Arıların binlerce çiçekten topladığı nektarla oluşan bal, doğadan sofraya uzanan yolculuğunda hem besleyici hem de şifa kaynağı olarak öne çıkıyor. İçeriği, rengi, aroması ve sağlık üzerindeki etkileri ise arıların bulunduğu coğrafya ve beslendiği bitki çeşitliliğine göre değişiklik gösteriyor.
Türkiye’nin zengin flora yapısı, bal çeşitliliği açısından önemli bir avantaja sahip. Çam, kestane, lavanta, kekik ve narenciye balları gibi birçok tür, kendine özgü özellikleriyle dikkat çekiyor. Kimi ballar yoğun aromasıyla öne çıkarken, kimileri hafif tadı ve özel bileşenleri nedeniyle tercih ediliyor.
Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Meral Kekeçoğlu, balların genel olarak monofloral ve polifloral olmak üzere iki gruba ayrıldığını belirtiyor. Monofloral ballar, arıların ağırlıklı olarak tek bir bitkiden nektar toplamasıyla oluşuyor. Türk Gıda Kodeksi’ne göre, belirli oranlarda tek bir bitkinin polenini içeren ballar, o bitkinin adıyla anılıyor.
Kestane balı, yüksek fenolik bileşik içeriği sayesinde antioksidan ve antibakteriyel özellikleriyle öne çıkıyor. Özellikle dolaşım sistemi ve kalp sağlığı üzerinde olumlu etkileri bulunan bu bal türü, sınırlı üretimi nedeniyle diğer ballara kıyasla daha yüksek fiyatlarla satılıyor. Kekik balı ağız ve idrar yolu enfeksiyonlarında, meşe balı kansızlıkta, sedir balı ise antiseptik özelliğiyle biliniyor.
Salgı balları olarak adlandırılan çam, sedir ve meşe balları ise polen içermemeleriyle çiçek ballarından ayrılıyor. Çam balının bağışıklık sistemini desteklediği, solunum yolu rahatsızlıklarında balgam söktürücü etkisinin bulunduğu ve mide sorunlarına iyi geldiği ifade ediliyor.
Bal tüketimiyle ilgili en çok merak edilen konulardan biri de diyabet hastalarının bal tüketip tüketemeyeceği. Uzmanlar, çam, kestane, akasya ve ıhlamur gibi bazı balların düşük glisemik indekse sahip olduğunu ve kan şekerini daha yavaş yükselttiğini belirtiyor. Ancak bu noktada balın ham ve katkısız olması büyük önem taşıyor.
Petek bal ile süzme bal arasındaki farklara da değinen Prof. Dr. Kekeçoğlu, kalıntı riski göz önüne alındığında süzme balın daha güvenilir olabileceğini ifade ediyor. Buna karşın, arının tamamen kendi ördüğü petekten elde edilen balın da doğru koşullarda üretildiğinde sağlık açısından önemli faydalar sunduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, balın bilinçli ve ölçülü tüketilmesinin, hem sağlığın korunması hem de doğal şifa kaynağından en iyi şekilde faydalanılması açısından önemli olduğuna dikkat çekiyor.



























Yorum Yazın