizce bitki çayı tüketmemeleri gerektiğine dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bitki çaylarını artılarıyla ve eksileriyle hangi durumlarda kullanılabileceğini anlatan Nazlı, "Yeşil çay içeriğinde bulunan EGCG epigallokateşin gallat sayesinde metabolik hızı arttırarak kilo vermeye ve ödem atmaya yardımcı olur. Antioksidan etkisinden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirerek kansere karşı korur. Kolesterol seviyesini düşürür. Kafein içerdiği için hipertansiyon ve çarpıntısı olan kişiler dikkatli kullanmalıdır. Kurburnu çayı ise, yüksek C vitamini içeriğiyle bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur. Romatizma hastalıklarında ağrıyı azaltarak, grip, soğuk algınlığında iyileşme sürecini hızlandırır. LDL kolesterolü düşürür. İdrar yolu enfeksiyonlarına iyi gelmektedir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">5</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt=" " src="https://im.haberturk.com/2023/12/01/3641656_2a63ada5bd65c1c6476d900dcd03fbfd_640x640.jpg" /></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Fazla tüketimi alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Papatya çayının da, stres, kaygı, uyku problemlerinde daha çok tercih edilen papatya çayı aynı zamanda regl dönemi ağrılara, bağışıklık sistemini güçlendirmeye, mide rahatsızlıklarını azaltmaya yardımcıdır. Yapılan bir çalışmada kısa süreli papatya çayı alımının Tip 2 diyabetik hastalarda glisemik kontrol ve antioksidan durum üzerinde güçlü faydalı etkilere sahip olabileceğini göstermektedir. Papatya çayı kramplara iyi gelirken kasları gevşettiği için rahmi de gevşeterek düşük doğuma neden olabilir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">6</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt=" " src="https://im.haberturk.com/2023/12/01/3641656_03700c793b70f82490d346177910f971_640x640.jpg" /></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Papatya çayı, kan sulandırıcı, sedatif ve ibuprofen grubu ilaçlar ile etkileşime girebileceğinden tüketmeden önce uzmana danışılmalıdır. Ayrıca gingko bloba ve saw palmetto gibi besin takviyeleri de papatya ile birlikte kullanılmamalıdır” dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 12:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/12/bitki-cayinin-asirisi-zarar-1701681009.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Benliğinizi tüketen olgu: Karar Yorgunluğu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/benliginizi-tuketen-olgu-karar-yorgunlugu-79387</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/benliginizi-tuketen-olgu-karar-yorgunlugu-79387</guid>
                <description><![CDATA[Gün içinde küçük ya da büyük, kısa veya uzun vadeli pek çok konuyla ilgili karar alırız. Bu durum çoğu zaman sancılı süreçleri de beraberinde getirir. Özellikle de almak zorunda olduğumuz kararlar sadece bizi etkilemiyorsa…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Modern dünyada hayat çok hızlı akıyor. Gün içinde birçok kez kendimizi karar alma aşamasında buluyoruz. Bu bazen akşam yemeği için ne pişirileceği gibi basit bir karar olurken bazen de bir doktorun hastasına tanı koyması gibi başkalarının hayatlarına etkisi olacak büyük kararlar da olabiliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Karar alma süreci tekrarlandıkça baskı altında hisseden kişinin bu durumu yönetme biçimi de olumsuz etkilenebiliyor. Karar yorgunluğu da işte tam bu noktada ortaya çıkıyor. Karar verirken yaşadığımız stres bize nasıl yansıyor? En çok kimler karar yorgunluğu yaşıyor? Üstesinden gelmek için nelere dikkat edilmeli? Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir ile konuştuk.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Benliğinizi tüketen olgu: Karar Yorgunluğu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/GettyImages-1215381883.jpg" /></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Karar yorgunluğu, gün içerisinde çok fazla konuda seçim yapıp, vermek zorunda olduğumuz karar sayısı arttıkça zorlandığımız ve ileri safhada seçim yapamaz hale geldiğimiz psikolojik bir durum olarak kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Karar yorgunluğu kavramı ilk kez Psikolog Prof. Dr. Roy F. Baumeister ve arkadaşları tarafından kullanıldı. Baumeister’ın yaptığı çalışmalarda, kişinin bilişsel kaynaklarının tükenmesi ile ortaya çıkan karar yorgunluğu, tıpkı fazlaca fiziksel aktiviteye maruz kalmış kas yorgunluğuna benzetiliyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Kişi eğer üst üste karar almak zorunda kaldıysa ego tükenmesi ve karar yorgunluğu yaşayabilir. Çünkü beyin karar verirken pek çok kaynağını harcar, tüketir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Gün içinde birçok kez karar almak egoyu tüketiyor</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bazen mantığımızla, bazen duygularımızla ama çoğu zaman her ikisini de kullanarak karar verdiğimizi söylüyor Merve Umay Candaş Demir. “Günlük hayatta defalarca karar vermek durumunda kalmak ve hata yapmak istememek karar yorgunluğu denilen durumun oluşmasına neden olabiliyor” diyor. Bunu bir örnek ile şöyle anlatıyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Karar yorgunluğu gün içinde basit bir görev gibi görülen&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/alisveris/" target="_blank">alışveriş</a>&nbsp;süreçlerinde de ortaya çıkabilir. Günümüzde aynı işleve sahip ürünler pek çok seçenek ve yoğun düzeyde reklam ile karşımıza çıkar. Örneğin bir&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/kahve/" target="_blank">kahve</a>&nbsp;almak için bile normalde olması gerekenden fazla zaman düşünürüz. Her bir ürün için seçeneklerin arasından karar vermek, alışverişin sonunda karar yorgunluğu ile belki de ihtiyacımız olmayan bir ürünü satın alma davranışı sergilememize neden olabilir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Benliğinizi tüketen olgu: Karar Yorgunluğu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/GettyImages-200378093-001.jpg" /></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Zihnimiz yorulduğunda karar verme mekanizmamızda da aksamalar görülebiliyor. Karar yorgunluğu kişilerde, kendi kendini düzenleme noktasındaki başarısızlığa ve beraberinde de verilen kararların kalitesinde düşmeye neden olabiliyor. Candaş Demir bu durumun kişiye nasıl yansıdığını ise şu sözlerle ifade ediyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Karar yorgunluğu kendini bazen karar vermesi gereken yerlerde karar vermeme, erteleme, sorumluluğu üstlenmeme, kendinden daha otoriter kişilerin kararlarını uygulama, tükenmiş hissetme, yoğun duyguları düzenleyememe gibi belirtiler görülebilir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Benliğinizi tüketen olgu: Karar Yorgunluğu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/01-karar-yorgunlug%CC%86u.jpg" /></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Candaş Demir’e göre kişi bu belirtilerle kendini kontrol edemediğinde, ego tükenmesi yaşıyor. Ego tükenmesi kendini tek bir duygu olarak değil, her şeyi daha yoğun bir şekilde deneyimleme şeklinde gözleniyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Yani hissedilen her duygunun yoğunluk düzeyi fazladır ve bu da kişinin duygularını kontrol edememesine neden olarak yaşamını olumsuz etkileyebilir. Kişi eğer üst üste karar almak zorunda kaldıysa ego tükenmesi ve karar yorgunluğu yaşayabilir. Çünkü beyin karar verirken pek çok kaynağını harcar, tüketir.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Kişinin fizyolojik durumu da karar yorgunluğuna neden olabilir. Uykusuz, aç, yorgun olmak, kandaki şeker seviyesi gibi unsurlar da karar yorgunluğunu artırabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Karar yorgunluğunu en çok kimler yaşıyor?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Karar yorgunluğunu nispeten daha fazla yaşayan bazı meslek grupları olduğunu anlatıyor Candaş Demir.&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/hukuk/" target="_blank">Hukuk</a>&nbsp;alanında çalışanlar, öğretmenler, bilgi teknolojisi çalışanları, sağlık çalışanlarının karar yorgunluğu konusunda riskli grupta olduklarını söylüyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Özellikle hukuk alanında yapılan çalışmalarda günün bitimine doğru ve yemek saatlerine yaklaştıkça şartlı tahliye hakimlerinin mahkumların lehine daha az karar verdikleri gösterilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">O halde buradan hareketle karar yorgunluğuna nedenlerinden biri günün geç saatinde karar almaktır. Günün erken saatinde yapılan işlerde performansımız daha yüksektir. Örneğin, sağlık çalışanlarının sabahın erken saatindeki müdahalelerinde daha iyi performans gösterdikleri görülmektedir. Öğrencilere de günün sabah saatlerinde ders çalışmalarının önemi vurgulanırken karar alırken de yine aynı vurgu mevcuttur.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Benliğinizi tüketen olgu: Karar Yorgunluğu" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/02-karar-yorgunlug%CC%86u.jpg" /></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Karar yorgunluğu ile nasıl başa çıkabiliriz?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, kişinin fizyolojik durumunun da karar yorgunluğuna neden olabileceğinin altını çiziyor. Uykusuz, aç, yorgun olmak, kandaki şeker seviyesi gibi unsurların da karar yorgunluğunu artırabildiğini belirtiyor. Kendisinde karar yorgunluğu olduğunu hisseden kişilere şu önerilerde bulunuyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Çoğu insanda yaşamının belirli döneminde görülebilecek olan karar yorgunluğundan korunmak için, yoğun mesai saatlerimizi azaltmalı ya da sık molalar vermeliyiz. Hayatımız adına önceliklerimizi önem sırasına koymalıyız. Günlük rutinler oluşturmalı günümüzü planlamalıyız. Seçeneklerimizi mümkün olduğunda kısıtlamalıyız. Kontrolcü ve mükemmeliyetçi yanımız varsa eğer bir kenara bırakarak en iyiye değil sadece iyiye odaklanmalıyız. Kritik denebilecek işlerimizi ve kararlarımızı sabah saatlerinde almalıyız.”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 12:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/12/benliginizi-tuketen-olgu-karar-yorgunlugu-1701680660.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pasif içicilik akciğer kanser riskini yüzde 24 artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/pasif-icicilik-akciger-kanser-riskini-yuzde-24-artiriyor-79386</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/pasif-icicilik-akciger-kanser-riskini-yuzde-24-artiriyor-79386</guid>
                <description><![CDATA[Sigara dumanının aktif içici dışındaki kişiler tarafından solunması olan "pasif içiciliğin", akciğer kanseri riskini yüzde 24 oranında artırdığı öğrenildi. Ayrıca kanser riski, son dönemlerde yaygınlaşan elektronik sigara sebebiyle de artıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Türk Tıbbi Onkoloji Derneği İç Anadolu Bölge Temsilcisi ve&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/ankara/" target="_blank">Ankara</a>&nbsp;Atatürk Sanatoryum&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/egitim/" target="_blank">Eğitim</a>&nbsp;ve&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/arastirma/" target="_blank">Araştırma</a>&nbsp;Hastanesi Tıbbi Onkoloji Klinik İdari ve Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Serdar Karakaya, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla&nbsp; yaptığı açıklamada, akciğer kanserinin erkeklerde ve kadınlarda dünyada en sık görülen ikinci&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" target="_blank">kanser</a>&nbsp;türü olduğunu ve her iki cinsiyette kanserden ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer aldığını söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><a href="https://www.trthaber.com/etiket/sigara/" target="_blank">Sigara</a>&nbsp;kullanımının akciğer kanserinin en yaygın sebebi olduğunun altını çizen Karakaya,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/tutun/" target="_blank">tütün</a>&nbsp;kullanımının vakaların yüzde 85-90'ından sorumlu olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong>"Elektronik sigara kanser riskini önemli oranda artırıyor"</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Son dönemde kullanımı artmaya başlayan elektronik sigara kullanımının da akciğer kanseri riskini önemli oranda arttırdığına dikkati çeken Karakaya, "Pasif sigara içiciliği de akciğer kanseri riskini yüzde 24 oranında arttırmaktadır. Bu açıdan düşünüldüğünde akciğer kanseri sigarayla etkin mücadele ile önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Dumanın aktif içici dışındaki kişiler tarafından solunmasının "pasif içicilik" olarak isimlendirildiğini belirten Karakaya, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalarla pasif içiciliğin çeşitli hastalık ve ölümlere neden olduğunun ortaya konduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong>"Yan akım dumanının kanserojenik etkisi 2-6 kat daha fazla"</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Karakaya, dünya genelinde bir milyardan fazla insanın tütün ürünleri kullandığını aktararak, tütün kullanımının ve tütün dumanına maruziyetin, kanser, kalp damar hastalıkları ve buna bağlı inme gibi en sık ölüme yol açan hastalıkların gelişiminden sorumlu olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Çevresel tütün dumanının, aktif sigara içilmesi sırasında ortama yayılan duman olduğunu dile getiren Karakaya, şunları kaydetti:</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>"Pasif içicilik, kendi sigara içmediği halde çevresel tütün dumanına maruz kalınmasıdır. Çevresel tütün dumanı sigara kullanmayanlar için ciddi bir sağlık tehlikesidir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey ise güvenli bir maruziyet seviyesinin bulunmamasıdır, yani zararlıdır. Bilimsel çalışmalar, pasif içiciliğin ölümle sonuçlanabilen kanser, kalp-damar hastalıkları ve inme gibi ölümle sonuçlanan hastalıklara yol açtığını ve mevcut sağlık sorunlarını alevlendirdiğini göstermektedir."</em></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Karakaya, sigara dumanına maruziyetin ev içi hava kirliliğinin en önemli nedeni olduğuna işaret ederek, şu bilgileri verdi:</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>"Tütünün yanması ile yanma bölgesinden çevreye yayılan yan akım ve sigara içen kişi tarafından solunan ana akım olmak üzere iki tip duman oluşur. Çevresel sigara dumanının yüzde 85'i yan akım sigara dumanından oluşur. Ana akım sigara dumanında bulunan katran, nikotin gibi partiküler maddeler, filtre tarafından süzüldüğü için yan akım sigara dumanındaki partiküler madde konsantrasyonu daha yüksektir. Bundan dolayı da daha toksik olan yan akım dumanının kanserojenik etkisi 2-6 kat, bağışıklık sisteminin vücudu çeşitli hastalık veya yaralanmalara karşı korumak amacıyla oluşturduğu tepki olarak tanımlanan inflamasyona neden olma etkisi ise 4 kat daha fazladır. Bu nedenle sigara dumanına maruziyet çok ciddi bir tehlikedir."</em></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Pasif içiciliğin kısa süreli etkilerinin göz, burun ile boğazda harabiyet, akut bronşit ve&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/zaturre/" target="_blank">zatürre</a>&nbsp;ile ilişkilendirildiğini ifade eden Karakaya, yapılan çalışmalarda sigara dumanına maruziyet ile ortaya çıktığı kesin olarak kanıtlanmış hastalıkların olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Karakaya, "Bunlar akciğer kanseri, koroner kalp hastalığı, astım atakları, kalp hastalığı semptomlarının başlaması, mevcut bronşit semptomlarının kötüleşmesi, nefes darlığı,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/hava-yolu/" target="_blank">hava yolu</a>&nbsp;irritasyonu, öksürük, mide bulantısı, baş ağrısı ve göz irritasyonudur" dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sigara dumanının uzun süre ortamda kaldığını ve eşyalara sindiğini de belirten Karakaya, sigaranın kesinlikle kapalı ortamlarda tüketilmemesi gerektiğini aktardı.</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong>"Hedefe yönelik tedavi ve immünoterapi yöntemleriyle sağkalım oranları arttı"</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Karakaya, hastaların sıklıkla geçmeyen öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, göğüs ağrısı, ses kısıklığı, halsizlik, iştahsızlık, geçmeyen ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonu gibi belirtilerle hastaneye başvurduğunu belirterek, "Son dönemde yoğun sigara içenlerde düşük doz akciğer tomografilerinin tarama yöntemi olarak etkinliğinin kabul görmesiyle erken tanı alan hasta sayımızda artış yaşandı" değerlendirmesinde bulundu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Son dönemlerde akciğer kanseri tedavisinde çok önemli gelişmeler olduğunu aktaran Karakaya, "Metastatik akciğer kanseri 2000 yılı öncesinde kemoterapilerle 8-10 ay civarında sağ kalma sürelerinden bahsettiğimiz bir hastalık iken özellikle 2000'li yılların başından itibaren halk arasında akıllı ilaç tedavileri olarak da bahsedilen hedefe yönelik tedavilerle çok yol alındı" açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Karakaya, hedefe yönelik tedavilere uygun olmayan hastalarda ise bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesi esasına dayanan immünoterapi seçeneklerinin tek başına veya kemoterapilerle kombine olarak kullanılmasıyla ileri evre akciğer kanserinde ortalama sağ kalma sürelerinin önemli ölçüde arttığını söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Doç. Dr. Karakaya, bu yeni nesil tedavi yöntemlerinin yaşam süresinde önemli katkılar sağladığını, yaşam kalitesinde de belirgin düzelmelerin ortaya çıktığını dile getirdi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 12:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/12/pasif-icicilik-akciger-kanser-riskini-yuzde-24-artiriyor-1701680578.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Soğuk hava cilt hastalıklarını artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/soguk-hava-cilt-hastaliklarini-artiriyor-79385</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/soguk-hava-cilt-hastaliklarini-artiriyor-79385</guid>
                <description><![CDATA[Soğuk alerjisi, egzama, pernio… Kış mevsiminde cilt hastalıkları da daha sık görülüyor. Çözümü ise hastalıklara göre değişmekle beraber soğuktan korunmak ve cildi nemlendirmekten geçiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Kış mevsimi geldi, hastalıklar artışa geçti. Soğuk havalarda sadece grip veya soğuk algınlığı gibi hastalıklar artmıyor. Hava koşulları cildi de olumsuz yönde etkiliyor. Buna bir de soğuk havanın yarattığı düşük nem, rüzgar ve su tüketiminin azalması eklenince cilt hastalıklarının kış aylarında artarak görülmesi kaçınılmaz oluyor. Üstelik bu rahatsızlıklar gerektiği gibi tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabiliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Egzama, soğuk alerjisi, sedef hastalığı… Kış aylarında sık görülen cilt hastalıklarını, tedavi yöntemlerini ve korunmak için alınabilecek önlemleri&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/balikesir/" target="_blank">Balıkesir</a>&nbsp;Üniversitesi Tıp Fakültesi&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/dermatoloji/" target="_blank">Dermatoloji</a>&nbsp;Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arzu Kılıç’la konuştuk.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Egzama türleri soğuk havada sık görülüyor</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Soğuk havalarda en sık görülen cilt hastalıklarının başında egzama geliyor. Egzama aslında bir hastalıklar bütünü olduğu için tek bir çeşidi yok, pek çok türü bulunuyor. Kışın yaygın olarak görülen türlerinden biri ise "yağlı egzama" olarak da bilinen seboreik egzama…</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Prof. Dr. Kılıç, “Seboreik egzama kaşların arasında, kulakların arkasında ve dış kulak yolunda, burun kenarlarında, yani yüzün T bölgesinde kuruluk, kaşıntı ve pullanma ile karakterize bir hastalık” diyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Kışla birlikte ortaya çıkan bir başka egzama türü ise tüm vücutta görülüyor. Atopik egzama denilen bu hastalık yanakların yanı sıra boyun, gövde ve ellerde pullu ya da sulu döküntülere yol açıyor. Kaşıntı bu hastalığın bir başka bulgusu. Kış aylarında özellikle çocuklarda görülen atopik egzama, ilerleyen yaşlarda ise daha hafif formda, cilt kuruluğu olarak görülebiliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Tahriş egzaması elleri etkiliyor” diyen Prof. Dr. Kılıç sözlerini şöyle sürdürüyor:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Tahriş egzaması elleri etkiliyor. Soğuk havalar kadar soğuk suyun da etkisiyle ellerde kuruluk, kaşıntı, kızarıklık, çatlama gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Bütün bu egzamaların hepsi kış aylarında, soğuk havalarda artış gösteren hastalıklar.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arzu Kılıç</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Grafik: TRT Haber" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/K%C4%B1%C5%9F%20aylar%C4%B1nda%20s%C4%B1k%20g%C3%B6r%C3%BClen%20cilt%20hastal%C4%B1klar%C4%B1-1(1).jpg" /></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Korunmak için hangi önlemler alınabilir?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Peki, tüm bu egzama çeşitlerinden korunmak için neler yapılması gerekiyor? “Öncelikle soğuk hava ve&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/sudan/" target="_blank">sudan</a>&nbsp;korunmak gerek” diye uyarıda bulunan Prof. Dr. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürüyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Tabii bütün bu önlemlerden önce doğru tanı için bir dermatoloji hekimine başvurmak gerekiyor. Ancak bireysel olarak neler yapabiliriz diyorsak da en önemli korunma şekli soğuktan korunmanın yanı sıra cildimize sık sık nemlendiriciler kullanmak ve böylelikle cilt bariyerini güçlendirmek.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Grafik: TRT Haber" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/K%C4%B1%C5%9F%20aylar%C4%B1nda%20s%C4%B1k%20g%C3%B6r%C3%BClen%20cilt%20hastal%C4%B1klar%C4%B1-2(1).jpg" /></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Sedef hastalığı, pernio ve soğuk alerjisi…</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Kronik bir cilt hastalığı olan sedef hastalığı da kış aylarında ataklar yapabiliyor. Hastalık, ciltte beyazımsı, gümüşi renkte kepeklenmelerle ve kızarıklıklarla seyrediyor. Soğuk ve kuru hava, düşük nem ve enfeksiyonlar nedeniyle kış aylarında sedef hastalığının artış gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Kılıç, “Bu alevlenme dönemlerinde mutlaka dermatoloji uzmanına başvurmak gerek. Hastaların kulaktan dolma bilgiler ile tedavi olma girişimleri yerine dermatoloji uzmanının önerdiği tedavi seçeneklerini uygulamaları lazım” diye uyarıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Soğuk kurdeşeni ya da ürtikeri denilen bu hastalık, kış boyunca devam eder. Bu hastalığın en önemli kısmı ise bazen nefes darlığına kadar gidip ölümcül olabilmesi. Bu nedenle soğuk alerjisi olan hastaların da mutlaka bir dermatoloji hekimiyle temasa geçerek tedavi olması şart.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Pernio hastalığı nedir?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Kış aylarında pernio hastalığı da sık görülüyor. Soğuk yaralanması olarak da bilinen bu hastalık el, ayak, parmak uçları, kulak kepçeleri, burun; yani vücudun uç bölgelerinde kırmızılık, ağrı, yanma ve kaşıntı hissiyle seyrediyor. Hastalıktan korunmak için öncelikle soğuğa karşı önlem almak gerekiyor. Pernio hastalığının tedavisi için ise mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurmak gerekiyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Soğuk alerjisi hiç şüphesiz kış mevsiminde görülen cilt hastalıklarının en dikkat edilmesi gerekeni. “Hastalık soğuk hava, buz ya da suyun cilde temas ettiği yerlerde kaşıntılı kızarıklıklar ve kabarıklıklarla seyrediyor” diye konuşan Prof. Dr. Kılıç, önemli bir noktanın altını çiziyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Soğuk kurdeşeni ya da ürtikeri denilen bu hastalık, kış boyunca devam eder. Bu hastalığın en önemli kısmı ise bazen nefes darlığına kadar gidip ölümcül olabilmesi. Bu nedenle soğuk alerjisi olan hastaların da mutlaka bir dermatoloji hekimiyle temasa geçerek tedavi olması şart.”</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 11:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/12/soguk-hava-cilt-hastaliklarini-artiriyor-1701680409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BioNTech  kanser aşılarının 2030&#039;dan önce onaylanmasını bekliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/biontech-kanser-asilarinin-2030dan-once-onaylanmasini-bekliyor-79384</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/biontech-kanser-asilarinin-2030dan-once-onaylanmasini-bekliyor-79384</guid>
                <description><![CDATA[BioNTech CEO'su Prof. Dr. Şahin, ilk mRNA tabanlı kanser aşılarının 2030'dan önce onaylanmasını bekliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:20px">Alman biyoteknoloji firması BioNTech'in kurucu ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Prof. Dr. Uğur Şahin, ilk mRNA tabanlı kanser aşılarının 2030'dan önce onaylanmasını beklediklerini bildirdi.</span></h2>

<p><span style="font-size:20px">Alman Bild am Sonntag gazetesine konuşan Şahin, "İlk mRNA tabanlı&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" target="_blank">kanser</a>&nbsp;aşılarımızın 2030'dan önce onaylanmasını bekliyoruz. Ayrıca 2025-2029 yıllarında diğer tedavi edici yaklaşımlar için deneme verilerine sahip olmayı planlıyoruz." ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Amaçlarının her hastaya özel kanser aşısı geliştirmek olduğunu vurgulayan Şahin, "Bunu yapmak için her hastanın kanser özelliklerini analiz ediyoruz ve bağışıklık sisteminin mümkün olduğunca çok sayıda tümör hücresini tanımasını ve yok etmesini sağlayacak olanları seçiyoruz." diye konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Şahin, bir başka umut kaynağının antikor-ilaç konjugatları (ADC) olduğuna da işaret ederek, "ADC'ler kemoterapiyi taşıyan antikorlardır. Kanda dolaşarak tümöre ulaşırlar ve orada kemoterapiyi hedefli şekilde serbest bırakırlar. Bu tedavinin önemi, katılımcıların önemli bölümünde tümörü çok hızlı şekilde küçültebilmesidir. Birkaç yıl içinde birçok kanser durumunda klasik kemoterapi yerine hedefe yönelik kemoterapi olarak giderek daha fazla ADC'nin kullanılacağından eminim." ifadesini kullandı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 11:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/12/biontech-kanser-asilarinin-2030dan-once-onaylanmasini-bekliyor-1701680311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erkekler, kadınlara göre 3,5 kat daha fazla akciğer kanserine yakalanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/erkekler-kadinlara-gore-35-kat-daha-fazla-akciger-kanserine-yakalaniyor-79383</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/erkekler-kadinlara-gore-35-kat-daha-fazla-akciger-kanserine-yakalaniyor-79383</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de erkekler, kadınlara göre 3,5 kat daha fazla akciğer kanserine yakalanıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Türk Toraks Derneği (TTD) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, her yıl dünya genelinde yaklaşık 2 milyon kişinin akciğer kanseri teşhisi aldığını ve 1,8 milyon kişinin buna bağlı yaşamını yitirdiğini söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Dünya Sağlık Örgütü'nün raporuna göre, akciğer kanserinin tüm dünyada en fazla ölüme neden olan&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/kanser/" target="_blank">kanser</a>&nbsp;türü olduğunu bildiren Çuhadaroğlu, "Ülkemiz, özellikle erkeklerde akciğer kanseri görülme sıklığı bakımından dünya genelinde ön sıralarda yer almaktadır.&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/saglik-bakanligi/" target="_blank">Sağlık Bakanlığı</a>&nbsp;Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün yayımladığı Türkiye Kanser İstatistikleri verilerine göre, tüm yaş grupları içinde yüzde 21 ile en sık görülen kanser türü akciğer kanseridir" bilgisini verdi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Çuhadaroğlu, vakaların çoğunun geç evrelerde tespit edildiğini belirterek, şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>"Tanı sırasında yüzde 52,7'sinin uzak metastaz geliştirdiği göz önüne alındığında, erken teşhisin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Akciğer kanserinin ileri evrelerde beş yıllık sağ kalımı, erken evre olgulara göre düşüktür. Bu nedenle erken teşhis bu hastalarda çok önemlidir. Verilere göre, özellikle 50 yaş ve üzerindeki yaş gruplarında akciğer kanseri görülme oranları artmaktadır. Bu durum, yaşlı nüfusun daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini göstermektedir.</em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>Tüm yaş grupları içinde erkeklerde yüzde 21 ile en sık görülen akciğer kanseridir. Kadınlarda akciğer kanseri görülme oranı yüzde 6'dır. 50-69 yaş grupları içinde erkeklerde yüzde 25 ile en sık görülen akciğer kanseridir. 50-69 yaş grubunda kadınlarda akciğer kanseri görülme oranı yüzde 7'dir. 70 yaş üstünde erkeklerde yüzde 28 ile en sık görülen akciğer kanseridir. 70 yaş üstündeki kadınlarda akciğer kanseri görülme oranı yüzde 8'dir."</em></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong>"İmmünoterapi, akciğer kanserinde yaşam süresini belirgin şekilde uzatıyor"</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">TTD Torasik Onkoloji Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Tuncay Göksel ise akciğer kanserinin gelişiminde&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/tutun/" target="_blank">tütün</a>&nbsp;ürünleri kullanımının en önemli faktör olduğuna dikkati çekti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Akciğer kanserinden en önemli korunma yönteminin&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/sigara/" target="_blank">sigara</a>&nbsp;ve benzeri ürünlerin kullanılmaması ve dumanına maruz kalınmaması olduğunu ifade eden Göksel, "Özellikle tütün ürünlerini kullanmanın yanında bunların dumanına maruz kalmak, asbest, ağır metal ve radyasyona maruz olmak,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/hava-kirliligi/" target="_blank">hava kirliliği</a>&nbsp;gibi faktörleri riski artırmaktadır" uyarısında bulundu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Hormonal ve&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/genetik/" target="_blank">genetik</a>&nbsp;faktörlerin akciğer kanseri gelişiminde rolü olduğunu belirterek Göksel, şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>"Özellikle sigara kullanmamış kadınlarda gelişen akciğer kanserinde genetik değişikliklerin yer aldığı gözlenmektedir. Bu durumun önemi akıllı ilaç olarak da bilinen hedefe yönelik tedavilerin bu hasta grubunda iyi yanıt verme olasılığının yüksek olmasıdır. Günümüzde erken evre akciğer kanserinde cerrahi ve stereotaktik radyoterapilerle başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Kemoterapiler halen etkili bir tedavi yöntemi olup, genetik&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/mutasyon/" target="_blank">mutasyon</a>&nbsp;tespit edilen adenokarsinom vakalarında ise hedefe yönelik tedaviler uygulanmaktadır. Bu tedaviler, kanserli hücrelere zarar verirken normal hücrelere minimal etki yapmayı hedefler."</em></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Göksel, son yıllarda ise immünoterapilerin akciğer kanserinde yaşam süresini belirgin şekilde uzattığını ve umut verici tedaviler olduklarını sözlerine ekledi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 11:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/12/erkekler-kadinlara-gore-35-kat-daha-fazla-akciger-kanserine-yakalaniyor-1701680207.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sürekli üşümek hangi rahatsızlıkların habercisi?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/surekli-usumek-hangi-rahatsizliklarin-habercisi-79382</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/surekli-usumek-hangi-rahatsizliklarin-habercisi-79382</guid>
                <description><![CDATA[Üşümekten yakınanların sayısı hiç de az değil. Soğuk havaya maruz kalmak kuşkusuz bunun en önemli nedeni. Ancak sürekli üşüme söz konusu ise bu, kansızlıktan romatolojik hastalıklara pek çok rahatsızlığın habercisi olabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Kış aylarında üşümek hava koşulları göz önüne alındığında olağan sayılan bir durum. Ancak bazı insanlar var ki onların üşümekten yakınması için çok soğuk bir hava gerekmiyor. Çünkü nispeten soğuk sayılmayan havalarda dahi üşüyorlar.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Halk arasında sürekli üşüyenler için ortak görüş "kansız" oldukları yönünde. Ancak sebep her zaman bu kadar basit çıkmayabiliyor. Zira sürekli üşümek aslında pek çok hastalığın habercisi olabiliyor. Peki, üşümek nereye kadar normal? Hangi durumlarda hangi hastalıkları işaret ediyor? Merak edilenleri Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Kayataş’la konuştuk.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Normal vücut ısısı ortalama 36,7 derece</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Üşüme vücudun soğuk hissedilmesidir” diyen Prof. Dr. Kayataş, bunun tüm vücutta olabileceği gibi sadece el veya ayaklarda hissedilebileceğini söylüyor.<br />
Prof. Dr. Kayataş, üşümenin vücutta meydana geliş sürecini şöyle anlatıyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Hücrelerimizin yaşaması ve olağan fonksiyonlarını sürdürebilmesi için vücudumuzun, belirli şartların bulunduğu bir ortamda olması gerekli. Bunlardan biri de vücut ısısı… Normal vücut ısısı 35,5-37,5 derece arası olup ortalaması 36,7. Ortam ısısı düştüğünde üşüme hissiyle beraber vücut kendi ısısını korumak için derin damarlarında büzüşme yaparak ısı kaybını önlemeye, kaslarda titreme şeklinde küçük kasılmalar ve gevşemelerle ısı üretmeye başlıyor. Üşüme hissi bu mekanizmaları harekete geçiren önemli bir uyarı.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Uzun süren, eşlik eden başka şikayetlerin olduğu üşüme durumları ciddiye alınmalı, buna bir hastalığın neden olabileceği düşünülmeli ve bir hekime başvurulmalı. Üşüme şikayetinin giderilmesi tabii ki buna neden olan hastalığın teşhis ve tedavisi ile mümkün olur.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kadir Kayataş</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Uzun süren sürekli üşüme ciddiye alınmalı</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Ortam ısısı düşük kaldığında üşüme hissinin olması normal. Üşüme hissinin giderilmesi için yapılacak ilk iş vücudun ısı kaybını önleyecek uygun kıyafetler giymek. Yine yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat etmek, kış mevsimi bile olsa günlük aktiviteler ve spor faaliyetleri yapmak şart.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Peki hangi durumlarda üşüme konusunu hekime başvuracak denli ciddi bir sorun olarak görmek gerekiyor? Prof. Dr. Kayataş’tan öğreniyoruz:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Uzun süren, eşlik eden başka şikayetlerin olduğu üşüme durumları ciddiye alınmalı, buna bir hastalığın neden olabileceği düşünülmeli ve bir hekime başvurulmalı. Üşüme şikayetinin giderilmesi tabii ki buna neden olan hastalığın teşhis ve tedavisi ile mümkün olur.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Grafik: TRT Haber" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/U%CC%88s%CC%A7u%CC%88me-hangi-hastal%C4%B1klar%C4%B1n-habercisi-.jpg" />&nbsp; &nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Anemi akla gelen ilk sebep</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bu noktada akla hangi hastalıkların üşümeye sebep olabileceği sorusu geliyor. Üşüme denilince ilk düşünülen vücudun özellikle uç organlarına yeterince kan ve dolayısıyla oksijen gitmemesine neden olan anemi ya da bilinen adıyla kansızlık.<br />
Üşümeye sebep olan bir diğer hastalık ise hipotiroidi. Prof. Dr. Kayataş hipotiroidinin nasıl üşümeye yol açtığını şöyle açıklıyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Tiroid bezinin yeterince tiroid hormonu üretememesinden dolayı metabolizma yavaşlıyor. Böylece vücutta&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/enerji/" target="_blank">enerji</a>&nbsp;ve ısı üretimi azalıyor.”</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Hipoglisemi de üşümenin bir başka nedeni olabiliyor. Kan şekeri düzeyinin 50 mg/dl veya altına düşmesi durumunda hipoglisemi gelişiyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Enfeksiyonlar da üşütüyor</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Enfeksiyonlar sürekli üşümenin bir başka sebebi. “Özellikle kış aylarında görülen viral veya bakteriyel nedenli grip, sinüzit, bronşit, pnömoni gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında üşümeye ateş, öksürük, burun akıntısı, halsizlik gibi semptomlar eşlik ediyor” diyen Prof. Dr. Kayataş, diğer olası enfeksiyonları şu şekilde anlatıyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“Bunun yanında idrar yolları enfeksiyonları, enfeksiyöz ishaller gibi hemen hemen tüm enfeksiyon hastalıklarında ateşle beraber üşüme de görülüyor.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Yüksek kolesterol, şeker hastalığı, kontrolsüz hipertansiyon, sigara ve alkol kullanımı nedeniyle ateroskleroz dediğimiz atar damarların daralması neticesinde eller ve ayaklar gibi uç organlara yeterince kan gitmiyor. Bu da ellerde, ayaklarda soğukluk, solukluk ve üşümeye yol açıyor</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Vücudun ihtiyacı olan çeşitli vitamin ve mineral eksiklikleri de yine sürekli üşümeye neden olabiliyor. Örneğin demir, B12 vitamini, C vitamini, folik asit eksiklikleri anemiye, dolayısıyla da üşümeye sebebiyet veriyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Yetersiz beslenme ve aşırı zayıflık… İnsanlar yeterli beslenmediği takdirde vücudun enerji ve ısı üretimi azalıyor. Azalan yağ dokusu da üşümeye katkıda bulunuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><img alt="Fotoğraf: Getty Images" src="https://www.trthaber.com/dosyalar/images/GettyImages-1427597712.jpg" /></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Kan dolaşımında bozukluğa dikkat</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bir diğer sebebin de kan dolaşımının bozulması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kayataş, “Yüksek kolesterol, şeker hastalığı, kontrolsüz hipertansiyon,&nbsp;<a href="https://www.trthaber.com/etiket/sigara/" target="_blank">sigara</a>&nbsp;ve alkol kullanımı nedeniyle ateroskleroz dediğimiz atar damarların daralması neticesinde eller ve ayaklar gibi uç organlara yeterince kan gitmiyor. Bu da ellerde, ayaklarda soğukluk, solukluk ve üşümeye yol açıyor” diyor. Olası damar rahatsızlıklarıyla ilgili olarak sözlerini şöyle sürdürüyor:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">“El damarlarında ani daralmalarla seyreden Raynould hastalığında ellerde, sigara kullanımına bağlı bacak damarlarının ileri derecede daralması ile ortaya çıkan Buerger hastalığında da kan dolaşımı bozulduğu için bacak ve ayaklarda soğukluk ve üşüme oluyor.”</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Prof. Dr. Kayataş, nöropatilere de değinerek, “Şeker hastalığı ve bazı nörolojik hastalıklara bağlı olarak gelişen sinir harabiyeti el ve ayaklarda üşümeye yol açabiliyor” diyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Üşüme hissine yol açan bir diğer hastalık ise pek çok kişinin muzdarip olduğu romatolojik hastalıklar… Prof. Dr. Kayataş bunu, “Yaygın enflamasyon (yangı) ve bazen enfeksiyonun eşlik ettiği romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus gibi romatolojik hastalıklarda da üşüme hissi olabiliyor” şeklinde ifade ediyor.&nbsp;</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Dec 2023 11:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/12/surekli-usumek-hangi-rahatsizliklarin-habercisi-1701680128.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sedef hastalığından düzenli tedaviyle kurtulabilirsiniz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sedef-hastaligindan-duzenli-tedaviyle-kurtulabilirsiniz-79336</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sedef-hastaligindan-duzenli-tedaviyle-kurtulabilirsiniz-79336</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Küçükçekmece Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sedef hastalarına özel poliklinik oluşturuldu. Poliklinikte sıkı denetim altında gerçekleştirilen tedaviler sonunda hastaların tamamına yakını bu hastalıktan kurtuluyor. Hastane bünyesinde görevli Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzman Doktor Sena İnal Aptoula, "Sedef hastalığı toplumda her 100 kişiden 3'ünde görülen bir hastalık. Bu hastalık hastaların hayatı boyunca devam ediyor. En şiddetli sedef hastalarında dahi tam ya da en kötü ihtimalle tama yakın iyileşme sağlıyoruz" dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Nov 2023 13:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/11/sedef-hastaligindan-duzenli-tedaviyle-kurtulabilirsiniz-1699873121.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her akciğer nodülü kanser habercisi mi?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/her-akciger-nodulu-kanser-habercisi-mi-79334</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/her-akciger-nodulu-kanser-habercisi-mi-79334</guid>
                <description><![CDATA[Kovid-19 pandemisinden sonra akciğer nodülü saptanmasında artış yaşanıyor. Nodül tespit edildiğinde ise hastanın aklına ilk gelen kanser oluyor. Peki ama akciğerdeki her nodül kanser midir?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Günümüz dünyasında en sık görülen kanser türlerinin başında akciğer kanseri geliyor. Bu nedenle kasım ayı tüm dünyada Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken teşhisin önemine dikkat çekiliyor. Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahisi Klinik Şefi Prof. Dr. Mehmet Oğuzhan Özyurtkan, her nodülde hemen kanser şüphesi duymanın doğru olmadığını ama kesinlikle göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizerek, ''Akciğer nodülleri kanserle ilişkili midir, nasıl bir hastalıktır?'' Gibi tüm merak edilen soruları yanıtladı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/226ae0/0/0/0/0/1266/844?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2023/11/10/her-akciger-nodulu-kanser-habercisi-mi-1699630050321.jpeg&amp;mw=600" /><br />
<br />
<br />
<strong>TEŞHİS ARTTI</strong><br />
Nodüllerin görülme sıklığındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin daha sık akciğer tomografisi çekiliyor olması ve Kovid-19 pandemisi olduğunu belirten Prof. Dr. Özyurtkan, "Özellikle pandemi döneminde akciğer tomografisi sayısında artış olmasına bağlı olarak akciğerde nodül saptanma oranı yükselmiştir" dedi. Akciğer dokusunun içinde yerleşmiş 3 cm'den küçük lekelerin nodül olarak tarif edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Özyurtkan, "En sık sebebi geçirilmiş tüberküloz ve buna benzer akciğer enfeksiyonuyken, hatırı sayılır bir hasta kısmında da sebep olarak akciğer kanseri karşımıza çıkmaktadır. Akciğer nodüllerinin önemi de buradan gelmektedir. Akciğer nodülleri genellikle başka bir sebeple çekilen akciğer tomografilerinde tespit edilir. Akciğer nodülleri, çoğu zaman herhangi bir şikâyete yol açmaz" dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/4a805f/0/0/0/0/422/566?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2023/11/10/her-akciger-nodulu-kanser-habercisi-mi-1699630066516.jpeg" /><br />
<br />
<br />
<strong>NODÜL 1 CM İSE PET-BT İSTENİR</strong><br />
"EĞER nodül 1 cm boyutunda ise hastadan PET-BT nükleer tıp incelemesi istenir" diyen Prof. Dr. Özyurtkan, şunları söyledi: "Bu tetkik o nodülün kanser olup olmadığı hakkında bilgi veren bir yöntemdir. Hastanın öyküsü, nodülün görüntüsü ve PET-BT sonucu bir arada değerlendirilip nodül için ne yapılacağına karar verilir."<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/e6da42/0/0/0/0/292/390?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2023/11/10/her-akciger-nodulu-kanser-habercisi-mi-1699630084502.jpeg" /><br />
<br />
<strong>2 YIL NODÜL TAKİBİ ŞART</strong><br />
Kanser riski düşük nodüllerin takip altına alınabileceğini belirten Prof. Dr. Özyurtkan "Dünyada çeşitli kanser merkezlerinin nodül takip algoritması olarak önerdikleri ve kullanımda olan programlar vardır. Ufak tefek farklılıklar olsa da bu algoritmalarda genel olarak önerilen çeşitli dönemlerde Toraks tomografisi çekerek nodüler boyut veya şekil değişikliği olup olmadığının ya da sayısının artıp artmadığının takip edilmesidir. Bu takibin 2 yıl sürmesi önerilir. Nodül takibi deneyimli göğüs cerrahları ve göğüs hastalıkları uzmanlarınca yapılmalıdır" dedi.<br />
<br />
<strong>BİYOPSİ SONUCUNA GÖRE KARAR VERİLİR</strong><br />
TAKİPTE kanser riski şüphesi oluşturan değişiklikler görülen nodüllere biyopsi yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Özyurtkan, "Biyopsi sonucu akciğer kanseri saptanması durumunda hastaya kanser operasyonu planlanıp uygulanır. Bu sebepten belli bir yaşın üzerinde olan, ailesinde kanser öyküsü bulunan ve aktif yoğun sigara kullanımı olan kişilerin akciğer kanseri tarama programı olan merkezlere başvurmaları ve muayene edilerek Toraks tomografisi çektirmeleri dünyada önerilen bir uygulamadır" dedi.<br />
<br />
<strong>YÜZDE 85'İ İYİ HUYLUDUR<br />
"</strong>AKCİĞER nodülü, radyolojik görüntülemede saptanan ve akciğerde bulunan 3 cm'den küçük lezyona verilen isimdir" diyen Prof. Dr. Özyurtkan, şunları söyledi: "Bu küçük boyuttaki lezyonlar hemen her zaman şikayet yaratmayan lezyonlar oldukları için sıklıkla başka bir sebepten (başka bir hastalık yüzünden veya tarama amaçlı) çekilen akciğer tomografilerinde yani göğüs kafesinin ve akciğerlerin detaylı görüntülenmesini sağlayan bilgisayarlı tomografi yönteminde görülürler. Genel olarak bakıldığında nodüllerin yüzde 85'i iyi huylu bir durumdan kaynaklanır. Mesela o nodül, erken yakalanan bir akciğer absesinin veya zatürrenin, tüberküloz hastalığının, kistlerin görüntüsü olabilir. Romatoid artrit veya benzeri romatizmal hastalıklar da akciğerde nodül oluşturabilirler."<br />
<br />
<strong>SİGARA TEHLİKEYİ ARTIRIYOR</strong><br />
BİR akciğer nodülü ile karşılaşıldığında hastanın detaylı şekilde incelenmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Özyurtkan, şunlara dikkat çekti:<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;Özellikle ileri yaşta olan ve aktif yoğun sigara kullanan kişilerde nodülün kanser çıkma ihtimali daha yüksektir.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;Hastanın incelenmesinde eski geçirdiği hastalıklar, ailede kanser öyküsü olup olmadığı gibi etkenlere dikkat edilir.<br />
<img src="https://i.tmgrup.com.tr/i/bullet.jpg" />&nbsp;Nodülün görüntüsü de oldukça önemlidir. Zira düzgün sınırlı nodüller sıklıkla iyi huylu hastalıkları gösterse de, sınırları düzensiz nodüllerin altından kanser çıkma ihtimali daha yüksektir.<br />
<br />
<strong>KANSER OLASILIĞI UNUTULMAMALI</strong><br />
NODÜLÜN altından 'erken evre yakalanılmış bir akciğer kanseri' çıkma olasılığının da mutlaka akılda olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Özyurtkan, "Evre 1 akciğer kanseri; 3 cm'den küçük lezyon anlamına gelir. Yani tespit edilip üzerine gidilen bir nodül eğer akciğer kanseri ise yüksek ihtimalle evre 1'dir ve hastanın ameliyat sonrası yaşam beklentisi yüzde 88-92 arasında olacak şekilde yüksektir" dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Nov 2023 13:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/11/her-akciger-nodulu-kanser-habercisi-mi-1699872895.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalıcı ojedeki gizli tehlike</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/kalici-ojedeki-gizli-tehlike-79333</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/kalici-ojedeki-gizli-tehlike-79333</guid>
                <description><![CDATA[Kalıcı ojenin kurutma işlemi sırasında kullanılan ultraviyole lambası tehlike saçıyor. Çünkü ultraviyole ışınlar, kalıcı oje yaptıran kişilerde uzun sürede hücresel hasara yol açabiliyor. Ayrıca yaşlanmayı da hızlandırabiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Özel İstanbul Şafak Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Marziyeh Javadpour, son dönemde popüler olan kalıcı ojeyle ilgili bilinmesi gereken gerçeklere dikkat çekti.<br />
Uzm. Dr. Javadpour, "Kalıcı oje, her geçen gün popülerleşen kozmetik uygulamalardan biri. Çabuk kuruması, haftalarca dayanması, tırnakların kırılmasını önlemesi ve elleri bakımlı göstermesi nedeniyle tüm gelişmiş ülkelerde tercih edilen bir tırnak bakım yöntemidir. Artan ünü ile ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde sadece kalıcı oje yapan merkezlere rastlamak mümkün" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/06070c/0/0/0/0/503/664?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2023/11/12/kalici-ojedeki-gizli-tehlike-1699754569387.jpeg&amp;mw=300" /><br />
<br />
<strong>TIRNAKLARI ZAYIFLATABİLİR</strong><br />
Uzm. Dr. Javadpour, normal ojeye kıyasla hem uygulama hem de formülasyon farklılığı bulunan bu yöntemde, ultraviyole (UV) ışınlardan faydalanıldığını söyleyerek, şöyle dedi:<br />
"Kalıcı oje, tırnaklarda daha uzun süre pürüzsüz ve çekici bir görünüm sağlayabilir. Bu sebeple özel etkinlikler ve seyahat gibi durumlarda pratik olabilir. Temasa bağlı çabuk soyulma veya çizilme gibi sorunları azaltabilir."<br />
"Ancak doğru uygulandığından ve uygun şekilde çıkarıldığından emin olmak önemlidir" diyen Uzm. Dr. Javadpour, şunları söyledi: "Aksi takdirde tırnaklar bozulabilir, kalıcı ojeler kazınarak çıkarıldığı için tırnak plağına zarar verebilir. Kalıcı oje, uzun süre tırnak yüzeyinde kaldığı için tırnakları zayıflatabilir. Uygulamadan önce tırnakları doğru şekilde hazırlamak ve sık sık yenilemeye ara vermek, olası zararı azaltabilir. Sağlıklı tırnak bakımı ve kısa aralıklarla kullanım, tırnak hasarını en aza indirmeye yardımcı olabilir."<br />
<br />
<strong><img alt="" src="https://iasbh.tmgrup.com.tr/2189cd/0/0/0/0/2048/1201?u=https://isbh.tmgrup.com.tr/sbh/2023/11/12/kalici-ojedeki-gizli-tehlike-1699754593017.jpeg&amp;mw=600" /><br />
<br />
HÜCRESEL HASARA YOL AÇABİLİR</strong><br />
Uzm. Dr. Javadpour, kalıcı oje işlemi sırasında, ultraviyole veya led ışıklardan yararlanıldığına dikkat çekerek, "Oje materyallerinin sertleşmesini sağlayan bu ışınlar ojenin kalıcılığını ve dayanıklılığını arttırır. Kalıcı ojenin tepki alan noktalarından biri bu kurutma işlemi sırasında kullanılan ultraviyole lambasıdır. Ultraviyole ışınların hücresel hasara yol açabilir ve yaşlanmayı hızlandırıcı etkileri olabilir. Bu durum uzun süre boyunca kalıcı oje yaptıran kişilerin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir" dedi.<br />
<br />
<strong>ALERJİK REAKSİYONLARA NEDEN OLABİLİR</strong><br />
Jel ojeler içerisinde yer alan materyallerin de geleneksel ojeden farklı olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Javadpour, "Renklendirici maddelerden oluşan içeriği kontakt dermatit veya kurdeşen gibi alerjik reaksiyonlara neden olabilir" dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Nov 2023 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/11/kalici-ojedeki-gizli-tehlike-1699872789.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gürtunç trafik kazasında hayatını kaybetti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/gurtunc-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti-79299</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/gurtunc-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti-79299</guid>
                <description><![CDATA[Mehmet Gürtunç trafik kazasında hayatını kaybetti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Girne - Alsancak Çevre Yolunda sabah saatlerinde meydana gelen kazada 79 yaşındaki Mehmet Gürtunç hayatını kaybetti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Polis Basın Subaylığı'ndan verilen bilgiye göre&nbsp;&nbsp;saat 07:10 sıralarında, Girne - Alsancak Çevre Yolu üzerinde bulunan Eziç Dörtyol trafik ışıklarında, Mehmet GÜRTUNÇ'un (E-79) kullandığı MK 606 plakalı araç ile o esnada Girne - Alsancak Çevre yolu üzerinde seyreden Yusuf TEMEL (E-21) yönetimindeki UP 025 plakalı araç çarpıştı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Kaza sonucu MK 606 plakalı araç sürücüsü Mehmet GÜRTUNÇ (E-79) olay yerinde yaşamını yitirirken, kazada yaralanan UP 025 plakalı araç sürücüsü Yusuf TEMEL’in kaldırıldığı Girne Dr. Akçiçek Hastanesinde tedavisi halen sürüyor.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Oct 2023 10:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/10/gurtunc-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti-1698046798.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşım ilerledi, unutmam normal demeyin!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-79042</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-79042</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı&nbsp;&nbsp;‘unutkanlık’&nbsp;&nbsp;özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de, aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan ‘Alzheimer hastalığının ilk uyarılarından biri de olabiliyor!</h2>

<p>Günümüzde çoğumuzun dert yandığı&nbsp;&nbsp;‘unutkanlık’&nbsp;&nbsp;özellikle ileri yaşın doğal bir sonucu olarak düşünülse de, aslında 65 yaş üzerinde en sık görülen bunama nedeni olan ‘Alzheimer hastalığının ilk uyarılarından biri de olabiliyor!</p>

<p>Türkiye’de net veriler olmasa da 600 binin üzerinde Alzheimer hastası olduğu ve uzayan insan ömrüyle birlikte bu sayının 65 yaş üzerinde her beş yılda bir iki katına çıktığı belirtiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Demans ve Davranış Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer hastalığında erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığı uyarısında bulunarak, “Erken tanı sayesinde hastalığın ilerleme hızı belirli bir süre yavaşlatılabiliyor, hatta bazı tablolarda durdurulması bile mümkün olabiliyor.</p>

<p>Alzheimer en sık unutkanlık gibi yakın bellek sorunlarıyla başlıyor. Hastalığın özelliği, önce yeni olaylar unutulurken eski yaşantıların detaylı bir şekilde hatırlanması. Bu durum hasta yakınlarını şaşırtabiliyor ve unutkanlığın gerçek olup olmadığının sorgulanmasına neden oluyor.</p>

<p>Yıllar içinde hastanın belleğindeki bilgiler en yeniden en eskiye doğru bir bir siliniyor ve en eski anılar da kayboluyor. Dolayısıyla erken tanı için özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerde oluşan&nbsp;&nbsp;‘unutkanlık’ sorununda zaman kaybetmeden konunun uzmanı bir nöroloji hekimine başvurmak gerekiyor” diyor.</p>

<p><strong>Alzheimer’ın 10 erken sinyali!</strong></p>

<p>Alzheimer hastalığına erken tanı konulması tedaviden etkin sonuç alınmasında büyük öneme sahip.&nbsp;&nbsp;Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer’ın erken dönem belirtilerini şöyle sıralıyor:&nbsp;&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Unutkanlık giderek artıyorsa ve günlük yaşamı artık etkiler hale geldiyse</li>
	<li>Konuşmada bozulma varsa</li>
	<li>Zaman ve yer algısında kayıp başladıysa</li>
	<li>İç görü ve yargılamada bozulma varsa ve hastalık inkar ediliyorsa</li>
	<li>İş planlama ve takipte zorluk başladıysa&nbsp;</li>
	<li>Aynı soruları tekrar tekrar sorma, eşyaları yanlış yere koyma dikkat çeker hale geldiyse</li>
	<li>Kişilik ve davranış değişikliği gözleniyorsa</li>
	<li>Yol, yön bulma güçlüğü nedeniyle artık dışarı çıkmak zor oluyorsa</li>
	<li>İçe kapanma, sosyal ortamlara girememe sorunu başladıysa</li>
	<li>Hobi ve uğraşlardan vazgeçme olduysa&nbsp;</li>
</ul>

<p><strong>Beyindeki değişimler 20-30 yıl önce başlıyor&nbsp;</strong></p>

<p>Alzheimer hastalığının nedenleriyle ilgili çok sayıda çalışma ve teori mevcut. Beyinde asetil kolin azalması bir neden olarak biliniyor. Yapılan çalışmalara göre; beynin kabuk kısmında hücre içi ve hücreler arasında anormal protein birikimi oluyor, buna bağlı olarak hücreler ölüyor ve hücreler arası bağlantılar geri dönüşümsüz kayboluyor. Bunun sonucunda&nbsp;beyinde hafızayla ilgili görev yapan aracı kimyasalların (asetil kolin) düzeyi azalıyor. Alzheimer hastalığında beyindeki bu değişimler belirtiler ortaya çıkmadan 20-30 yıl önce başlıyor. Dolayısıyla hastalık bulguları ilerledikten sonra tedavilerin faydası sınırlı kalıyor. &nbsp;</p>

<p><strong>Aile öyküsü önemli bir risk faktörü&nbsp;</strong></p>

<p>Beyindeki proteinlerin neden bazı kişilerde biriktiği tam olarak bilinmese de hastalığa yatkınlık oluşturan etkenler üzerine tıp dünyasının kapsamlı çalışmaları sürüyor.&nbsp;Alzheimer’de en önemli risk faktörünün ilerleyen yaş olduğu belirtiliyor.&nbsp;Bunun yanı sıra düşük eğitim düzeyi ve sedanter yaşam, ağır beyin travmalarına maruz kalmak, hipertansiyon ve diyabet gibi damar yapısını bozan hastalıkların kontrolsüz şekilde var olması, kadın cinsiyeti, tedavi edilmemiş depresyon, obezite, sigara ve alkol tüketimi, hatta hava kirliliği ve zehirli gazlar gibi pek çok etken hastalığın başlamasında etkili oluyor. Prof. Dr. Neşe Tuncer, aile öyküsünün Alzheimer’da önemli bir risk faktörü olabileceğine işaret ederek, Alzheimer hastalığının bazı ailesel formlarında hastalığa yakalanma riskinin normal popülasyona göre 3-4 kat fazla görülebileceği belirtiliyor. Üstelik ailesinde Alzheimer hastalığı olan kişilerde hastalık 65 yaş öncesinde başlayabiliyor ve bu tablo ‘erken başlangıçlı Alzheimer’ olarak nitelendiriliyor. Bu nedenle aile öyküsü olan kişilerde genetik araştırma yapılması önem taşıyor. &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>Yeni tedaviler umut veriyor!&nbsp;</strong></p>

<p>Alzheimer hastalığının tedavisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde onay alan, henüz Avrupa’da onay almamış bazı yeni ilaçlar mevcut. Amiloid aşıları olarak geçen bu moleküller beyinde biriken anormal proteinleri temizleyerek etkili oluyorlar. Bilim dünyası her gün bu tedavileri geliştiriyor; etkinliğini arttıran ve yan etkilerini azaltan formlar üzerinde çalışıyor. Çalışmaları yakından takip ettiklerini belirten Prof. Dr. Neşe Tuncer, “Yakın bir dönemde ülkemizde de hastalarımıza verebileceğimiz yeni tedaviler için umutluyuz.” diyor.</p>

<p><strong>Hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılabiliyor</strong></p>

<p>Halihazırda kullanılan ilaç tedavisi ve yaşam alışkanlıklarında yapılan düzenlemelerle hastalığın ilerleme hızı yavaşlatılarak hastanın fonksiyonel kapasitesi artırılabiliyor.&nbsp;Demans ve Davranış Nörolojisi Uzmanı&nbsp;Prof. Dr. Neşe Tuncer,&nbsp;ancak tedaviden etkin sonuç alınabilmesi için ilaç kullanımına mutlaka erken dönemde başlanması gerektiğine dikkat çekerek, “Özellikle, hastalığın bulgularını yavaşlatmakta etkili olduğu yapılan çalışmalarla kanıtlanmış olan ilaçların tedavisine erken dönemde başlandığında, tedavinin etkinliği daha uzun süreli oluyor. Erken teşhisin bir başka önemi ise bunamaya neden olan Alzheimer dışındaki tiroit hastalıkları, vitamin yetmezlikleri, depresyon ve diğer sistemik hastalıkların tedavi edilmesidir” bilgisini veriyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Bedensel ve zihinsel yöntemler önemli</strong></p>

<p>Prof. Dr. Neşe Tuncer, ilaç tedavisinin yanı sıra bilişsel stimülasyon, hastanın zihinsel kapasitesinin arttırılmasına yönelik hobiler, faaliyetler, egzersizler, sosyalliğin arttırılması, fiziksel egzersiz programları, beslenme alışkanlıklarında yapılan düzenlemeler (yeşil sebze, meyve, tahıllardan zengin kolesterolden &nbsp;fakir Akdeniz diyeti ile beslenme) gibi bedensel ve zihinsel yöntemlerin de hastalığın ilerlemesini önlemede etkili olduğunu belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Aug 2023 12:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/08/yasim-ilerledi-unutmam-normal-demeyin-1693473201.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni varyant Eris&#039;e dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/yeni-varyant-erise-dikkat-78934</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/yeni-varyant-erise-dikkat-78934</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>İngiltere’de ortaya çıkan ve hızla yayılan Omicron'un alt varyantı olan Eris virüsü, koronavirüs pandemisini yeniden hatırlattı. EG.5.1 olarak da bilinen Eris virüsü, son dönemde başta İngiltere olmak üzere, corona virüs vakası sayılarında artışa neden oldu.</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Willke Topcu, İngiltere’de görülen ve hızla yayılan Omicron'un alt varyantı olan Eris virüsüyle ilgili “Bitti sandığımız anda&nbsp;Koronavirüs&nbsp;kılık değiştirerek yani yeni varyantlarla yine karşımıza çıkıyor. Yeni varyant Eris’in özellikle sinema gibi kapalı alanlarda kalma oranının artmasıyla yayıldığı belirtiliyor. Sinemamıza da, konserinize de tiyatromuza da gidelim elbette ki ama lütfen özellikle kapalı ve kalabalık ortamlarda maske, mesafe ve hijyen kullarına uyalım.” İfadelerini kullandı.</p>

<p>“Bilim insanı bazı meslektaşlarımız tarafından&nbsp;Koronavirüs&nbsp;vakalarındaki artışın, sinema gibi kapalı ortamlara gidişle arttığı yönünde açıklamalar yapıldı” diyen Topcu, “Koronavirüs&nbsp;pandemisiyle hepimizin evlere kapandığı, tüm önlemlere uyduğu dönemden şimdi neredeyse tamamen normal hayata geçtiğimiz bir süreç yaşıyoruz. Ancak pandemi tam onu unuttuğumuz, tamam bitti dediğimiz dönemde yeniden ortaya çıkıyor. Eris virüsünün hızlı artışı da bize bireysel önlemlerimizi almamız gerektiğini hatırlatıyor” dedi.</p>

<p>Omicron'un alt varyantı olan Eris virüsünden korunmak için her zamanki önlemleri hatırlamanın ve dikkat etmenin yeterli olacağını vurgulayan Topcu şu bilgileri verdi: “Eris virüsünün Türkiye’de görüldüğüne dair bir bilgi ya da açıklama yapılmadı. Ama normalde zaten&nbsp;Koronavirüs&nbsp;aramızdan tamamen ayrılmış değildi. En küçük bir fırsatta kılık yani varyant değiştirerek karşımıza çıkıyor. Dolayısıyla maske, mesafe ve hijyen kuralları hâlâ çok önemli. Kapalı alanlarda zorunlu değilsek mümkün olduğunca fazla vakit geçirmeyelim. Ama sonuçta yaz ayındayız ve kültür-sanat etkinlikleri bir hayli fazla. Elbette sinemaya da gideceğiz, konsere de tiyatroya da, sergiye de, müzeye de Eğer gerekli önlemleri alırsak bir virüsün keyfimizi kaçırmasına izin vermemiş, kendimizi, sevdiklerimizi ve toplumu korumuş oluruz.”</p>

<p>Eris’in Omicron varyantı ile benzerlik taşıdığına dikkat çeken Topcu, şu belirtiler olması durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması çağrısında bulundu: “Eris de Omicron varyantı ile benzer şikâyetlerle kendini gösteriyor. Eğer burun akıntısı, baş ve boğaz ağrısı, hapşırma, nefes darlığı, koku ve tat kaybı, ateş, öksürük, ses kısıklığı, kas ağrısı, tükenmişlik duygusu ve aşırı yorgunluk gibi semptomlar varsa vakit kaybetmeden bir hastaneye ve hekime başvurmakta fayda var.”</p>

<p>Topcu, varyant değiştirerek karşımıza çıkmaya devam eden&nbsp;Koronavirüse karşı özellikle kapalı mekanlarda vakit geçirenlerin daha çok dikkatli olması gerektiğini söyledi: “Eğer imkân varsa kapalı alanlardan uzak durup, açık havada bulunmaya özen gösterilmeli. Örneğin bir alışveriş merkezinde vakit geçirmek yerine açık havada yürüyüşler yapabilirsiniz. Ofis ortamında olanlar bulundukları yeri sık sık pencereleri açarak havalandırmalı, sosyal mesafesini korumalı. Sık sık eller dezenfekte edilmeli. Ayrıca dengeli beslenmeli, bol su içmeli, D vitamini seviyesi ve vücudun bağışıklığı yüksek tutulmalı, düzenli uyumaya özen gösterilmeli.”</p>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Aug 2023 11:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/08/yeni-varyant-erise-dikkat-1691745227.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sivrisinek ısırığında solüsyonlara alternatif ürünler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sivrisinek-isiriginda-solusyonlara-alternatif-urunler-78869</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sivrisinek-isiriginda-solusyonlara-alternatif-urunler-78869</guid>
                <description><![CDATA[Sivrisinek ısırmasından sonra yüksek ateş ve eklemlerde ağrı varsa mutlaka doktora danışılması gerektiğini belirtenb Uzman Hemşire Ayşe Şengel, sivrisinek ısırığında solüsyonlara alternatif evde elimizin altında bulunan bazı ürünler de iyi gelebileceğini söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sivrisinek ısırmasından sonra yüksek ateş ve eklemlerde ağrı varsa mutlaka doktora danışılması gerektiğini belirtenb Uzman Hemşire Ayşe Şengel, sivrisinek ısırığında solüsyonlara alternatif evde elimizin altında bulunan bazı ürünler de iyi gelebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>İSTANBUL (İGFA) - </strong>Yaz aylarında en sık rastlanan şikâyetlerden biri de sivrisinek ısırıkları…</p>

<p>Çok önemli gibi görünmese de aslında sivrisinekler, sıtma ve lyme gibi ciddi hastalıklara da neden olabiliyor. Isırdıklarında bir yandan canlıdan kan alırken diğer yandan tükürüklerindeki salgıyı canlıya enjekte eden sivrisinekler, hastalıkları bu yolla taşıyor.</p>

<p>Ayrıca sivrisineklerin tükürüklerinde yabancı proteinler barındırdıkları için vücudun bağışıklık sistemini etkilediklerini anlatan Bir Adım Sağlık CEO'su Uzm. Hemş. Ayşe Şengel, “Bu yabancı proteinler nedeniyle vücutta histamin salgılanır, ödem ve kaşıntı oluşur. Eğer sivrisinek ısırmasından sonra ödem, eklemlerde ağrı ve şişlik, yüksek ateş gibi şikayetler varsa mutlaka bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır" dedi.</p>

<p><strong>KAŞINTIYI ALMAK İÇİN</strong></p>

<p>Sivrisinek ısırığında solüsyonlara alternatif evde elimizin altında bulunan bazı ürünlerin de iyi gelebileceğini hatırlatan uzman hemşiren Şengel, alkol, fesleğen, yulaf ezmesi, aloe vera, dondurulmuş çay poşetlerinin hem kaşıntıyı almak hem de kısa süre de olsa sivrisinekleri uzaklaştırmak için kullanılabileceğini söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Aug 2023 18:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/08/sivrisinek-isiriginda-solusyonlara-alternatif-urunler-1690988485.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zonanın en önemli nedeni stres</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/zonanin-en-onemli-nedeni-stres-78861</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/zonanin-en-onemli-nedeni-stres-78861</guid>
                <description><![CDATA[Su çiçeği hastalığı sonrasında bazı sinir köklerinde uyku durumunda olan varisella zoster virüsünün çeşitli nedenlere bağlı olarak tetiklenmesi ile ortaya çıkan ve viral bir hastalık olan zona, 50 yaş üzerinde daha sık olmakla birlikte her yaşta görülebiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Su çiçeği hastalığı sonrasında bazı sinir köklerinde uyku durumunda olan varisella zoster virüsünün çeşitli nedenlere bağlı olarak tetiklenmesi ile ortaya çıkan ve viral bir hastalık olan zona, 50 yaş üzerinde daha sık olmakla birlikte her yaşta görülebiliyor</p><p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Zona, ‘Varisella Zoster Virüsü’nün etken olduğu, genellikle belirli bir bölgeyle sınırlı veziküler lezyonlar ile seyreden sekonder enfeksiyondur.</p>

<p>80 yaş üzerindeki kişilerin yaklaşık yarısının yaşamı boyunca en az bir kez zona geçirdiğini belirten Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Kübra Esen, “Stres, diyabet, kortizon tedavisi gibi bağışıklığı baskılayıcı özellik gösteren ilaçların kullanımı, uzun süreli (kronik) rahatsızlıklar, altta yatan bir kanser hastalığı bulunması, radyoterapi ve cerrahi girişimler hastalığı tetikleyebilir. Zona sağlıklı kişilerde genellikle belirli bir yerle sınırlı, daha az ağrılı olurken, yaşlı hastalarda ve bağışıklık sistemi baskılanmış olan kişilerde daha şiddetli seyreder” açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>ATEŞ, BAŞ AĞRISI VE HALSİZLİK ZONA BELİRTİSİ</strong></p>

<p>Zona hastalığının ilk başta ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi şikayetlerle kendini gösterdiğini vurgulayan Dr. Kübra Esen, “Zonanın çıkacağı bölgede önce kaşınma, batma, bazen ağrı gibi anormal deri duyuları olur. Bu dönemde, kas ağrısı, kalp ağrısı, böbrek ağrısı, apandisit, migren gibi ağrıya yol açabilecek durumlarla karışabilir. Bu belirtileri takiben 3-5 gün içerisinde ağrılı ve ödemli kızarık kabarıklıklar oluşur ve kısa süre sonra grup şeklinde küçük su kabarcıkları gelişir. Bu döküntülerde yanma hissi belirgindir” dedi.</p>

<p><img height="274" src="https://www.igfhaber.com/static/16/1690871148-asm-drkubraesen-gorseli-1690874603-276.jpeg" width="750" /></p>

<p><strong>10 GÜNDE AZALMAYAN BELİRTİLER VARSA DOKTORA BAŞVURULMALI</strong></p>

<p>Zona hastalığının tanısının genel olarak bu rahatsızlığa bağlı oluşan tipik lezyonların görülmesi, klinik belirtiler ve çeşitli testler ışığında gerçekleştirildiğinin altını çizen Dr. Kübra Esen, “Zona tedavisinde antiviral ilaçlar reçetelendirilir ve bu ilaçların kullanımını takiben lezyonların gerilemesi hızlanır ve ağrı hissinin kontrolü sağlanabilir. Antiviral ilaçlar dışında oluşan ağrı ve ödem kontrolü için antienflamatuar ilaçlara başvurulabilir. Uzun dönemli ve şiddetli ağrı hissinde ise narkotik ağrı kesiciler, nöbet engelleyici ilaçlar ve cilt üzerine uygulanabilen anestezik ilaçlar hekimler tarafından reçetelendirilebilir. Antihistaminik grubu ilaçlar zona hastalığında ortaya çıkan kaşıntının giderilmesinde etkilidir. Zona hastalığı birkaç hafta içerisinde düzelme eğiliminde olan bir rahatsızlıktır. Tedaviye rağmen 10 gün içerisinde belirtiler ve şikayetlerde bir düzelme olmaması halinde hekime tekrar başvurulması gerekiyor” hatırlatmasında bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Aug 2023 11:10:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/2023/08/zonanin-en-onemli-nedeni-stres-1690877432.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak havalar da su tüketimine daha fazla ağırlık verin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/sicak-havalar-da-su-tuketimine-daha-fazla-agirlik-verin-78725</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/sicak-havalar-da-su-tuketimine-daha-fazla-agirlik-verin-78725</guid>
                <description><![CDATA[Artan sıcaklarla birlikte su tüketimine daha fazla ağırlık vermek gerektiğini vurgulan Diyetisyen Müge Kinas, "Bu süreçte hafif yiyeceklere, sebze ve meyvelere yönelerek, aşırı yağlı yemeklerden uzak durmalıyız" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2> </h2>

<p>Türkiye'de Mersin Sağlık İşleri Daire Başkanlığı’na bağlı Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’nde görev yapan diyetisyen Müge Kinaş, hava sıcaklıklarına bağlı olarak değişen beslenme düzeni hakkında bilgi verdi. Artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücut sıvısının düşmeye başladığını ve su tüketimine daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini ifade eden Müge Kinaş, “Su tüketimini artırmak adına, suyun yanı sıra taze sıkılmış sebze ve meyve suları, ayran gibi içecekler de tercih edilebilir. Bu süreçte hafif yiyeceklere, sebze ve meyvelere yönelerek, aşırı yağlı yemeklerden uzak durmalıyız” şeklinde konuştu.</p>

<p>Yemek pişirme tekniklerinde daha sağlıklı yöntemler kullanmanın doğru olduğunu kaydeden Kinaş, “Kızartma işlemini daha az tercih ederek haşlama, ızgara ve fırınlama işlemlerine daha çok yer verebiliriz. Yemek öğünlerinde hafif yiyecekler tüketilmeli. Özellikle şeker problemi olan vatandaşların, şeker seviyesini bir anda yükseltecek yiyeceklerden mutlaka uzak durması gerekir” diye konuştu.</p>

<p><strong>"Günlük alınması gereken meyve ve sebze porsiyonu toplamda 5'dir"</strong></p>

<p>Günlük alınması gereken meyve ve sebze porsiyonunun toplamda 5 olduğunu aktaran Kinaş, “İki porsiyon sebze, üç porsiyon meyve ya da üç porsiyon sebze, iki porsiyon meyve olacak şekilde besin tüketmemiz gerekiyor. Yaz mevsiminde bol miktarda meyve ve sebze çeşitliliği var. Ancak bunları tüketirken kontrollü olmak gerekir. Özellikle kavun, karpuz gibi sıvı oranı yüksek, ama şeker oranı da bir o kadar fazla olan meyveleri tüketirken, porsiyonları daha ölçülü olacak şekilde ayarlamamız gerekiyor. Avuç içi büyüklüğünde 2-3 dilim üçgen kavun veya karpuz, bir porsiyon meyve ediyor. O yüzden bu meyveleri tüketirken biraz daha dikkat etmek gerek” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Spor yapmanın özel bir saati olmadığını ve kişinin kendini iyi hissettiği saatte spor yapmasının doğru olduğunu söyleyen Kinaş “Spor yapmak isteyen vatandaşların, bazı istisnalara dikkat etmesi gerekiyor. Güneşin dik açıyla geldiği öğlen saatlerinde spor yapılmaması, özellikle tansiyon problemi olan ya da yaşı ileri olan vatandaşlarımızın da bu saatlerde dışarıya daha korunaklı bir şekilde çıkmaları gerekmektedir”diyerek sözlerini tamamladı.</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Jul 2023 11:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/51e7cf26796674c7f925629908128869.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prezervatiflere delikler açarak kardeş sahibi oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/prezervatiflere-delikler-acarak-kardes-sahibi-oldu-78682</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/prezervatiflere-delikler-acarak-kardes-sahibi-oldu-78682</guid>
                <description><![CDATA[Kardeş sahibi olmak isteyen TikTok kullanıcısı, ebeveynlerinin kullandığı prezervatiflere delikler açarak kardeş sahibi oldu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>TikTok kullanıcısı Keely, ebeveynlerinin haberi olmadan prezervatiflerine delikler açarak kardeş sahibi olduğunu açıkladı. Keely'nin "25 yıllık sırrım" diyerek paylaştığı videosu, 7 milyon kez izlendi. Kullanıcıların tepkileri ise farklı oldu.</span></p>

<h2> </h2>

<h2> </h2>

<p><span xss=removed>TikTok kullanıcısı Keely, 25 yıl önce ebeveynlerinin haberi olmadan prezervatiflerine delikler açarak kardeş sahibi olduğunu açıkladı. Kız kardeşine doğum günü mesajı olarak paylaştığı video,7 milyon kez izlendi. Kullanıcıların tepkileri ise farklı oldu.</span></p>

<p><span xss=removed>Kardeş sahibi olmak isteyen TikTok kullanıcısı olan bir kadın, ebeveynlerinden habersiz prezervatiflerine delikler bir kardeşe sahip olduğunu açıkladı.</span></p>

<h3><span xss=removed>7 MİLYON İZLENDİ</span></h3>

<p><span xss=removed>Keely isimli TikToker, kız kardeşi Sam'e bir doğum günü mesajı olarak bu videoyu paylaştı ve video, yaklaşık 7 milyon kez izlendi.</span></p>

<h3><span xss=removed>25 YILLIK SIR</span></h3>

<p><span xss=removed>"25 yıldır bir sırrım var," diye başladı videodaki metni. "Ve artık bunu paylaşmanın zamanı geldiğini düşünüyorum."</span></p>

<p><span xss=removed>Keely, itirafını annesinden özür dileyerek başlattı. Kendisi ve arkadaşının, prezervatif paketlerine birçok delik açtıklarını söyledi.</span></p>

<h3><span xss=removed>"ÇOK DİKKATLİYDİK"</span></h3>

<p><span xss=removed>Altı ay sonra, annesi hamile olduğunu açıkladı ve Keely bu habere çok sevindi. Ancak yıllar sonra annesi hala, "Nasıl olduğunu bilmiyorum. Çok dikkatliydik," dedi. Keely, annesinden özür dileyerek, "Sam burada olduğu için üzgün değilim," dedi.</span></p>

<p><span xss=removed>Keely, küçükken en iyi arkadaşıyla birlikte ebeveynlerinin yatak odasına gizlice girdiklerini ve yatak masasının üzerinde bir yığın prezervatif bulduklarını anlattı. Arkadaşının, bu prezervatiflerin ne olduğunu ve ne için kullanıldığını ona açıkladığını belirtti. Ayrıca, annesinin bir dikiş iğnesi bulundurduğunu da ifade etti.</span></p>

<p><span xss=removed><img alt="Kardeş sahibi olmak isteyen TikTok kullanıcısı, ebeveynlerinin kullandığı prezervatiflere delikler açarak kardeş sahibi oldu" src="https://i.hbrcdn.com/haber/2023/06/23/kardes-sahibi-olmak-isteyen-tiktok-kullanicisi-16060284_2041_m.jpg" xss=removed></span></p>

<p><span xss=removed>Altı ay sonra, annesi hamile olduğunu açıkladığında, Keely'nin bu hareketinin sonucu ortaya çıktı. Ancak yıllar sonra annesi hala, "Nasıl olduğunu bilmiyorum. Çok dikkatliydik," dedi.</span></p>

<h3><span xss=removed>İZLEYENLER ŞAŞKIN</span></h3>

<p><span xss=removed>Keely'nin ailesinin bu viral videoya nasıl tepki verdiği henüz bilinmiyor. Birçok TikTok kullanıcısı, Keely'nin itirafına karşı şaşkınlıklarını ifade etti. Bir kullanıcı, "Bunu bana zorla bile söyletemezsin," diye güldü.</span></p>

<p><span xss=removed>Bir başka kullanıcı, "Bunu mezarıma kadar götürürdüm," diye espri yaptı. Bir başka kullanıcı ise, "Eğer kız kardeşin seninle sinirlenirse, sadece 'VAROLUŞUN İÇİN TEŞEKKÜR EDERSİN' diyebilirsin," şeklinde vurguladı.</span></p>

<h3><span xss=removed>"ONLARIN HATASI"</span></h3>

<p><span xss=removed>Bir kullanıcı ise ebeveynleri, prezervatifleri iğnenin yanına bırakmakla eleştirdi. "Bu tamamen onların hatası. Kim iğneyi parlak paketlerin yanına bırakır ki," diye yorumladı. Birçok kişi ise, hikayenin çok iyi bir düğün konuşması olacağını belirtti.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jun 2023 08:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/1096f636775ccc00d7518bf490eb61a7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya&#039;da hakim karşısına çıkıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/almanyada-hakim-karsisina-cikiyor-78586</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/almanyada-hakim-karsisina-cikiyor-78586</guid>
                <description><![CDATA[BioNTech şirketi koronavirüs aşısının yan etkileri yüzünden yarın Almanya'da hakim karşısına çıkıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci'nin kurduğu ve 7 milyon kişinin ölümüne sebep olan koronavirüs salgınına karşı mRNA bazlı bir aşı geliştiren BioNTech'i zorlu bir hafta bekliyor. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede kullanılan Comirnaty isimli aşıyı kullananların, aşının "kalıcı yan etkiler ve hasar" bıraktığı gerekçesiyle yargıya başvurmaları sonrasında BioNTech şirketi yarın Almanya'da yargılanacak.</span></p>

<p><span xss=removed><a href="https://www.haberler.com/almanya/" title="Almanya Haberleri, Almanya Haberi, Almanya Haber"><strong>Almanya</strong></a>'da Türk bilim insanları Özlem Türeci ve Uğur Şahin tarafından kurulan şirket, yarın hakim karşısına çıkacak. Almanya'da hizmet veren iki hukuk şirketi, müvekkillerinin başvurusu üzerine yargı sürecini başlattı. Yapılan açıklamada, müvekkillerin sağlığında "kalıcı hasar" oluştuğu ve bu sebeple tazminat davası açıldığı duyuruldu.</span></p>

<h3><span xss=removed>"AŞIDAN SONRA KALP RİTMİNDE BOZUKLUK MEYDANA GELDİ"</span></h3>

<p><span xss=removed>İsmi açıklanmayan kadının orta yaşlı bir sağlık sektörü çalışanı olduğu da belirtildi. Sağlık çalışanının aşı olduktan sonra kalp ritminde bozukluk meydana geldiği ve "beyin sisi" yaşadığı da vurgulandı. Yarın başlayacak yargı sürecinde kadının BioNTech'ten 150 bin euro (yaklaşık 3.7 milyon TL) tazminat istediği de açıklandı.</span></p>

<h3><span xss=removed>1 MİLYON EUROYA KADAR PARA İSTENİYOR</span></h3>

<p><span xss=removed>Hamburg'da bölgesel mahkemesinde görülecek davanın bu yöndeki yüzlerce iddiadan biri olduğu ve iki hukuk şirketi tarafından açılan davalardan 1 milyon euroya kadar para istendiği belirtildi.</span></p>

<h3><span xss=removed>BIONTECH: AŞI İLE YAN ETKİLER ARASINDA NET BİR BAĞ GÖSTEREMEDİLER</span></h3>

<p><span xss=removed>BioNTech ise dava süreciyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, üretilen aşıların güvenlik kontrollerinin yapıldığını ifade etti. BioNTech yetkilileri, "Açılan davada davacı ve avukatları, koronavirüs aşısı ile görülen yan etkiler arasında net bir bağ gösteremedi" ifadesini kullandı.</span></p>

<h3><span xss=removed>ŞİRKET DEĞİL HÜKÜMET ZARAR GÖREBİLİR</span></h3>

<p><span xss=removed>Financial Times, BioNTech'in davayı kaybetmesi durumunda doğrudan şirkete yönelik maddi bir hasarın oluşmayacağının altını çizerken, Avrupa Birliği'nin yasal olarak aşı üreticilerini koruduğunu ve davanın olası bir kaybı durumunda ise hükümetlerin suçlanabileceğini aktardı.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jun 2023 11:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/b34c98ae44f8e48597a81f9efb0874a2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Billur Kalkavan&#039;ın son sözleri ortaya çıktı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/billur-kalkavanin-son-sozleri-ortaya-cikti-78453</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/billur-kalkavanin-son-sozleri-ortaya-cikti-78453</guid>
                <description><![CDATA[Kanserden ölen ünlü oyuncu Billur Kalkavan'ın son sözleri ortaya çıktı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Akciğer kanseriyle mücadele ettiği sırada vücudunda gelişen mantar enfeksiyonu nedeniyle hayatını kaybeden ünlü oyuncu Billur Kalkvan'ın son çektiği videoda kanser hastalarına seslenerek "Korkmayın" mesajı verdiği ortaya çıktı.</span></p>

<p><span xss=removed>6 aydan bu yana akciğer kanseriyle mücadele eden ünlü oyuncu Billur Kalkavan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 59 yaşındaki Kalkavan'ın ölümünü meslektaşı Hamdi Alkan duyurdu. Alkan, "Çok üzgünüm… Işıklar içinde uyu canım Billur" dedi.</span></p>

<h3><span xss=removed>SON VİDEOSUNDA KANSER HASTALARINA SESLENMİŞ</span></h3>

<p><span xss=removed>Bugün hayatını kaybeden oyuncu Billur Kalkavan, Instagram hesabında yayınladığı 5 Eylül tarihli son videosunda, kanser hastalarına seslendi: "Korkmayın"</span></p>

<p> </p>

<h3><span xss=removed>ÜZÜCÜ HABERİ HAMDİ ALKAN VERMİŞTİ</span></h3>

<p><span xss=removed>Billur Kalkavan'ın yaşadığı sağlık sorununu Hamdi Alkan duyurmuştu. Ünlü yönetmen, "Billur Kalkavan'a acil şifalar diliyorum. Güzel yüreğin ve enerjin bu hastalığı yenecektir Billur'cuğum. Daima yanındayım" sözleriyle arkadaşına destek olmuştu.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Oct 2022 11:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/e389b2562be850065632fd13018d310a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: Düzenli fiziksel aktivite COVID-19 riskini azaltabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/arastirma-duzenli-fiziksel-aktivite-covid-19-riskini-azaltabilir-78172</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/arastirma-duzenli-fiziksel-aktivite-covid-19-riskini-azaltabilir-78172</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, düzenli egzersizlerin koronavirüste hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>British Journal of Sports Medicine’da yayımlanan araştırmaya göre, günde 20 dakikalık düzenli fiziksel aktivite, koronavirüse karşı fayda sağlayarak kişilerin ciddi şekilde hasta olmalarının önüne geçiyor.</p>

<p>Araştırma sonuçları, haftalık toplam 150 dakika orta-yoğunlukta ya da 75 dakika yoğun çalışmanın en iyi korumayı sağladığını gösteriyor.</p>

<p>Uzmanlar, düzenli egzersizlerin solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu etkisini biliyor.</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivitenin, koronavirüsün obezite ve tip 2 diyabet gibi hastalıklara neden olma riskini azalttığına da dikkat çekiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar öte yandan, analizin sınırlılığı nedeniyle bulguların dikkatli şekilde yorumlanması gerektiğini belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Aug 2022 11:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/0e4306cc4203842373b1846496bfd625.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kimse bu kadarını beklemiyordu: Sayı ikiye katlandı! Porno...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/kimse-bu-kadarini-beklemiyordu-sayi-ikiye-katlandi-porno-78171</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/kimse-bu-kadarini-beklemiyordu-sayi-ikiye-katlandi-porno-78171</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar koronavirüs pandemisi sonrası dünya çapında birçok şirketin evden çalışma sistemine geçmesi sonrası porno bağımlılığında bir artış olduğunu öne sürdü. Özellikle İngiltere’de rekor sayıda İngiliz'in porno bağımlılığından kurtulmak için kliniklere başvurduğunu belirtti.</p>

<p>Uzmanlar, porno bağımlılığına harcanan saatlerin 2019'a kıyasla iki katına çıktığını söylüyor. Her ay izleyici sayısı katlanarak artan porno filmlerine olan bağımlılık, bağımlılarını gerçek hayattan koparıyor.</p>

<p> </p>

<h3>YARDIM İSTİYORLAR</h3>

<p>Pandemi sırasında uzaktan çalışmanın yaygınlaştığı bu sorun için özellikle İngiltere’de rakam korkunç boyutlara ulaştı. İngilizler bu bağımlılıktan kurtulmak için uzmanlardan yardım istiyor. Doktorlar, sadece birkaç tık ötede hemen ulaşılabilen yetişkin içerikli videoların sıradan kullanıcıları bile bağımlıya dönüştürdüğünü ve sorunu olanları daha da kötüleştirdiğini söylüyor.</p>

<p> </p>

<h3>GÜNDE 14 SAAT PORNO İZLİYOR</h3>

<p>İngiltere'nin en büyük seks ve porno bağımlılığı kliniği olan Londra'daki Laurel Center, günde 14 saate kadar porno izleyen bazı uzaktan çalışanları tedavi ettiğini söylüyor.</p>

<p>Merkezin klinik direktörü Dr. Paula Hall, WFH'nin insanların artık bilgisayarlarının başında her zamankinden daha fazla yalnız zaman geçirdikleri anlamına geldiğini söyledi. Dr. Hall, bu yıl kliniğe gelen hastaların daha yoğun tedaviye ihtiyacı olduğunu söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Aug 2022 10:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/3c826a52422ee71b1bd7d5a3e6911199.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çayın bilinmeyen zararını açıkladı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/cayin-bilinmeyen-zararini-acikladi-78029</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/cayin-bilinmeyen-zararini-acikladi-78029</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Canan Karatay, halk sağlığıyla ilgili yaptığı açıklamaların yanı sıra besinlerin içerikleri ile ilgili az bilinen bilgileri kamuoyu ile paylaşıyor. Canan Karatay, Türkiye’de en çok tüketilen içeceklerin ilk sıralarında yer alan çay ile ilgili açıklamasıyla tiryakileri bir hayli üzdü. Çay tiryakilerini uyaran Canan Karatay, sürekli tüketilen siyah çayın önemli bir zararı hakkında bilgilendirme yaptı.</p>

<p>Prof. Dr. Canan Karatay, ezber bozan açıklamalarıyla gündemden düşmüyor. Canan Karatay’ın bu açıklaması çay tiryakilerini çok üzecek. Günün her saati sorgusuz sualsiz hatta neredeyse sürekli tüketilen çayın önemli bir zararını hatırlatan Karatay, dikkatli olunması gerektiğini söyledi.</p>

<h3>ÇAYIN AZ BİLİNEN ZARARI</h3>

<p>Çay doğru ve kararında tüketildiğinde vücut için faydası vardır. Yapılan çalışmalarda şekersiz tüketilen çayın kalp sağlığı için faydalı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca çay bağırsak sağlığını da iyileştirmektedir. Şekersiz içilen çayın kan şekeri seviyesini de düşürdüğü biliniyor. Odaklanmayı da artıran bir içecek olan çay birden çok faydası olan bir içecektir. Ancak çayın bilinmeyen zararları da var...</p>

<p>Uzmanlara göre gereğinden fazla çay tüketmek:</p>

<p>Mide bulantısı,<br>
Baş ağrısı<br>
Sinir bozukluğuna yol açıyor.<br>
Aşırı çay tüketimi kalpte çarpıntı ve elde titreme sorunlarına da yol açıyor.<br>
En büyük mesele ise kansızlık ve demir eksikliğine yol açması.<br>
"GEÇMİŞTE BÖYLE BİR ŞEY YOKTU"</p>

<p>Üstelik bu soruna yol açtığını tüm uzmanlar söylediği gibi sağlıklı beslenme konusundaki açıklamalarıyla dikkat çeken doktorlarımızdan biri olan Prof. Dr. Canan Karatay'da söylüyor.</p>

<p>Canan Karatay hasta olmak istemeyenlere özel tarifini verdi: Paça çorbası değil!<br>
Cumhuriyet'te yer alan habere göre; Prof. Dr. Canan Karatay çay tüketenleri uyardı. Sağlıklı yeme içme konusunda kamuoyuyla paylaştığı görüşleri nedeniyle sık sık gündem olan Prof. Dr. Canan Karatay, Habertürk’ten Hülya Hökenek'in sorularını yanıtladı.</p>

<p>Canan Karatay burada çayla ilgili yapmış olduğu açıklamada ''Çay yeni çıkmış bir alışkanlıktır. Geçmişte böyle bir şey yoktu. Seneler önce kahve içilirdi. Ben çaya karşı değilim. Ama yemek yedikten sonra hemen içilmemelidir. 4 saat sonra içilmelidir. Hemen içilmeli kronik kansızlık sebebidir. Demir eksikliğine yol açar'' ifadelerine yer verdi</p>

<p>&lt;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Aug 2022 10:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/d71a132e064fdbb59177e579bc390488.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ne ateş ne de öksürük! Koronavirüsün en yaygın yeni belirtisi şiddetli boğaz ağrısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://kibrishabersitesi.com/haber/ne-ates-ne-de-oksuruk-koronavirusun-en-yaygin-yeni-belirtisi-siddetli-bogaz-agrisi-77912</link>
                <guid>https://kibrishabersitesi.com/haber/ne-ates-ne-de-oksuruk-koronavirusun-en-yaygin-yeni-belirtisi-siddetli-bogaz-agrisi-77912</guid>
                <description><![CDATA[Ne ateş ne de öksürük! Koronavirüsün en yaygın yeni belirtisi şiddetli boğaz ağrısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span xss=removed>Türkiye'de ve dünyada koronavirüs vakalarının yeniden yükselişe geçmesi panik yaratırken, yeniden maske ve mesafe uyarıları yapılmaya başlandı. Daha öncesinde en belirgin semptomu ateş ve öksürük olarak görülen koronavirüste şu anda yaygın olarak boğaz ağrısının kendisini gösterdiği belirtildi.</span></h2>

<p><span xss=removed><a href="https://www.haberler.com/koronavirus/" title="Koronavirüs Haberleri, Koronavirüs Haberi, Koronavirüs Haber"><strong>Koronavirüs</strong></a> başta ülkemiz olmak üzere dünya genelinde yeniden artış gösterdi. Virüsün yeniden artmaya başlamasında maske ve mesafe kurallarının gevşetilmesinin de etkisi olduğu belirtiliyor.</span></p>

<h3><span xss=removed>BOĞAZ AĞRISI YAŞADILAR</span></h3>

<p><span xss=removed>İngiltere'de 17 bin 500 koronavirüs hastası üzerinde yapılan bir çalışmada ise dikkat çeken sonuçlar elde edildi. Doktorlar, hastalar üzerinde yaptıkları araştırma sonucunda çoğunun boğaz ağrısı yaşadığını tespit etti. Koronavirüsün daha önceki yaygın belirtileri arasında ateş ve öksürük görülüyordu.</span></p>

<h3><span xss=removed>TAT KAYBI DAHA AZ</span></h3>

<p><span xss=removed>Doktorlar, salgının başında yüksek derecede seyreden koku ve tat kayıplarına da şu anda hastalarda daha az rastlandığını ifade etti.</span></p>

<h3><span xss=removed>DETAYLARA DA YER VERİLDİ</span></h3>

<p><span xss=removed>Araştırmanın sonucunda koronavirüsün daha sık rastlanan yeni belirtilerine de yer verildi. İlk 20'yi şu belirtiler aldı:</span></p>

<ul>
 <li><span xss=removed>Boğaz ağrısı - yüzde 58 oranında rapor edildi</span></li>
 <li><span xss=removed>Tıkalı burun - yüzde 40</span></li>
 <li><span xss=removed>Balgamsız öksürük - yüzde 40</span></li>
 <li><span xss=removed>Burun akıntısı - yüzde 40</span></li>
 <li><span xss=removed>Balgamlı öksürük - yüzde 37</span></li>
 <li><span xss=removed>Kısık ses - yüzde 35</span></li>
 <li><span xss=removed>Hapşırma - yüzde 32</span></li>
 <li><span xss=removed>Yorgunluk - yüzde 27</span></li>
 <li><span xss=removed>Kas ağrıları/ağrıları - yüzde 25</span></li>
 <li><span xss=removed>Baş dönmesi, sersemlik - yüzde 18</span></li>
 <li><span xss=removed>Şişmiş boyun bezleri - yüzde 15</span></li>
 <li><span xss=removed>Göz ağrısı - yüzde 14</span></li>
 <li><span xss=removed>Değişen koku - yüzde 13</span></li>
 <li><span xss=removed>Göğüs ağrısı sıkışması - yüzde 13</span></li>
 <li><span xss=removed>Ateş - yüzde 13</span></li>
 <li><span xss=removed>Titreme veya titreme - yüzde 12</span></li>
 <li><span xss=removed>Nefes darlığı - yüzde 11</span></li>
 <li><span xss=removed>Kulak ağrısı - yüzde 11</span></li>
 <li><span xss=removed>Koku kaybı - yüzde 10.</span></li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Jul 2022 08:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://kibrishabersitesi.com/images/haberler/94fce50a7e44a976e2c471bec00d5ccb.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
